Yazılar

 BOŞANMA DAVALARINDA DURUŞMALAR

Boşanma davalarında duruşmalar nasıl geçer? Nasıl olmalıdır?

Bu sorular müvekkillerimiz tarafından sıklıkla sorulmaktadır. Boşanma davalarında genel kural duruşmaların açık olmasıdır. Bu husustan anlaşılması gereken ilgili kanun maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu makalemizde daha çok duruşma esnasında yapılması ve dikkat edilmesi gereken hukuki hususlardan bahsetmek istiyoruz.

Boşanma Davalarında Duruşmalar

Boşanma Davalarında Duruşmalar

2709 sayılı T.C. ANAYASASI

Madde 141- Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.

  •  Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.
  • Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
  • Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.

6100 sayılı HMK’nin aşağıya alınan 27.maddesi hükmünce mahkeme kararı gerekçeli değilse ‘’Hukuki dinlenilme hakkı’’ ihlal edilmiş sayılır

Peki Hukuki dinlenilme hakkı nedir?

Hukuki dinlenilme hakkı kanunda şu şekilde düzenlenmiştir.

Madde 27-(1)  Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

  1. a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
  2. b) Açıklama ve ispat hakkını,
  3. c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.

Bu konu ile ilgili örnek bir Yargıtay Kararını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Özü: Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda;tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,adı,soyadı,doğum yeri ve tarihi,baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri ile evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur(5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27.HMK m.297/1-b).

‘’…Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda;tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,adı,soyadı,doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri ile evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27.HMK m.297/1-b). Mahkemece;hükümde tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve fakat taraflara ait açık kimlik bilgisine yer verilmemiş, doğum tarihi ve yeri, baba ve ana adları, kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri yazılmamıştır.

Bu husular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki,bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 13.03.2017 tarih 2015/23628 esas,2017/2694 karar sayılı kısmen onama ve kısmen bozma ilamının kaldırılmasına,hükmün yukarıda açıklanan sebeple bozulmasına ,bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir…’’(2.  HD,07.12.2017,2017/3988-2017/14133)

Anılan Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere boşanma davalarındaki duruşmalar esnasında dikkat edilmesi gereken çokca teknik husus vardır. Bu konularda mutlaka avukatlardan boşanma hususunda yardım almanızı tavsiye ederiz. Yine bu konuda bir Yargıtay kararında şu hükümlere yer verilmiştir:

Özü: Anayasanın 141/3. Maddesi ‘’bütün mahkemelerin her türlü kararlan gerekçeli olarak yazılır’’ buyurucu hükmünü içermektedir.

‘’1-Anayasanın 141/3.maddesi ‘’bütün mahkemelerin her türlü kararlan gerekçeli olarak yazılır’’ buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Mahkemeleri Kanununun 297. Maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup,bu maddenin 3.bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller,delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri,sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillere sonuca ulaştığını değil,dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur. Mahkemece; ‘’evliliklerinin başlarında anlaşan tarafların zamanla aralarında geçimsizlikler başladığı,bu geçimsizliğin meydana gelmesinde tarafların eşit olarak kusurlu oldukları görülmüş,bu aşamada taraftar arasında artık evlilik birliğinin gerekli kıldığı karşılıklı sevgi,saygı ve hoşgörünün kalmadığı,yaşananlar sebebiyle ,taraflar açısından evlilik birliğinin ortak hayatı kendilerinden sürdürmeleri beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığını anlaşılmış, bu nedenlerle dava ve karşı davanın kabulü ile tarafların TMK’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına ‘’şeklinde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Denetime olanak verecek şekilde deliller tartışılarak ret ve üstün tutma sebepleri gösterilmemiş, vakıalarla ilgili herhangi bir tespitte de bulunulmamıştır. Hükmün hangi delillere dayanılarak verildiğini, hangi olayların sabit olduğu ve tarafların kusur durumu ilişkin vakıalar kararda belirtilmemiştir.Açıklanan nedenlerle tarafların karşılıklı boşanma davalarına ilişkin gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.

2-Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde ayrı ayrı saydığı ziynet eşyalarının düğünde kendisine takıldığını, bu ziynetlerin 2009 yılında kayın validesi adına kayıtlı olan oturdukları evin alımı sırasında bozdurularak harcandığım ve geri ödenmediğini iddia ederek ziynetlerinin aynen olmadığı taktirde bedelin iadesini talep etmiştir. Mahkemece dava konusu altınların miktarı, niteliği ve neden erkekte kaldığı hususunun tam olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle ziynet alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden düğüne ait cd ve fotoğraflardan ve yine tanık beyanlarından kadının talep ettiği ziynetlerin varlığı ve niteliği sabit olup,yine dinlenen tanık beyanlarına göre kayın valide üzerine kayıtlı olup tarafların oturdukları evin alımı sırasında 2009 yılında bozdurularak harcandığı da ispatlanmıştır. Öyleyse kadının ziynet alacağı davasının kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile ziynetlere ilişkin talebin redid doğru olmayıp,bozmayı gerektirmiştir…’’(2. HD,  02.11.2017, 2017/4655-2017/12133).