Yazılar

HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU

Türk Ceza Kanunu’nun 132. Maddesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu 3 halde düzenlenmiştir. Bunlar; başkasının haberleşmesini öğrenme, haberleşme içeriğini açıklama, haberleşmenin içeriğini karşı tarafın rızası olmadan açıklama halidir.

Türk Ceza Kanunu 132. Maddesine göre;

“ Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat arttırılır.

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

Görüldüğü üzere suçun cezası oldukça ağırdır ve hapis cezasıdır. Suçun cezasının ağırlığı da düşünüldüğünde bu tarz dosyalarda tarafınızca belirleyeceğiniz en iyi ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Ulaşımınızın kolaylığı ve olası bir tutuklanma durumunda hemen erişebilmeniz adına Ankara’da iseniz Ankara ceza avukatları, Ankara avukatları yahut Sincan avukatı arıyor iseniz Sincan ceza avukatlarından, Etimesgut avukatı arıyorsanız Etimesgut ceza avukatlarından birisi ile çalışmanızı öneririz.

Haberleşme kişilerin özel bir kişiyle paylaştığı alış veriş işlemidir. Başka kişilerin bu haberleşmenin içeriğine bir şekilde vakıf olmaları kişileri rahatsız edeceğinden bu suç ve cezası kanunda öngörülmüştür.

Haberleşmenin Gizliğini İhlal Suçu

Haberleşmenin Gizliğini İhlal Suçu

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarında maddi unsur nedir?

Bu suçun maddi unsuru haberleşmenin dinlenmesi, okunması veya izlenmesidir. Haberleşmenin gizliliği her türlü araç ile ihlal edilebilir. Bu bir ses kaydı alan cihaz olabileceği gibi, kamera vs. de olabilir.

Bu suç sadece haberleşmenin tarafı olmayan kişiler tarafından işlenebilir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarında hukuka uygunluk sebepleri nelerdir?

Birinci hukuka uygunluk sebebi dinlemenin yahut ihlal yapılan soruşturma sebebiyle olması ve bir suçun ortaya çıkmasına yönelik olarak yapılmasıdır. Yeter ki bu dinlemem anayasa ve kanunlarımıza uygun usullerde yapılmış olsun. Bu durumda hukuka uygunluk hali olduğundan eylem suç teşkil etmeyecektir.

İkinci hukuka uygunluk nedeni dinlenen kişinin rızasıdır.

Bu suçun işlenmesinde ceza alınması için fail tarafından bu kaydın bilerek ve istenerek yapılmasıdır. İstemeden yapılan dinlemeler suç teşkil etmeyecektir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun cezası nedir?

Bu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Haberleşme içeriklerinin kayda alınması halinde failin cezası bir kat arttırılacaktır. Görüldüğü üzere ağırlatıcı sebeplerin cezaları çok daha ağırdır. Bu suçlarda mutlaka alanında uzman ve kendinize göre belirleyeceğiniz en iyi ceza avukatları, Ankara da iseniz Ankaranın en iyi ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Zira cezanın ağırlığı itibari ile seçimlik cezalara da çevrilmeme olasılığının oluşu geri dönüşü imkansız zararlara yol açabilecektir.

Diğer suçlar ve cezaları ile ilgili Ankara ceza avukatlarından, Etimesgut ceza avukatlarından, Sincan ceza avukatlarından birisi olan Av. Tülin Yılmaz’ın diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.

 

BOŞANMA DAVALARINDA YARGILAMA USULÜ

Boşanma davasında tatbik edilecek özel yargılama usulü Türk Medeni kanunumuzun 184. maddesinde açıklanmıştır. Evlenmenin geçersizlik davalarında da 160. Maddenin yollaması nedeniyle maddede düzenlenmiş bulunnan yargılama usulü uygulanacaktır. Maddenin düzenlemesine göre;

Boşanmada yargılama Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanuna tabidir. Bu kuraların başlıcaları şunlardır;

1.Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlamış sayamaz.

2.Hakim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3.Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hakimi  bağlamaz.

4.Hakim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5.Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6.Hakim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

 

Maddenin düzenlendiği bu duruma göre; hakim, boşanma veya ayrılık davasında olguların mevcudiyet durumuna göre vicdanen kanaat getirmelidir, boşanma veya ayrılık davasının sağlandığı olgular hususunda gerek re’sen, gerek istem üzerine her iki tarafa da yemin öneremez, tarafların bu konuda hiç bir şekildeki ikrarları hakimi ilgilendirmez, hakim, kanıtları bulguları serbestçe takdir eder. Bu düzenlemelerin olağan sonuçlarından birisi kabul beyanının 166/3 maddesi dışında sonuç çıkarmamasıdır.

Görüldüğü üzere boşanma davalarında yargılama usulü teknik hususlara da bağlıdır. Bu sebeplerle de boşanma davalarınızda mutlaka alanında uzman avukatlar ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Feragatin boşanma davalarında işlenmesine de değinmek gerekirse; Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m.307). Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır ( HMK m.309/I). Temyiz ve hüküm düzeltme süresi içinde de feragat olunabilir. Bu vaziyette yerel mahkemenin dosyayı tekrar göze alıp feragat yönünden karar vermesi mümkün olmadığından dosya üst mahkemeye gönderilir. Yüksek mahkeme feragat istikametinde karar çıkarabilmesi için hükmü bozarak dava dosyasını  yerel mahkemeye gönderir. Feragatin açıkça ve hangi hususlarla ilgili olduğunun bildirilmesi gerekir. Feragat üstü kapalı yapılamaz.

Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.311). Feragatin maddi manada kesin hüküm teşkil etmemesinin neticesi, feragat nedeniyle geri çevrilen davanın aynı taraflar arasında aynı dava nedenine dayanılarak yeniden açılamamasıdır. Bu durumda feragatin ciddi bir şekilde hak kaybı olduğu unutulmamalıdır. Zira feragat ederek takip etmediğiniz dosya ile ilgili bundan sonrasında aynı sebeplerle dava açamayacağınızı bilmeniz de gerekmektedir. Yalnız feragat sonrasında yeni yaşanan olaylar var ise onlarla alakalı davalar açılabilecektir.

BOŞANMA DAVA KARARLARINDA BULUNMASI GEREKENLER

 Boşanma mahkemesinin kararında gereken maddeler 6100 sayılı HMK’nın 297. Maddesinde bulunmaktadır.

HMK’nın 297. Maddesinde sayılanlara ilave olarak 5490 sayılı nufüs hizmetleri kanunu’nun

27/I maddesinde boşanma kararında buluması gerekenler açıklanmıştır.

Boşanma Dava Kararlarında Bulunması Gerekenler

Boşanma Dava Kararlarında Bulunması Gerekenler

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Hükmün kapsamı

MADDE 297-(1)

(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU

Evliliğin iptali veya boşanma kararlarında bulunması gereken hususlar

MADDE 27-(1) Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda aşağıdaki bilgilere yer verilmesi zorunludur:

a) Tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve    ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri.

b) Evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgileri.

c) Karara ait usûl mevzuatının öngördüğü diğer esas ve usûle ait hükümler.

 

Boşanmaya ilişkin mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır diğer bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olduğu gibi. Bu sebeple boşanma davalarına ilişkin kararlara yapılacak itirazlar hakkında avukatlardan detaylı bilgi almanızı tavsiye ederiz. Soru ve Önerilerinizi

Online Chat bölümünden bizlere iletebilirsiniz.

 

BOŞANAN KADINLARIN NÜFUS SİSTEMİNDE KİŞİSEL DURUMLARI

Boşanan Kadının Kişisel Durumu ; Boşanma davalarının kesinleşmesi ile kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını kullanmasına karara verilmesini isteyebilir.

Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 173. Maddesinde şu şekilde geçmektedir: “Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

Boşanan Kadının Kişisel Durumu

Boşanan Kadının Kişisel Durumu

Eşin Soyadını Taşıma Koşulların Değişmesi Durumu

Bu durumda sıkça karşılaştığımız sorulardan bir tanesi de kadının kocasının soyadını kullanmak istemesi durumudur. Bu durumda kadının menfaati var ise ki bu menfaat Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19/03/2009 tarihli 2007/19005 E. 2009/5094 K. sayılı kararında net bir şekilde açıklanmıştır. Dolayısı ile kadınların boşandığı kocasının soyadını taşımasındaki menfaati ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa istem üzerine hakim kocanın soyadının taşınmasına izin verebilir. Koca koşulların değişmesi sonrasında her zaman bu iznin kaldırılmasını talep edebilir. Kadın da koşulların değişmesi halinde tekrar kızlık soyadına dönülmesini isteyebilir. Bu davalarda genel mahkemelerde görülmesi gerekir.

Zira kadının kocasının soyadının kullanmasını istemesinde menfaatinin bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği iddiasına ilişkin açılacak davalarda 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu davaların önemine istinaden mutlaka alanında uzman kendinize göre belirleyeceğiniz boşanma avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz.

Boşanan kadının soyadı ve döneceği hane ile ilgili Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik in 59. Maddesinde de boşanma sonrasında kadının durumuna ilişkin bilgiler düzenlenmiştir.

Boşanan kadının koca hanesindeki kaydı kapatılıp önceki soyadı verilerek, bu evlenmeden önce kayıtlı bulunduğu hanedeki nüfus kaydı açılır.

Dul olarak evlenen kadının boşanması durumunda, bekârlık soyadını taşımasına mahkemece izin verilmiş ise kadın bekârlık soyadını alarak bekârlık hanesindeki nüfus kaydı açılır.

Hâkim, boşanan kadının kocasının soyadını taşımasına izin vermiş ise kadın bu evlenmeden önce kayıtlı bulunduğu haneye, taşımasına izin verilen koca soyadı ile döner ve buradaki nüfus kaydı açılır.

Kocası ile birlikte Türk vatandaşlığına alınan ya da Türk vatandaşı ile evlenmesi nedeniyle Türk vatandaşlığını kazanıp kocasının kütüğüne kocasının soyadı ile tescil edilen kadın boşandığı takdirde; bulunduğu yere ait aile kütüğünün son aile sıra numarasından sonra, yeni bir aile sıra numarası altında, boşanma kararında belirtilen soyadıyla, boşanma kararında soyadı belirtilmemiş ya da boşanma kararı yabancı yetkili mahkemelerce verilmiş ve Türkiye’de tanınmış veya tenfiz kararına bağlanmış ise evlenmeden önceki soyadı ile tescil edilir. Ancak evlenmeden önceki soyadının tespit edilememesi ve boşanan kadının başvurusu sağlanamadığı takdirde, beşinci fıkrada belirtildiği şekilde işlem yapılır.

Nüfus kütüklerinde soyadı bulunmayanlara bulunduğu yer mülkî idare amirince soyadı verilir.