Yazılar

BOŞANAN KADINLARIN NÜFUS SİSTEMİNDE KİŞİSEL DURUMLARI

Boşanan Kadının Kişisel Durumu ; Boşanma davalarının kesinleşmesi ile kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını kullanmasına karara verilmesini isteyebilir.

Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 173. Maddesinde şu şekilde geçmektedir: “Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

Boşanan Kadının Kişisel Durumu

Boşanan Kadının Kişisel Durumu

Eşin Soyadını Taşıma Koşulların Değişmesi Durumu

Bu durumda sıkça karşılaştığımız sorulardan bir tanesi de kadının kocasının soyadını kullanmak istemesi durumudur. Bu durumda kadının menfaati var ise ki bu menfaat Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19/03/2009 tarihli 2007/19005 E. 2009/5094 K. sayılı kararında net bir şekilde açıklanmıştır. Dolayısı ile kadınların boşandığı kocasının soyadını taşımasındaki menfaati ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa istem üzerine hakim kocanın soyadının taşınmasına izin verebilir. Koca koşulların değişmesi sonrasında her zaman bu iznin kaldırılmasını talep edebilir. Kadın da koşulların değişmesi halinde tekrar kızlık soyadına dönülmesini isteyebilir. Bu davalarda genel mahkemelerde görülmesi gerekir.

Zira kadının kocasının soyadının kullanmasını istemesinde menfaatinin bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği iddiasına ilişkin açılacak davalarda 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu davaların önemine istinaden mutlaka alanında uzman kendinize göre belirleyeceğiniz boşanma avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz.

Boşanan kadının soyadı ve döneceği hane ile ilgili Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik in 59. Maddesinde de boşanma sonrasında kadının durumuna ilişkin bilgiler düzenlenmiştir.

Boşanan kadının koca hanesindeki kaydı kapatılıp önceki soyadı verilerek, bu evlenmeden önce kayıtlı bulunduğu hanedeki nüfus kaydı açılır.

Dul olarak evlenen kadının boşanması durumunda, bekârlık soyadını taşımasına mahkemece izin verilmiş ise kadın bekârlık soyadını alarak bekârlık hanesindeki nüfus kaydı açılır.

Hâkim, boşanan kadının kocasının soyadını taşımasına izin vermiş ise kadın bu evlenmeden önce kayıtlı bulunduğu haneye, taşımasına izin verilen koca soyadı ile döner ve buradaki nüfus kaydı açılır.

Kocası ile birlikte Türk vatandaşlığına alınan ya da Türk vatandaşı ile evlenmesi nedeniyle Türk vatandaşlığını kazanıp kocasının kütüğüne kocasının soyadı ile tescil edilen kadın boşandığı takdirde; bulunduğu yere ait aile kütüğünün son aile sıra numarasından sonra, yeni bir aile sıra numarası altında, boşanma kararında belirtilen soyadıyla, boşanma kararında soyadı belirtilmemiş ya da boşanma kararı yabancı yetkili mahkemelerce verilmiş ve Türkiye’de tanınmış veya tenfiz kararına bağlanmış ise evlenmeden önceki soyadı ile tescil edilir. Ancak evlenmeden önceki soyadının tespit edilememesi ve boşanan kadının başvurusu sağlanamadığı takdirde, beşinci fıkrada belirtildiği şekilde işlem yapılır.

Nüfus kütüklerinde soyadı bulunmayanlara bulunduğu yer mülkî idare amirince soyadı verilir.

 

AKIL HASTALIĞI SEBEBİYLE BOŞANMAYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Ankara boşanmaavukatlarından Av. Tülin Yılmaz bu yazısında akıl hastalığı nedeniyle açılacak boşanma davalarına emsal teşkil edebilecek Yargıtay kararlarından bir kaçını sizlerle paylaşmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/3039 E.  2016/6752 K. 04/04/2016 tarihli kararında akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarına ilişkin şu hususlara yer vermiştir:

“Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, akıl hastalığı nedeniyle boşanmaya ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 165. maddesi uyarınca, eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanarak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. …Hastanesinden alınan resmi sağlık kurulu raporunda davalının hastalığının iyileşmesine olanak bulunup bulunmadığı ile ilgilidir.
Davalının akıl hastalığının diğer eş için çekilmez hale geldiğinin ayrıca kanıtlanması gerekir. Davacı vekilinin bu konuda tanık veya başka bir delil göstermemiş olması karşısında, çekilmezlik hali kanıtlanamamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

 

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmaya İlişkin Yargıtay Kararları

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmaya İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2009/21206 E. 2010/395 K. 13/01/2010 tarihli kararında;

“Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK. md. 166/1) hukuki nedenine dayalı boşanma isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu’nun 165. maddesine dayalı bir dava bulunmamaktadır. Davalıda <atipik psikoz> denilen akıl hastalığı bulunduğu ve vasi tayini gerektiği İnegöl Devlet Hastanesi raporu ile belirlenmiş ve davalı Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi gereğince kısıtlanarak kendisine vasi atanmıştır. İradi davranışlar kusura dayalı boşanma sebebi olabilir. Mevcut rahatsızlığı nedeniyle davalının davranışlarının iradi olduğundan ve kusurlu bulunduğundan söz edilemez. Öyleyse Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayanılarak açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

Görüldüğü üzere özellikle bu konulan hukuki bilgi birikimi ve donanımı gerektirmektedir. Bu sebeple avukat portallarda yanlış bilgilerle bularak açtığınız davaların reddedilme olasılıkları yüksektir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/3075 E. 2018/7120 K. 31/5/2018 tarihli kararında ise şu hükümlere yer verilmiştir:

“Akıl hastalığı sebebiyle ( TMK m. 165) boşanmaya karar verilebilmesi için, akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır .

Islahla, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davası akıl hastalığı (TMK. m. 165) sebebiyle boşanma davasına dönüştürülebilir.

Davacı kadın evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davasını 28.12.2015 tarihli duruşmada ve 28.01.2016 tarihli dilekçesi ile ıslah ederek akıl hastalığı (TMK. m. 165) sebebiyle boşanmaya karar verilmesini istemiştir. Akıl hastalığı sebebiyle ( TMK m. 165) boşanmaya karar verilebilmesi için, akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır (TMK. m. 165). Mahkemece akıl hastalığı hukuki sebebi ile boşanmaya ( TMK m. 165) karar verilmiş ise de; …Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilirkişi Kurulundan alınan 23.10.2014 tarihli sağlık kurulu raporunda, davalının akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır Bu durumda alınan rapor Türk Medeni Kanununun 165. maddesi kapsamı karşısında yetersiz olup hüküm vermeye elverişli değildir. O halde davalı erkek hakkında tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden Türk Medeni Kanununun 165. maddesi gereğince, davalı erkeğin akıl hastası olup olmadığı, mevcut bir hastalık varsa bu hastalığın diğer eş yönünden çekilmezlik unsuru taşıyıp taşımadığı ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.”

 

AKIL HASTALIĞI NEDENİYLE BOŞANMA

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davaları Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesinde düzenlenmiştir. Eşlerden birisi akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilemez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Bu yazımızda akıl hastalığı nedeniyle açılacak boşanma davalarının ayrıntılarını Ankara boşanma avukatlarından birisi olarak sizler için derledik.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davaları

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davaları

Daha önce evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davalarında ve boşanmanın genel sebeplerinde bahsettiklerimiz den farklı olarak bu dava da karşı taraf akıl hastası olduğu ve bu sebeple de kendisine kusur yüklenemeyeceğinden genel sebeplerle boşanma davası açılamaz. Bu kişilere karşı ancak akıl hastalığı nedeniyle boşanma davaları açılabilir. Akıl hastalığına dayalı olarak boşanma kararının verilebilmesi için de  belirli şartların bulunması gerekmektedir. Bunlar şu şekildedir:

  1. Eşlerden birisinin akıl hastası olması
  2. Bu hastalığın geçmesinin mümkün olmadığını gösterir resmi sağlık kurulu raporunun olması
  3. Akıl hastası olan eş ile evlilik diğer eş açısından çekilemez hale gelmesi.

Bu şartların varlığından emin iseniz akıl hastalığı nedeniyle açacağınız dava da mahkeme davalının gerçekten akıl hastası olup olmadığını tespit etmek amacıyla rapor aldıracaktır. Alınan bu raporda da davalının akıl hastası olduğu kabul ediliyorsa her şeyden önce davalıya bir vasi tayini yapılması gerekmektedir. Zira akıl hastası bir kişinin dava ehliyeti yoktur.

Yine Ankara’daki boşanma avukatlarından biri olarak bu bölgede ve özellikle tarafımıza en çok sorulan sorulardan bir tanesi şudur:

  • Akıl hastası eşe karşı açılan boşanma davasında tazminat talep edebilir miyim?

Akıl hastası olan kişinin hareketlerinin iradı olmadığı ve hareketlerinin isteyerek yapmadığı kabul edilir. Bu nedenle de hastalığı sebebiyle kendisine boşanma da kusur yüklenemez. Maddi ve manevi tazminatın talep edilebilmesindeki önemli şartlardan olan kusur isnadı gerçekleşmeyeceği için akıl hastası olan eşten tazminat talep edilemez.

Bu tarz davalarda özellikle davanızı hangi sebeple açtığınız çok önemlidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle akıl hastası eşe karşı açılan davalar karşı tarafa kusur isnadının mümkün olmaması sebebiyle reddedilecektir. (Bu konuda detaylı bilgi için Ankara boşanma avukatlarından ve Ankara avukatlarından Av. Tülin Yılmaz’ın kaleme aldığı boşanma sebepleri ve boşanma nedeninin ıslah yoluyla değiştirilmesi yazısını okuyabilirsiniz. )

 

ZİNAYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI ANKARA

Bu yazımızda zina nedeniyle açılan boşanma davalarına emsal teşkil edecek Yargıtay Kararlarını sizlerle paylaşacağız. Özellikle danışanlarımız ve müvekkillerimiz tarafında sıklıkla merak edilen hususlardan olan Yargıtay’ın güncel içtihatlarını ve değişikliklerini takip etmek çok önemlidir. Ankara boşanma avukatlarından birisi olarak bu yazımızda sizler için önemli mahiyette kararlardan birkaç tanesini paylaşacağız.

Zinaya İlişkin Yargıtay Kararları

Zinaya İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2014/10558 E. 2015/2590 K. 24/2/2015 tarihli kararında Münhasıran Özel Boşanma Sebebine Dayalı Olarak Açılan Bir Boşanma Davasında Genel Boşanma Sebebine Dayalı Olarak Karar Verilemeyeceği – Davalı/Karşı Davacı Erkek Eşin Delillerinin Zina Nedenine Dayalı Dava Çerçevesinde Değerlendirilmesi Gerektiği/Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedenine Dayalı Hüküm Verilemeyeceği hususlarına değinilmiş ve şu cümlelere yer verilmiştir:

“Davalı-karşı davacı erkek eşin birleştirilen davası Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal sebebine dayalıdır. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı bir davası bulunmamaktadır. Münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir boşanma davasında genel boşanma sebebine dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Davalı-karşı davacı erkek eşin delillerinin zina nedenine dayalı dava çerçevesinde değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir… Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m.186/1), geçimine (TMK m.185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m.185/2) dair geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır (TMK m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı-davalı kadın eş yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.”  Zinaya İlişkin Yargıtay Kararları dökümanları için web sitemizin blog kategorisinden inceleyebilirsiniz.

Görüldüğü üzere Yargıtay dosyaları oldukça titizlikle incelemekte, en ufak bir ayrıntıda dosyalar bozulabilmektedir. Bu sebeple bu tarz davalarda avukat portallar üzerinde arama yaparak öğrenilen kimi zaman yanlış bilgilerle hareket etmek yerine hukuk alanında uzman boşanma avukatları ile çalışmanız tavsiye edilir. Hangi ilde iseniz o ilin kendinize göre belirleyeceğiniz size göre en iyi boşanma avukatı ile çalışmanız da fayda olacaktır.

Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2010/1651 E. 2011/3217 K. 3/3/2011 tarihli kararında şu hükümlere yer verilmiştir:

“Davalı-davacı koca TMK’nun 166/1-2 maddesine dayalı boşanma davası yanında zina hukuki nedenine ( TMK.md.161 ) dayalı olarak da boşanma isteminde bulunmuştur. Öncelikle özel boşanma nedeni olan zina hukuki nedenine dayalı boşanma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekir.”

Anılan kararların davanıza uygun olması halinde davanızda tüm bu kararları kullanabilirsiniz.