Yazılar

Cinsel Şantaj

ŞANTAJ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

  • Cinsel ilişkiye ait görüntüleri internette ifşa edeceğini söylemek şantaj suçunu oluşturur. Buna ilişkin Yargıtay Kararından birkaçını sizlerle paylaşıyoruz.
Şantaj Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Şantaj Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

YARGITAY 4. Ceza Dairesi
Esas: 2013/39185
Karar: 2015/1243

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Sanık hakkında hakaret suçundan verilen beraat kararı yönünden;

Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan Tülin Kurutaş vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2-Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın katılan ve kızı P… ile rızaen girdiği cinsel ilişkiye ait görüntüleri gerek katılanın akrabalarına gerekse internet üzerinde ifşa edeceğini söyleyerek 2003 yılından şikayet tarihi olan 18.01.2008 tarihinde kadar olan süreç içerisinde önce küçük miktarlarda, daha sonra da katılanın banka kredisi çekip ziynet eşyalarını bozdurmasına sebep olacak şekilde büyük miktarda paraların kendisine verilmesini bilahare katılanın malvarlığını ele geçirmeye yönelik noterden adına kayıtlı gayrimenkullerin devri için vekaletname verilmesini sağladığı, katılanın ilk verdiği vekaletnameden bir saat sonra sanığı azletmesi sonrası ikinci ve üçüncü vekaletnameleri yine katılanı aynı şekilde zorlayarak aldığı, üçüncü vekaletmeyi aldığı gün katılana ait 800.000 tl değerindeki taşınmazların üçüncü bir şahsa gayrımenkul satış vaadi sözleşmesiyle noterden devrini vaaddettiği ve bu bedeli tahsil ettiği, katılanın Cumhuriyet Savcılığına şikayeti sonrası hukuk mahkemesine açtığı dava ile gayrımenkul satış sözleşmesini iptalini sağlamak zorunda kalması biçiminde gerçekleştiği mahkemece de kabul edilen olay bütünlüğü içerisinde sanığın;

Eylemini 5 yıl gibi bir süreç içerisinde ısrarla, yoğun kast altında herhangi bir pişmanlık sergilemeyerek gerçekleştirdiği, elde ettiği menfaatlerin miktarları da gözetildiğinde temel ceza ile TCK’nın 43. maddesi uyarınca yapılacak artırım miktarının üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan T… vekili ve sanık U… müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Ankara Ceza AvukatıTülin Babaoğlan Yılmaz Ankara’da Ceza Avukatı olarak faaliyet göstermektedir. Eğer Şantaj, Cinsel Suç ile ilgili Ankara’da Avukat ihtiyacınız var ise Tülin Babaoğlan’dan destek alabilirsiniz.

T.C
YARGITAY
12.CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2015 / 5128
KARAR NO: 2016 / 10207
KARAR TARİHİ: 15.06.2016

BİLGİ SAYAR TAMİRCİSİNİN, MÜŞTERİSİNİN BİLGİSAYARINDAKİ ÖZEL YAŞAM GÖRÜNTÜLERİNİ KOPYALAYIP ŞANTAJ YAPMASI.



Dava ve Karar: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve şantaj suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar ….ve …. müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ….. ve ….müdafii ile katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Oluşa ve dosya kapsamına göre; mağdurun, doktor olarak çalıştığı özel hastanede farklı kadınlarla cinsel ilişkiye girdiği esnada gizlice kaydettiği görüntüleri bilgisayarına depoladığı ve 2010 yılı içerisinde arızalanan bilgisayarının tamiri için sanık …’ın çalışmakta olduğu firmayla anlaştığı, sanık …’ın mağdura ait bilgisayarı tamir ederken, mağdurun cinsel içerikli görüntülerini fark edip, kişisel hard diskine bu görüntüleri kopyaladığı ve adı geçen sanığın firmadan ayrıldığı 2012 yılında, arkadaşları olan diğer sanıklar ….. ve ….ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, mağdurdan görüntüleri iade etme karşılığında para talep edip, aksi takdirde görüntüleri yayacakları tehdidiyle mağdura şantaj yaparak, söz konusu görüntüleri CD’ler halinde çoğalttıkları ve sanıkların 15.06.2012 günü kolluk görevlilerince yakalandıkları olayda,

Sanık …’ın mesleğinin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle ele geçirip, birlikte hareket eden sanıklar tarafından şantaj suçunda kullanılmak için çoğaltılan mağdurun cinsel mahremiyetine ilişkin görüntülerin, mağdurun özel yaşam alanı kapsamında bulunduğu gözetilerek ve TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler de nazara alınarak, görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı sanık …’ın TCK’nın 134/1-2, 137/1-b; TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 134/1-2; sanıklar …. ve ….i’nin TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 134/1-2. maddeleri gereğince ve anılan suç açısından 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 81. maddesi ile yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, şantaj suçundan dolayı sanıkların TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 107/2. maddesi atfıyla 107/1. maddesi uyarınca ve her iki suçtan temel cezalarda asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanıklar hakkında TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı mahkumiyet hükümleri kurulması ve gerek verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme gerek şantaj suçlarından hükmedilen temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi,

2- TCK’nın 51/1-(b) maddesi uyarınca, sanıkların suçları işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık duyup duymadığı irdelenip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen ve kanundaki ibarelerin tekrarına dayalı gerekçelerle sanıklara hükmolunan hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de:

Sanıklar hakkında şantaj ve sanıklar ….. ve …. hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından dolayı hükmedilen kısa süreli hapis cezalarının ertelenmiş olması karşısında TCK’nın 53/4. maddesi gereğince aynı maddenin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin ve sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı hükmedilen uzun süreli hapis cezasının ertelenmiş olması karşısında TCK’nın 53/3. maddesi gereğince sanık …’ın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksun bırakılamayacağının gözetilmemesi,

3- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4- Adli emanete alınan eşyalar hakkında bir karar verilmemesi,

SONUÇ: Kanuna aykırı olup, sanıklar ….. ve ….müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,15.06.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

 

ŞANTAJ

 Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj suçu nasıl düzenlenmiştir?

Türk Ceza Kanu’nun 107. maddede kanun şantaj suçunu düzenlemiştir. Madde hükmü şu şekildedir:

“Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj suçu nasıl düzenlenmiştir? | Şantaj suçunun unsurları nelerdir? Ankara Ceza Avukatı Avukat Tülin Babaoğlan Anlatıyor...

Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj suçu nasıl düzenlenmiştir? | Şantaj suçunun unsurları nelerdir? Ankara Ceza Avukatı Avukat Tülin Babaoğlan Anlatıyor…

Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre ceza hükmolunur.”

Kanun bir kimsenin bir başkasına şantaj yoluyla bir şeyi yapmaya veya yapmamasına yada haksız yere çıkar elde etmesini zorlamasını cezalandırmıştır. Suçu unsurları bakımından tehditten ayırt etmek gerekir. Tehditte failin yasal bir hakkı kullanması söz konusu değildir. Kendi istediklerine yönelik olarak bir harekete geçilmesi için davranır. Ancak temel ayırt edici husus şantaj da failin yasal haklarını kullanmak ya da kullanmamak için bu hareketi yapmasıdır. Bu husus oldukça önemlidir bu sebeple de bu konularda mutlaka alanında uzman ceza davaları ile ilgilenen sizlere göre belirlenen en iyi avukatlarla çalışmanız tavsiye edilir.

Failin kendisi veya bir başkası içinde çıkar elde ediyor olabilir. Mağdur failin zorlamaları sonucunda zarar görmek ikilemi ile  karşı karşıyadır bu ya failin istediğini yapmak veya yapmamak arasındadır. Söz konusu zarar mağdurun normalde yapma veya yapmama hakkı olan bir şeyin aksini yapması sonucu ortaya çıkar. Örneğin karşı taraf bulunduğu ve yaşadığı topluma göre uygunsuz bir harekette bulunmuştur, bu durumda o hareketi yapan kişi bu durumun ortaya çıkmasından ve resmi makamlar tarafından yargılanma ve ceza alma ihtimalinden korkmaktadır. Bu sebeple de şantaj suçunun faili bu korkuyu kullanarak istediklerini yaptırmaya çalışır.

Şantaj suçunda mağdur kişi ya failin istediğini yapmak ya da bir zarar alması durumunda olduğu için özgür değildir. Baskı ve tehdit altındadır. Fail bir kimseyi herhangi bi şeye zorunlu kılmaktadır. O kişiye bir şey yaptırmakta veya yaptırmamakta veya failin kendisine veya başkasına hukuka aykırı olarak haksız kazanç veya herhangi bir menfaat temin etmeye çalışmasıdır. Bu durumda mağdur ya başına gelecek zarara,kötülüğe razı olacaktır ya da istediği menfaati ona sağlayacaktır. Mağdurda özgür irade yoktur.

Fail eylemi uygularken yapacağı kötülüklerden mağdura söz etmekte, tersine hukuken hakkı olan, yetkisi dahilinde mağduru yapacağından veya yapmayacağından bahsederek zorlamaktadır. Örneğin şantaj suçunun faili bir kişiyi hırsızlık yaparken görmüştür. Bunu da normalde ihbar etme yükümlülüğü vardır. Ancak fail bunun yerine şantaj suçunun mağduruna “bana şunları verirsen, yahut yaparsan seni polise ihbar etmem” demektedir.

Hakkında yolsuzluk ile anılan siyasi bir kişiye, menfaat elde etmek için yolsuzlukları haber yapmama karşılığı bir iş yaptırılması gibi.

Mağdurdan istenilen eylem fiilen hukuka uygun da olabilir. Bir iş insanı hakkında ticari ünvanı’na zarar verecek haber yapılması karşılığında, iş insanından bir yardım kurumuna bağış yapmasını istemekte olduğu gibi.

Şantaj suçunun unsurları nelerdir?

Kişinin manevi özgürlüğü suçun koruduğu hukuki menfaatidir. Çoğu zaman kamu idaresine işlenen bir suç da olabilir. Bahsi geçen suç birçok hukuki menfaati ihlal eden suçlardandır.

Mağdur kişi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de  olabilir. Yalnız bu tüzel kişinin mağdur olabilmesi için failin uyguladığı eyleme tüzel kişinin temsilcisi muhatap olarak istemi yerine getiren temsilci tüzel kişinin adına hareket etmelidir.

Suçun oluşumunda failin istediği menfaati elde etmesi şart değildir, failin mağduru zorlaması anı yeterlidir.

Suç unsuru manevi kasıttır kastetmesi yeterlidir. Fail mağdur kişiyi hakkı olan bir şeyi yapacağına veya bahisle kanuna uymayan veya yükümlü olmadığı her hangi bir şeyi yaptırmaya veya yapmamaya ya da haksız kazanç elde etmesine bilerek kasıtlı ve isteyerek zorlamalıdır.

 

Ankara Boşanma Avukatı Tülin Babaoğlan Yılmaz Ankara Boşanma Davalarına, Ankara Ceza Davalarına Bakan Avukatlardandır. Seçiminiz Doğrultusunda Avukat arayışındaysanız Ankara Ceza Avukatı Tülin Babaoğlan ile çalışabilirsiniz. Soru ve Önerileriniz için Online Chat’den yazabilirsiniz.

 

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDE YOKSUN KILMA SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel halinin cezası bir ile beş yıl arası hapis cezasıdır. Nitelikli halinin cezası ise iki yıldan yedi yıla kadardır. Suçun ve konunun önemine binaen Ankara avukatlarından ve Ankara ceza avukatlarından olan;

Av. Tülin Yılmaz bu yazısında sizler için önemli Yargıtay kararlarından bir tanesini derledi.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yargıtay kararı

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yargıtay kararı

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2011/850 E. 2011/2670 K. sayılı kararında şu hükümlere yer verilmiştir:

Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık N…… S……’in yapılan yargılanması sonunda; cinsel istismar eyleminin nitelikli cinsel istismara teşebbüs vasfında kabulüyle her iki suçtan mahkümiyetine dair, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2010 gün ve 2010/36 Esas, 2010/147 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer C.Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii taraflarından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak

Sanığın cinsel istismar eyleminin nitelikli mi, basit mi olduğu hususu hükümde açıkça belirtilmeden ve nitelikli cinsel istismara teşebbüs kastını ortaya koyan söz ve davranışlarının nelerden ibaret olduğu da kararda gerekçeleriyle birlikte gösterilmeden yazılı şekilde 103/2 ve 35. maddeler ile hüküm tesisi,

Cinsel istismar eylemi neticesinde 5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesi anlamında mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması,

Oluş ve dosya kapsamına nazaran, sanığın mağdureyi bakkala götüreceğim diye kolundan tutarak olay mahalline getirmek suretiyle TCK.nun 109/2. maddesinde belirtildiği şekilde hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği nazara alınmadan 109/1. maddesi ile uygulama yapılarak eksik ceza tayini,

Kanuna aykırı, O Yer C.Savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Anılan karar bu doğrultuda olmakla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla alakalı detaylı bilgiler için Ankara ceza avukatı, Sincan ceza avukatlarından, Etimesgut ceza avukatlarından birisi olan Ankara avukatı Av. Tülin Yılmaz ın diğer yazılarına da göz gezdirebilirsiniz.

HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun temel halinin cezası bir ile üç yıl arası hapis cezasıdır. Nitelikli halinin cezasında bir kat arttırılır.

Suçun ve konunun önemine binaen Ankara avukatlarından ve Ankara ceza avukatlarından olan Av. Tülin Yılmaz bu yazısında sizler için önemli Yargıtay kararlarından bir tanesini derledi.

T.C
YARGITAY
12.CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2014/1714
KARAR NO: 2014/18859
KARAR TARİHİ:29.09.2014

>HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL İLE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ ARASINDAKİ FARK– BEKARLIKTA ARKADAŞ TELEFON GÖRÜŞMELERİNİ KAYDEDİLİP, AYRI KİŞİLER İLE EVLENDİKTEN SONRA BU KAYITLARI EŞLERE GÖNDERİLMESİ HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİ SUÇUNU OLUŞTURUR. 

TCK 134,136,132 

haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkin yargıtay kararları

haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkin yargıtay kararları

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince;

Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6352 sayılı Kanunun 81. maddesiyle değişik TCK ın 134/1. maddesinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup cezanın seçenek olarak düzenlenmemesi karşısında, uygulamada bu yönden isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bu konudaki eleştiriye iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, eksik inceleme ve araştırmaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine,

ancak; 1- Sanığın, yaklaşık 5 yıldır gönül ilişkisi yaşadığı katılan Selvi ile yaptığı özel bir telefon konuşmasını kaydederek, rıza olmaksızın katılan Selvin eşi katılan Murataya göndermek suretiyle ifşa ettiği olayda; sanığın, tarafı olduğu haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın açıklaması nedeniyle, eylemin

TCK ın 132/3. maddesine uyan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanunun 134/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,Kanuna aykırı olup,

Sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUKun 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca, hükmün ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Anılan karar bu doğrultuda olmakla birlikte haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuyla alakalı detaylı bilgiler için Ankara ceza avukatlarından birisi olan Ankara avukatı Av. Tülin Yılmaz ın diğer yazılarına da göz gezdirebilirsiniz.

 

HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU

Türk Ceza Kanunu’nun 132. Maddesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu 3 halde düzenlenmiştir. Bunlar; başkasının haberleşmesini öğrenme, haberleşme içeriğini açıklama, haberleşmenin içeriğini karşı tarafın rızası olmadan açıklama halidir.

Türk Ceza Kanunu 132. Maddesine göre;

“ Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat arttırılır.

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

Görüldüğü üzere suçun cezası oldukça ağırdır ve hapis cezasıdır. Suçun cezasının ağırlığı da düşünüldüğünde bu tarz dosyalarda tarafınızca belirleyeceğiniz en iyi ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Ulaşımınızın kolaylığı ve olası bir tutuklanma durumunda hemen erişebilmeniz adına Ankara’da iseniz Ankara ceza avukatları, Ankara avukatları yahut Sincan avukatı arıyor iseniz Sincan ceza avukatlarından, Etimesgut avukatı arıyorsanız Etimesgut ceza avukatlarından birisi ile çalışmanızı öneririz.

Haberleşme kişilerin özel bir kişiyle paylaştığı alış veriş işlemidir. Başka kişilerin bu haberleşmenin içeriğine bir şekilde vakıf olmaları kişileri rahatsız edeceğinden bu suç ve cezası kanunda öngörülmüştür.

Haberleşmenin Gizliğini İhlal Suçu

Haberleşmenin Gizliğini İhlal Suçu

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarında maddi unsur nedir?

Bu suçun maddi unsuru haberleşmenin dinlenmesi, okunması veya izlenmesidir. Haberleşmenin gizliliği her türlü araç ile ihlal edilebilir. Bu bir ses kaydı alan cihaz olabileceği gibi, kamera vs. de olabilir.

Bu suç sadece haberleşmenin tarafı olmayan kişiler tarafından işlenebilir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarında hukuka uygunluk sebepleri nelerdir?

Birinci hukuka uygunluk sebebi dinlemenin yahut ihlal yapılan soruşturma sebebiyle olması ve bir suçun ortaya çıkmasına yönelik olarak yapılmasıdır. Yeter ki bu dinlemem anayasa ve kanunlarımıza uygun usullerde yapılmış olsun. Bu durumda hukuka uygunluk hali olduğundan eylem suç teşkil etmeyecektir.

İkinci hukuka uygunluk nedeni dinlenen kişinin rızasıdır.

Bu suçun işlenmesinde ceza alınması için fail tarafından bu kaydın bilerek ve istenerek yapılmasıdır. İstemeden yapılan dinlemeler suç teşkil etmeyecektir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun cezası nedir?

Bu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Haberleşme içeriklerinin kayda alınması halinde failin cezası bir kat arttırılacaktır. Görüldüğü üzere ağırlatıcı sebeplerin cezaları çok daha ağırdır. Bu suçlarda mutlaka alanında uzman ve kendinize göre belirleyeceğiniz en iyi ceza avukatları, Ankara da iseniz Ankaranın en iyi ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Zira cezanın ağırlığı itibari ile seçimlik cezalara da çevrilmeme olasılığının oluşu geri dönüşü imkansız zararlara yol açabilecektir.

Diğer suçlar ve cezaları ile ilgili Ankara ceza avukatlarından, Etimesgut ceza avukatlarından, Sincan ceza avukatlarından birisi olan Av. Tülin Yılmaz’ın diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.

 

BOŞANMA DAVALARINDA YARGILAMA USULÜ

Boşanma davasında tatbik edilecek özel yargılama usulü Türk Medeni kanunumuzun 184. maddesinde açıklanmıştır. Evlenmenin geçersizlik davalarında da 160. Maddenin yollaması nedeniyle maddede düzenlenmiş bulunnan yargılama usulü uygulanacaktır. Maddenin düzenlemesine göre;

Boşanmada yargılama Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanuna tabidir. Bu kuraların başlıcaları şunlardır;

1.Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlamış sayamaz.

2.Hakim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3.Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hakimi  bağlamaz.

4.Hakim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5.Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6.Hakim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

 

Maddenin düzenlendiği bu duruma göre; hakim, boşanma veya ayrılık davasında olguların mevcudiyet durumuna göre vicdanen kanaat getirmelidir, boşanma veya ayrılık davasının sağlandığı olgular hususunda gerek re’sen, gerek istem üzerine her iki tarafa da yemin öneremez, tarafların bu konuda hiç bir şekildeki ikrarları hakimi ilgilendirmez, hakim, kanıtları bulguları serbestçe takdir eder. Bu düzenlemelerin olağan sonuçlarından birisi kabul beyanının 166/3 maddesi dışında sonuç çıkarmamasıdır.

Görüldüğü üzere boşanma davalarında yargılama usulü teknik hususlara da bağlıdır. Bu sebeplerle de boşanma davalarınızda mutlaka alanında uzman avukatlar ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Feragatin boşanma davalarında işlenmesine de değinmek gerekirse; Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m.307). Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır ( HMK m.309/I). Temyiz ve hüküm düzeltme süresi içinde de feragat olunabilir. Bu vaziyette yerel mahkemenin dosyayı tekrar göze alıp feragat yönünden karar vermesi mümkün olmadığından dosya üst mahkemeye gönderilir. Yüksek mahkeme feragat istikametinde karar çıkarabilmesi için hükmü bozarak dava dosyasını  yerel mahkemeye gönderir. Feragatin açıkça ve hangi hususlarla ilgili olduğunun bildirilmesi gerekir. Feragat üstü kapalı yapılamaz.

Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.311). Feragatin maddi manada kesin hüküm teşkil etmemesinin neticesi, feragat nedeniyle geri çevrilen davanın aynı taraflar arasında aynı dava nedenine dayanılarak yeniden açılamamasıdır. Bu durumda feragatin ciddi bir şekilde hak kaybı olduğu unutulmamalıdır. Zira feragat ederek takip etmediğiniz dosya ile ilgili bundan sonrasında aynı sebeplerle dava açamayacağınızı bilmeniz de gerekmektedir. Yalnız feragat sonrasında yeni yaşanan olaylar var ise onlarla alakalı davalar açılabilecektir.

 BOŞANMA DAVALARINDA DURUŞMALAR

Boşanma davalarında duruşmalar nasıl geçer? Nasıl olmalıdır?

Bu sorular müvekkillerimiz tarafından sıklıkla sorulmaktadır. Boşanma davalarında genel kural duruşmaların açık olmasıdır. Bu husustan anlaşılması gereken ilgili kanun maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu makalemizde daha çok duruşma esnasında yapılması ve dikkat edilmesi gereken hukuki hususlardan bahsetmek istiyoruz.

Boşanma Davalarında Duruşmalar

Boşanma Davalarında Duruşmalar

2709 sayılı T.C. ANAYASASI

Madde 141- Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.

  •  Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.
  • Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
  • Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.

6100 sayılı HMK’nin aşağıya alınan 27.maddesi hükmünce mahkeme kararı gerekçeli değilse ‘’Hukuki dinlenilme hakkı’’ ihlal edilmiş sayılır

Peki Hukuki dinlenilme hakkı nedir?

Hukuki dinlenilme hakkı kanunda şu şekilde düzenlenmiştir.

Madde 27-(1)  Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

  1. a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
  2. b) Açıklama ve ispat hakkını,
  3. c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.

Bu konu ile ilgili örnek bir Yargıtay Kararını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Özü: Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda;tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,adı,soyadı,doğum yeri ve tarihi,baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri ile evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur(5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27.HMK m.297/1-b).

‘’…Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda;tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,adı,soyadı,doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri ile evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27.HMK m.297/1-b). Mahkemece;hükümde tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve fakat taraflara ait açık kimlik bilgisine yer verilmemiş, doğum tarihi ve yeri, baba ve ana adları, kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri yazılmamıştır.

Bu husular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki,bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 13.03.2017 tarih 2015/23628 esas,2017/2694 karar sayılı kısmen onama ve kısmen bozma ilamının kaldırılmasına,hükmün yukarıda açıklanan sebeple bozulmasına ,bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir…’’(2.  HD,07.12.2017,2017/3988-2017/14133)

Anılan Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere boşanma davalarındaki duruşmalar esnasında dikkat edilmesi gereken çokca teknik husus vardır. Bu konularda mutlaka avukatlardan boşanma hususunda yardım almanızı tavsiye ederiz. Yine bu konuda bir Yargıtay kararında şu hükümlere yer verilmiştir:

Özü: Anayasanın 141/3. Maddesi ‘’bütün mahkemelerin her türlü kararlan gerekçeli olarak yazılır’’ buyurucu hükmünü içermektedir.

‘’1-Anayasanın 141/3.maddesi ‘’bütün mahkemelerin her türlü kararlan gerekçeli olarak yazılır’’ buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Mahkemeleri Kanununun 297. Maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup,bu maddenin 3.bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller,delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri,sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillere sonuca ulaştığını değil,dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur. Mahkemece; ‘’evliliklerinin başlarında anlaşan tarafların zamanla aralarında geçimsizlikler başladığı,bu geçimsizliğin meydana gelmesinde tarafların eşit olarak kusurlu oldukları görülmüş,bu aşamada taraftar arasında artık evlilik birliğinin gerekli kıldığı karşılıklı sevgi,saygı ve hoşgörünün kalmadığı,yaşananlar sebebiyle ,taraflar açısından evlilik birliğinin ortak hayatı kendilerinden sürdürmeleri beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığını anlaşılmış, bu nedenlerle dava ve karşı davanın kabulü ile tarafların TMK’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına ‘’şeklinde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Denetime olanak verecek şekilde deliller tartışılarak ret ve üstün tutma sebepleri gösterilmemiş, vakıalarla ilgili herhangi bir tespitte de bulunulmamıştır. Hükmün hangi delillere dayanılarak verildiğini, hangi olayların sabit olduğu ve tarafların kusur durumu ilişkin vakıalar kararda belirtilmemiştir.Açıklanan nedenlerle tarafların karşılıklı boşanma davalarına ilişkin gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.

2-Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde ayrı ayrı saydığı ziynet eşyalarının düğünde kendisine takıldığını, bu ziynetlerin 2009 yılında kayın validesi adına kayıtlı olan oturdukları evin alımı sırasında bozdurularak harcandığım ve geri ödenmediğini iddia ederek ziynetlerinin aynen olmadığı taktirde bedelin iadesini talep etmiştir. Mahkemece dava konusu altınların miktarı, niteliği ve neden erkekte kaldığı hususunun tam olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle ziynet alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden düğüne ait cd ve fotoğraflardan ve yine tanık beyanlarından kadının talep ettiği ziynetlerin varlığı ve niteliği sabit olup,yine dinlenen tanık beyanlarına göre kayın valide üzerine kayıtlı olup tarafların oturdukları evin alımı sırasında 2009 yılında bozdurularak harcandığı da ispatlanmıştır. Öyleyse kadının ziynet alacağı davasının kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile ziynetlere ilişkin talebin redid doğru olmayıp,bozmayı gerektirmiştir…’’(2. HD,  02.11.2017, 2017/4655-2017/12133).

 

 

BOŞANMA DAVA KARARLARINDA BULUNMASI GEREKENLER

 Boşanma mahkemesinin kararında gereken maddeler 6100 sayılı HMK’nın 297. Maddesinde bulunmaktadır.

HMK’nın 297. Maddesinde sayılanlara ilave olarak 5490 sayılı nufüs hizmetleri kanunu’nun

27/I maddesinde boşanma kararında buluması gerekenler açıklanmıştır.

Boşanma Dava Kararlarında Bulunması Gerekenler

Boşanma Dava Kararlarında Bulunması Gerekenler

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Hükmün kapsamı

MADDE 297-(1)

(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU

Evliliğin iptali veya boşanma kararlarında bulunması gereken hususlar

MADDE 27-(1) Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda aşağıdaki bilgilere yer verilmesi zorunludur:

a) Tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve    ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri.

b) Evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgileri.

c) Karara ait usûl mevzuatının öngördüğü diğer esas ve usûle ait hükümler.

 

Boşanmaya ilişkin mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır diğer bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olduğu gibi. Bu sebeple boşanma davalarına ilişkin kararlara yapılacak itirazlar hakkında avukatlardan detaylı bilgi almanızı tavsiye ederiz. Soru ve Önerilerinizi

Online Chat bölümünden bizlere iletebilirsiniz.

 

CEZA DAVALARINDA TUTUKLAMA KARARI

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı Türk Ceza Kanunu’nun 101. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu hususa ayrıntılı değinmeden önce tutuklamanın sadece bir koruma tedbiri olarak verildiği ve suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin bulunması halinde verildiğini söylemek gerekir. Bu sebeple tutuklama kararı verilsin ya da verilmesin ceza dosyaları her şeyden önce kişinin hürriyetini etkileyen davalar olduğu için ciddi olarak savunmaların yapılması gerekli dosyalardır. Özellikle hapis cezasının öngörüldüğü suçlar da dahil olmak üzere bu dosyalar için mutlaka alanında uzman ve Ankara da iseniz Avukat Tülin Babaoğlan ‘a danışarak yardım alabilirsiniz.

 

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı

Ceza Davalarında Tutuklama Kararını Kim Verir?

Tutuklama kararlarını sadece hakim ve mahkeme verebilir. Bunun dışında Cumhuriyet savcılarının tutuklama kararı verebilme yetkisi bulunmamaktadır. Soruşturma evresinde cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tarafından tutuklama kararı verilebilir. Yine aynı şekilde suça sürüklenen çocuklar hakkında da tutuklama kararını Sulh Ceza Mahkemesi hakimleri verecektir. Bu evrede Cumhuriyet savcısı tutuklama yerine adli kontrol istemişse hakim artık tutuklama kararı veremeyecektir. Ya adli kontrole karar verecek ya da adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verecektir. Bu aşamada dahi bulunduğunuz il gibi Ankara da iseniz Ankara’da ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Zira bir anlık kararla verilecek tutuklama kararları kişilerin uzun sürelerini hapiste geçirmelerine, evlerinden, işlerinden ailelerinden ayrı kalmalarına yol açacaktır.

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı Verilebilmesi İçin Hangi Şartlar Gereklidir?

Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedenlerinin varlığının, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun delillerle ve somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi gerekir. Kararın içeriği şüpheli ve sanığa sözlü olarak bildirilir. Ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir bu husus kararda belirtilir.

Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır. Tutuklama istenildiğind, şüpheli veya sanık ya kendisi bir müdafii  seçmeli ya da barodan kendisine müdafi tayini istenmelidir.