Yazılar

5237 SAYILI KANUN- TÜRK CEZA KANUNU

5237 sayılı kanun Türk Ceza Kanunumuzdur. 2005 yılından bu yana da işbu kanun yürürlüktedir. Yeni Türk Ceza Kanunu iki kitaptan oluşmaktadır. Birinci kitap genel hükümler, ikinci kitap özel hükümleri içermektedir. Kabahatlere yer verilmemiştir. Kabahatler idari para cezalarını içeren fiiller sayılmış ve ayrı bir düzenleme konusu olmuştur.Kabahatler kanunu ayrı bir kanunda düzenlendiğinden Türk Ceza Kanunu kapsamında değildir.

Türk Ceza Kanunu nedir?

Genel hükümler üç kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda temel ilkeler, tanımlar ve kanunun uygulama alanı, ikinci kısımda ceza sorumluluğunun esasları, üçüncü kısımda yaptırımlar düzenlenmiştir.

Birinci kısım iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde temel ilkeler ve tanımlar (kanunilik ilkesi, kanunun bağlayıcılığı, kanun önünde eşitlik, özel kanunlarla ilişki vs.), ikinci bölümde kanunun uygulama alanı (zaman bakımından uygulama, yer bakımından uygulama, görev suçları, hak yoksunluklar vs.), düzenlenmiştir.

5237 SAYILI KANUN- TÜRK CEZA KANUNU

5237 SAYILI KANUN- TÜRK CEZA KANUNU

İkinci kısım beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ceza sorumluluğunun şahsiliği, kast ve taksir (şahsilik, kast, taksir, netice sebebiyle ağırlaşmış suç), ikinci kısımda ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler (kanunun hükmü ve amirin emri, meşru savunma ve zorunluluk hali, hata, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı vs), üçüncü bölümde suça teşebbüs, dördüncü bölümde iştirak, beşinci bölümde suçların içtimaı düzenlenmiştir.

Yaptırımların düzenlenmiş olduğu üçüncü kısım dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde cezalar (hapis cezaları, para cezaları, hapis cezalarına seçenek yaptırımlar, ikinci bölümde güvenlik tedbirleri (müsadere, çocuklar ve akıl hastaları için güvenlik tedbirleri, tekerrür, tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri vs), üçüncü bölümde cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi ( cezanın belirlenmesi, takdiri indirim sebepleri, mahsup), dördüncü bölümde dava ve cezanın düşürülmesi (sanığın veya hükümlünün ölümü, af, dava zaman aşımı, ceza zaman aşımı ve hak yoksunlukları, zaman aşımlarının kesilmesi, şikayet, uzlaşma, ön ödeme vs.) düzenlenmiştir.

İkinci kitabı oluşturan özel hükümler dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda uluslararası suçlar, ikinci kısımda kişilere karşı suçlar, üçüncü kısımda topluma karşı suçlar, dördüncü kısımda millete ve devlete karşı suçlar ve son hükümler yer almıştır.

Türk Ceza Kanunu nasıl oluşturulmuştur?

Kısımların oluşturulmasında temel ölçü olarak, birinci derecede suçun mağduru, korunan hukuki yarar ve suçun konusu göz önünde tutulmuştur.

Kısımlar bölümlere ayrılmıştır. Her bölüm kanunen hukuki yarar ve suçun hukuki konusuna göre oluşturulmuştur. Bölümler suçların tanımlarında oluşmaktadır. Bunların düzenlenmesinde suçun maddi unsuru, maddi konusu, işlenme şekli, suçta kullanılan vasıta, işlenme zamanı, işlenme yeri, netice, suçun manevi unsuru, kast, özel kast, taksir, pişmanlık, fail ve mağdurun özellikleri, fail ve mağdur ilişkisi göz önünde bulundurulmuştur.

Birinci kısım uluslararası suçlar başlığını taşımaktadır. Böyle bir başlık isabetli değildir. Çünkü suç mağduru veya korunan hukuki menfaat belli değildir. Başlık uluslar arası düzen veya uluslar arası topluma karşı suçlar ismini taşımalıydı. Söz konusu kısım iki bölümden oluşmuştur. Birinci kısım soykırım ve insanlığa karşı suçları, ikinci bölüm göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçlarını düzenlemektedir.

İkinci kısımda kişinin hayatına, vücuduna, şerefine, cinsel dokunulmazlığına, özgürlüğüne, özel hayatına ve malına karşı suçlar düzenlenmiştir.

Önceki kanunlardan farklı olarak kişiye karşı işlenen suçların kapsamı ( cinsel dokunulmazlık, özel hayat) genişlemiştir.

Üçüncü kısmı oluşturan topluma karşı suçlar başlığı altında toplum için tehlike yaratan (yangın, su baskını, tehlikeli madde bulundurma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma) çevre suçları, genel sağlığa karşı suçlar, kamu güvenine karşı suçlar, kamu barışına karşı suçlar, ulaşım araçlarına karşı suçlar ve genel ahlaka karşı suçlar, aile düzenine karşı suçlar, ekonomi sanayi ve ticarete ilişkin suçlar, bilişim alanına suçlar yer almıştır.

Millete ve devlete karşı suçlar kısmında, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine, adliyeye, devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına, devletin güvenliğine, anayasal düzene, milli savunmaya, devlet sırlarına ve devletin yabancı devletlerle ilişkilerine karşı suçlar yer almıştır.

Genel hükümler tarihi süreç içinde özel hükümlerin müşterek yanlarının bir araya getirilmesiyle suretiyle hukukçular tarafından oluşturulmuş ve 19. yy başlarından bugüne tüm modern konularda yer almıştır.

Özel hükümler suçun özel unsurlarını düzenlemektedir. Bu nedenle özel hükümlerin genel hükümler olmadan hiçbir anlamı olmayacaktır. Genel hükümler özel hükümleri tamamlamaları ve tüm suçlara ilişkin olmaları nedeniyle daha genel ve esnektirler. Sentez metoduyla düzenlenmişlerdir.

SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME NEDENİYLE BOŞANMA DAVALARINA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davalarına ilişkin olarak Yargıtay’ın verdiği birkaç emsal kararı sizlerle paylaşıyoruz:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         

2019/1543 E.  ,  2019/4269 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVALI (KISITLI) : …
VASİ : …
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın dava dilekçesinde suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1) hukuki sebeplerine dayalı olarak boşanma talep etmiş, mahkemece kısa kararda, “Davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına” karar verilmek sureti ile her iki dava kabul edildiği halde, hükmün gerekçesinde dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davası olarak nitelendirilerek, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca boşanma kararı verildiği belirtilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmuştur (HMK m.297). Gerekçe ile hüküm arasında oluşan çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.04.2019

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat sürme Nedeni ile boşanma Yargıtay Kararları

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat sürme Nedeni ile boşanma Yargıtay Kararları

Ankara Nafaka Avukatı ile ilgili soru ve önerilerinizi Ankara Boşanma Avukatı Tülin Babaoğlan’a danışabilirsiniz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         2017/4602 E.  ,  2018/14854 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; davasının yalnızca Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. hukuki sebebine dayalı olarak kabul edilmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 161. ve 163. maddeleri hukuki nedenine dayalı boşanma taleplerinin reddi, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası, kadın yararına vekalet ücreti takdiri ile kendi yararına vekalet ücreti verilmemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 18/12/2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı … vekili Av. … ile karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı … ve vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının münhasıran Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesine dayalı boşanma talebinin reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın, zina (TMK m. 161), haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) ve evlilik birliğinin sarsılması sebeplerine (TMK m. 166/1) dayalı olarak da boşanma talebinde bulunmuş mahkemece kadının zina (TMK m. 161) sebebine dayalı boşanma talebinin reddine, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca açılan davasının ise kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Mahkemece; davalı erkeğin, evlilik devam ederken, Ş. isimli kadınla ilişkisinin olduğu, eşine karşı sadakatsiz davrandığı ancak halen eylemin devam ettiğine ilişkin kesin kanıtlar bulunmadığı, tanıkların beyanlarında yer ile zaman mefhumunun belirtilmediği, erkeğin ilişkisi olan kadının hamile olduğunun da ispatlanamadığı gerekçeleriyle davacı kadının zina sebebiyle açılan davasının reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, gerek tanık olarak dinlenen ortak çocuk Burak’ın gerekse diğer tanık …’in anlatımları ile davacı tarafından dosyaya sunulan, davalı ile bir başka kadının farklı farklı mekanlarda ve zamanlarda çektirdiği anlaşılan ve davalının olağanın dışındaki samimi pozlarını içeren fotoğraflar hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı kadın tarafından davalı erkeğin zinasının ispatlandığının kabulü gerekir. O halde davacı kadının zinaya dayalı (TMK m. 161) boşanma talebinin de kabul edilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre, davacı kadının Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayalı boşanma talebi yönünden yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelmekle kadının diğer, erkeğin ise tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan davacı kadının Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesine dayalı boşanma talebine yönelik temyiz itirazlarının ise reddiyle buna ilişkin hükmün yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Mehmet’den alınarak Hanife’ye verilmesine, 1.630 TL vekalet ücretinin Hanife’den alınarak Mehmet’e verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.12.2018(Salı)

 

BOŞANMA DAVALARINDA MAL PAYLAŞIMI

Boşanma davalarında mal paylaşımı sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan birtanesidir. Bu konuya özet hali ile değinmek istiyoruz.

Boşanma davalarında malların paylaşımı nasıl olur?

01.01.2002 tarihinden itibaren Türk Medeni Kanunu’muz eşler arasındaki yasal mal rejimini edinilmiş mallara katılma rejimi olarak kabul etmiştir. Medeni kanun’un 218 ile 241. Maddeleri arasında düzenlenen hükümlere göre taraflar aralarında başkaca mal rejimlerinden birisini kabul etmemiş ise edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır.

Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı

Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı

Edinilmiş Mal rejiminde edinilmiş mal ve kişisel mal olmak üzere iki tür mal vardır. Bu iki tür mal dışında eşler arasında paylı mülkiyette söz konusu olabilir. Ancak burada en önemli husus belirli bir malın sadece kendisine ait olduğunu iddia eden kimse onu ispat etmekle yükümlüdür.

Çalışmayan eş mallar üzerinde hak iddia edebilir mi?

Edinilmiş mallara katılma rejiminin en belirgin özelliklerinden bir tanesi malların paylaşımı esnasında tarafların çalışıp çalışmadığına bakılmamasıdır. Yani çalışmayan eş de mallar üzerinde hak sahibidir.

Mal Rejimi ne zaman sona erer?

Edinilmiş mallara katılma rejimi aşağıdaki hallerde sona erer:

  • Eşlerden birinin ölmesi halinde
  • Eşlerin benimsedikleri mal rejimini değiştirmeleri halinde
  • Mal ayrılığına geçilmesi halinde
  • Boşanma ve evliliğin iptali davalarının açılması halinde

 

Mal Rejiminin sona ermesinin sonuçları nelerdir?

Mal rejiminin sona ermesi ile birlikte eşler birbirlerinde bulunan mallarını geri alırlar.Eşler arasında paylı mülkiyet söz konusu ise Medeni Kanun hükümlerince bu durum çözümlenir. Karşılıklı borçlar düzenlenir. Eşlerin diğer eşin üzerine kayıtlı malların düzenlenmesine, iyileştirilmesine, korunmasına yönelik olarak yaptıkları katkıyı geri alırlar. Bununla beraber kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme yapılır. Ekleme ve denkleştirmeden sonra artık değere katılma alacaklarını alırlar. Bu şekilde mal rejiminin tasfiyesi sonucunda tarafların katılma alacakları hesaplanacaktır.

Görüldüğü üzere bu konular fazlaca uzmanlık gerektirmektedir. Bu hakların talep edilmesi için de mutlaka dava açılması gerekmektedir. Boşanma davası ile talep edilen mal rejimine ilişkin haklar dosyadan tefrik edilecek ve ayrı bir esasa kaydedilecektir.
Ankara Nafaka AvukatıEğer ki nafaka, Tazminat ile ilgili soru ve önerileriniz var ise online chat bölümünden Ankara Boşanma Avukatı Tülin Babaoğlan’a soru ve önerilerinizi danışabilirsiniz.