Boşanma davalarının çok sık görüldüğü günümüzde tarafımıza iletilen sorulardan biride boşanma davası nasıl düşer , boşanma davası hangi hallerde reddedilir sorusudur. Boşanma davaları tarafların hayatlarında aldıkları en önemli kararlardan birisidir. Bu sebeple sonuçları da kişilerin hayatlarında bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Kimi zaman boşanma davaları açıldıktan sonra tarafların barıştıkları ve davalarını geri çekmek istediklerine şahit olmaktayız. Tarafların birbirini kaybetme korkusuyla barışıp evliliklerine devam ettikleri bu noktada boşanma davasından vazgeçilmesi yahut düşürülmesi hallerini bu yazımızda inceleyeceğiz.

Taraflar gerekli harçları yatırıp evrak işlemlerini yaptıktan sonra cevap dilekçeleri evresine geçilecektir. Dilekçeler teatisinin tamamlanmasına kadar çekişmeli boşanmalarda tarafların ikişer tane dilekçe hakları bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesini verdikten sonra davalı cevap dilekçesini verecek sonrasında replik ve düplik dilekçelerinin tamamlanması akabinde hakim tensip zaptı düzenleyerek duruşma gününü tayin edecektir. Peki boşanma davalarında duruşmaya gidilmezse ne olur?

Boşanma Davası Nasıl Düşer ?

Boşanma davalarında duruşma günleri mutlaka meşruhatli davetiye ile taraflara tebliğ edilir. Tebligatı alan tarafların duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır olmaları zorunludur. Karşılıklı hazır ise taraflar hakim gerekli koşullar oluştuğunda ön inceleme duruşması yapacak ve tahkikat için gerekli evrakların ve tarafların istediği delillerin toplanması için müzekkerelerin yazılmasına karar verecektir. Taraflardan birisi örneğin davalı duruşmaya gelmezse ve davalıya duruşma gününü bildirir tebligat yapılmış ise duruşmaya mazeretsiz olarak katılmayan davalının yokluğunda devam edilir. Davalı bir mazeret bildirmişse ve bunu hakim kabul ederse duruşma günü ertelenecektir. Ancak mazeretsiz olarak gelmeyen davalı yokluğunda yapılan işlemlere itiraz hakkını da kaybedecek, aleyhine söylenenleri kabul etmemiş sayılacaktır.

Davasının duruşmalarını takip etmesi çok daha önemlidir. Davacı duruşma gününü usulüne uygun şekilde tebliğ almış ise mazeretli olarak dosyaya katılmayacağını bildirdiğinde hakim mazeretin kabul edilmesine karar verirse duruşma günü erteleyecektir. Ancak davacı duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaz ve kendisine duruşma gününü bildirir tebligat usulüne uygun yapılmışsa hakim davalı duruşmada hazır ise ona davayı takip edip etmediğini soracaktır.

Davalı davayı takip etmek istiyorsa davacının yokluğunda işlemlere devam edilecek, davacı aleyhine yapılan işlemlere itiraz hakkını kaybetmiş olacaktır. Davalı davayı takip etmek istemez ise hakim dosyanın işlemden kaldırılmasına yani düşürülmesine karar verecektir. Halk arasında davanın düşürülmesi olarak bilinen dosyanın işlemden kaldırılması halinde tarafların dosyanın muhteviyetına göre tekrar dosyanın işleme alınması için dilekçe yazıp vermeleri gerekmektedir. Dosyanın işlemden kaldırılması anılan sebeple sadece taraflara kısa bir süre kaybettirmekte onun dışında dosya açısından zararı olmamaktadır. Elbetteki süresi içerisinde yenilenmeyen dosyaların ise açılmamış sayılmasına karar verileceğinden karşı vekalet ücreti çıkması olasıdır. Bu sebeple kişilerin dosyalarını titizlikle takip etmeleri oldukça önemlidir.

Boşanma Davası Nasıl Düşer ? başlıklı makalemiz ile ilgili diğer bilgilendirici makaleler :

Boşanma Davasında Hakim Şahitlere Ne Sorar başlıklı yazımızda, boşanma davalarının merak edilen konularından birine yer verdik.

Tanıklık, yaşanan olayların hakim önünde olduğu gibi anlatılmasından ibarettir. Ancak günümüzde birçok insan tanık olacağı korkusuyla hiçbir adli vakaya karışmak istememektedir. Oysa ki doğru beyanların verildiği, görünenlerin ve bilinenlerin olduğu gibi anlatıldığı durumlarda tanıklıktan korkulacak hiçbir husus bulunmamaktadır.

Boşanma davalarında delillerin sunulması çok önemlidir. Deliller içerisinde ise tanıklar ayrıca bir öneme sahiptir. Mahkeme hakiminin verdiği kesin süresi içerisinde yahut dilekçeler teatisi aşamasında taraflar boşanma dosyalarına tanıklarını bildirmek zorundadırlar. Bu anlamda tanık boşanma davalarında yargılamanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bir ev içerisinde karı koca arasında yaşanan problemleri evrak, resmi senet vb. ile ispat etmek oldukça zor olacağından tanık boşanma dosyalarında oldukça önemli bir delildir.

Sıklıkla karşılaştığımız yanlış bilgilerden birisi tarafların anne, baba ve kardeşlerinin tanık olmayacağı yönündeki düşüncedir. Bu bilgi yanlıştır. Bilinenin aksine herkes boşanma dosyalarında tanıklık yapabilir. Kanunun istisna olarak saydığı kimseler ise tanıklıktan çekilme hakları vardır.

Tanıklıktan çekilme hakkı olanlar:

1 Evlilik birliği ortadan kalkmış olsa dahi taraflardan birinin alt soyu ve üst soyu

2. Arasında evlatlık bağı olanlar

3. 3. Dereceden kan ve kayın hısımları

4. Taraflardan birinin nişanlısı

Bu kişilerin, dosyada tanık olarak gösterilmiş olsalar dahi tanıklıktan çekilme hakları vardır. Ancak bu kişiler dışındaki kişilerin dosyada tanık olarak bildirilmesi sonrasında tanıklıktan çekilme hakları bulunmamaktadır. Anayasamızın 12. Madde ve devamında kişinin topluma karşı ödev ve sorumlulukları güvence altına alınmıştır. Kural olarak tanıklık da yerine getirilmesi zorunlu görevler arasında bulunmaktadır.

Tanık olarak dosyaya bildirildikten sonra duruşmaya gelmeyen, tanıklık yapmayan kişiler hakkında zorla getirme kararı uygulanabilecektir.

Tanıklık yapacak kişilerin bildirilen adreslerine yahut Mernis’te kayıtlı adreslerine tanıklık yapacakları gün ve saati gösterir duruşma davetiyesi gönderilmektedir. İşbu davetiye de tanıklık yapacakları, gelmemeleri halinde yaptırımla karşılaşılacağı açık bir şekilde yazılmaktadır.

Duruşma günü tanıklar mahkeme salonu önünde hazır olacaklardır. Taraflar duruşmaya girip gerekli usuli işlemler yapıldıktan sonra mahkeme görevlisi tanıkları tek tek duruşma salonuna alacak, kimlik tespitleri yapıldıktan sonra tanıklara esasa ilişkin sorular soracaktır.

Türk yargı sisteminde tarafların direk tanıklara soru sorma usuli uygulanmamaktadır. Hakim dosyada yapılan iddiaları, açıklığa kavuşması gerekli hususlara, tarafların tanıklarını ne için dinletmek istediklerine göre tanıklara uygun soruları soracak ve tanıklar bu doğrultuda bildiklerini anlatacaklardır. Tarafların ne zaman evlendiği, aile içinde nelere şahit olunduğu boşanma dosyalarında tanıklara sıklıkla sorulan sorular arasında olmaktadır. Tanıklar beyanlarını verdikten sonra duruşma zaptının ilgili yerlere imzalarını atarak görevlerini tamamlayacaklardır.

KOCA ÇALIŞMIYOR OLSA DAHİ KADINA NAFAKA VERMEKLE YÜKÜMLÜ MÜDÜR?

KADININ ÇALIŞIYOR OLMASI TEDBİR NAFAKASI BAĞLANMASINA ENGEL MİDİR?

Müvekkillerimiz tarafından bu iki husus sıklıkla sorulmaktadır. Yargıtayın bu konuda verdiği 25/10/2018 tarihli karar çok önemli mahiyettedir. Anılan karara göre kocanın çalışmaması kadına nafaka vermesine engel olmayacağı gibi, kadının çalışıyor olması da erkekten nafaka almasını engellemez.

Anılan karar şu şekildedir:

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/2-1891
K. 2018/1577
T. 25.10.2018

* BOŞANMA( Erkeğin Gelirinin Bulunmamasının Kadının Çalışıyor Olması veya Kusurlu Olmasının Kadın Yararına Tedbir Nafakası Hükmedilmesine Engel Teşkil Eden Vakıalar Olmadığı )

* TEDBİR NAFAKASI( Boşanma – Kadının Tam Kusurlu Olduğu Gerekçesiyle Erkeğin Davasının Kabulüyle Tarafların Boşanmalarına Kadının Davasının İse Reddine Karar Verildiği/Kararın Sadece “Tedbir Nafakasına” Dair Olarak Bozulduğu ve Erkeğin Gelirinin Bulunmamasının Kadının Çalışıyor Olması veya Kusur Durumunun Kadın Yararına Tedbir Nafakası Hükmedilmesine Engel Teşkil Eden Vakıalar Olmayacağı )

* ERKEĞİN GELİRİNİN BULUNMAMASININ KADININ ÇALIŞIYOR OLMASI VEYA TAM KUSURLU OLMASININ KADIN YARARINA TEDBİR NAFAKASI HÜKMEDİLMESİNE ENGEL TEŞKİL ETMEYECEĞİ( Davacı Karşı Davalı Erkeğin Boşanmaya Yol Açan Olaylarda Bir Kusurunun Bulunmadığı Davalı Karşı Davacı Kadının İse Başkası İle Aşk ve Gönül İlişkisi İçerisine Girdiği Bu Sebeple Tam Kusurlu Olduğu Gerekçesiyle Erkeğin Davasının Kabulüyle Boşanmalarına Karar Verildiği/Kadın Yararına Tedbir Nafakasına Hükmedileceği )

4721/m.166,174

ÖZET : Tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki karşılıklı “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 4. Aile Mahkemesince “davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne, davalı-karşı davacı kadının davasının reddine” dair verilen 21.09.2012 tarihli ve 2011/1096 E., 2012/1186 K. sayılı karar davalı – karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/1834 E., 2013/26011 K. sayılı kararı ile:

“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Yerel mahkeme tarafından davalı-karşı davacı kadın yararına 23.11.2011 tarihli ara kararı ile aylık 500 TL. tedbir nafakası takdir edilmiş, ancak mahkemece 19.12.2011 tarihli ara kararı ile davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve hiçbir gelirinin bulunmadığı gerekçesiyle bu tarihten geçerli olarak tedbir nafakasının durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve gelirinin bulunmaması hükmedilen tedbir nafakasının tamamıyla kaldırılmasını gerektirmez. Bu durum ancak daha önce takdir edilen nafakanın indirilmesi için bir gerekçe olabilir. Bu durumda yargılama sırasında geçim için ihtiyaçları devam eden davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunun 169. maddesi gereğince 19.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir…”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Asıl ve karşı dava, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166/1. maddesi uyarınca açılan evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma isteklerine ilişkindir.

Davacı-karşı davalı (erkek) vekili, davalının müvekkiline güleryüz göstermediğini, tüm vaktini internette geçirdiğini, hakaret ettiğini, sadakatsiz davranışlar içine girdiğini, bu sebeple evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, kararın kesinleşmesinden itibaren 25.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı (kadın) vekili, erkek eşin birlik görevlerini yerine getirmediğini, her tartışmada müvekkilini evden kovduğunu, en son davacının agresifliğinden korkan müvekkilinin annesine sığındığını, bir süre sonra evin eşyalarının satıldığını öğrendiğini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini ve müvekkili yararına 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, boşanmaya sebep olaylarda erkek yönünden ispatlanmış bir kusur bulunmadığı, kadının ise evlilik birliğinin kutsallığı ile bağdaşmayacak şekilde üçüncü bir kişi ile aşk ve gönül ilişkisi içerisinde olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı kadının davasının reddine, davacı-karşı davalı (erkeğin) boşanma davasının kabulüne, erkek yararına 5.000,00 TL maddi tazminat (TMK m.174/1) ve 5.000,00 TL (TMK m.174/2) manevi tazminata karar verilmiş, kadının maddi ve manevi tazminat talepleri ise reddedilmiştir.

Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile tedbir nafakası yönünden bozulmuştur.

Mahkemece, davacı-karşı davalı erkeğin çalışmadığı, sabit bir gelirinin olmadığı, kadının da dava tarihinde çalışmadığı, bozmadan sonraki taraf anlatımına göre bir süre işe girip tekrar çıktığı, kadının duruşmada gözlenen görüntü ve yapısı itibariyle çalışıp kazanç elde edebilecek görüntüsü olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalı-karşı davacı (kadın) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı-karşı davacı kadın yararına ara kararla hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi:

“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına dair geçici önlemleri re’sen alır.” hükmünü içermektedir.

Bu madde, yasal gerekçesinde de işaret olunduğu üzere, yürürlükten kaldırılan 743 Sayılı Medeni Kanunu’nun 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, mahiyeti itibariyle herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Böylece, öteden beri uygulanagelen bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine dair geçici önlemleri resen alması gerekir.

Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır.

Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.

Dolayısıyla tedbir nafakası takdirine dair kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına dair araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir.

Boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Yine, her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hâl değildir. Ancak eşlerin ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir.

Ayrıca belirtilmelidir ki, Yargıtay içtihatları ile bir başkası ile evlilik dışı birliktelik yaşayan eşe tedbir nafakası verilmeyeceği hususu benimsenmiştir.

TMK’nın 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikteki bir önlem olarak hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer.

Bu ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca tebliğden itibaren on beş günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Çalışmayan Erkek Nafaka Öder mi , Çalışan Kadına Nafaka Ödenir mi ? Çalışmayan koca eşine nafaka bağlanır mı ? İşsizin Nafaka Ödemesi konulu makalemiz burada sona eriyor. İlgili diğer makalelerimiz için hukuk blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.

TEK CELSEDE BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?

Müvekkillerimiz tarafından sıklıkla merak edilen konulardan bir tanesi de tek celsede boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğidir. Bir boşanma davasının tek celsede bitmesi için genel olarak tarafların tüm hususlarda anlaşmaları şarttır. Anlaşmalı boşanma olarak tabir ettiğimiz bu dava sürecinde, taraflar düzenledikleri bir protokol ile boşanmanın asli ve velayet, çocuklarla kişisel ilişki günleri, nafaka, tazminat, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacaklar gibi tüm feri hususlarında da anlaşmış olması şarttır.

Bu şekilde varılan bir anlaşma üzerine düzenlenecek protokolün dosyaya sunulması ve hakimin araştırılacak başkaca bir husus kalmadığına karar vermesi üzerine tek celsede boşanma gerçekleşebilir. Ancak bunun için evliliğin mutlaka anlaşmalı boşanmaya konu olabilecek şartları taşıması gereklidir. Bunlardan en önemlisi tarafların en az bir yıl boyunca evli kalmış olmalarıdır. 1 yıldan uzun süreli evli olan kişiler, tek celsede kolayca boşanabilirler.

Çekişmeli boşanma davaları için ise tek celsede dosyanın karara çıkması ve boşanmanın gerçekleşmesi oldukça zordur. Çekişmeli boşanma davalarında ön inceleme ve tahkikat aşamalarında yapılacak işlemler ve araştırmalar uzun süreler alan işlemlerdir. Bu işlemlerin bir celseye sıkıştırılması istisnaları dışında pek de mümkün olamamaktadır. Ön inceleme ve tahkikat aşamasını aynı anda yapılması, tanıkların dinlenmesi, tüm delillerin dosyaya sunulması gibi tüm hususların bir celsede biteceği düşünmek oldukça zordur. Bu sebeple tek celsede boşanma tabirinden genellikle anlaşmalı boşanmaları anlamak çok daha doğru olacaktır.

Tek Celsede boşanmak için Ne yapmak gerekir?

Tel celsede boşanmak, boşanma sürecindeki birçok kişinin istediği bir yoldur. Ancak evliliğin tüm hususlarında anlaşmayan kişilerin tek celsede boşanması mümkün değildir. Tek celsede boşanmak isteyen taraflar öncelikle boşanmaya özgür iradeleriyle karar vermeleri ve diğer tüm hususlarda karşılıklı anlaşmaya varmaları gerekmektedir. Velayet, kişisel ilişki, nafaka, mal rejiminden kaynaklı alacaklar, ziynet eşyaları gibi hususlar da anlaşmaya varan taraflar bunun mutlaka uzman bir boşanma avukatı tarafından protokol olarak düzenlenmesini istemelidirler. Taraflar kendileri de protokol düzenleyebilirler ancak ileride hak kaybına uğramamaları açısından bir hukukçudan yardım alınmasını tavsiye ederiz. Anılan protokolün düzenlenmesi akabinde taraflardan birinin yerleşim yeri yahut son altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesine oluşturdukları dava dilekçesi ile birlikte protokolü sunarak boşanmalarına karar verilmesini istemelidirler. Anlaşmalı boşanma şartlarını ve dava şartları taşıyan bir dilekçe ile yapılan başvuru sonrasında hakim tensip zaptı düzenleyerek varsa eksikliklerin tamamlanmasını isteyecek ve duruşma günü verecektir. Duruşma gününün verilmesi akabinde taraflar duruşma gün ve saatinde duruşmada hazır olacaklar ve karşılıklı olarak protokolün tüm hükümlerini kabul ettiklerini beyan ederek boşanmaları gerçekleşecektir. Boşanmanın duruşma sırasında karara bağlanmasından sonra mahkeme tarafından gerekçeli karar yazılacak ve taraflara tebliğ edilecektir. Tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde karara itiraz etmeyen tarafların boşanmaları kesinleşecek ve taraflar tek celsede boşanmış olacaktır.

Bu konuda detaylı bilgi için anlaşmalı boşanma yazılarımıza da bakabilirsiniz.

Daha önceki yazılarımızda da bahsedildiği üzere boşanma dilekçelerinin nereye verileceği davanın başlangıcında kişilerin hak kaybına uğramaması açısından en önemli evrelerden birisidir. Doğru adliye de boşanma davasının açılması hem usul ekonomisi açısından hakimlerin iş yükünü azaltacak hem de tarafların gereksiz zaman kayıplarının önüne geçecektir. Zira aile mahkemesi hakimlerinin iş yükü oldukça fazladır. Yetkisiz ve görevsiz bir mahkemede davanın açılmasında dahi dosyanın incelenip, doğru mahkemeye gönderilmesi bile aylar sürecektir.

Boşanma davalarına bakmakla yükümlü mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Kişiler son altı aydan beri beraber oturdukları yer, yahut taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesindeki aile mahkemesinde dava açma hakları vardır. Görüldüğü üzere kanun koyucu boşanma davalarının açılması açısından üç yetkili mahkeme olduğuna hükmetmiştir. Birincisi davacının yerleşim yeri, ikincisi davalının yerleşim yeri, üçüncüsü ise tarafların son altı aydan beri birlikte oturduğu yer mahkemesidir. Yetkili mahkemelerde aile mahkemesinin olmaması halinde boşanma ve ayrılık davalarına asliye hukuk mahkemeleri bakmaktadır.

Örneğin Ankara Sincan, Etimesgut bölgesinde oturan bir kişi açısından yetkili adliye Ankara Batı Adliyesidir. Kişiler Ankara Batı Adliyesi Aile Mahkemelerine yapacakları başvuru ile boşanma davalarını açabileceklerdir.

Boşanma davası açmak isteyen kişi dava dilekçesini tüm ayrıntılarıyla hazırladıktan sonra üç nüsha halinde düzenlediği dilekçeyi yetkili mahkeme kalemine yahut bu mahkemelerin evraklarını almakla görevli ön bürosuna vermek ve harçları yatırmakla mükelleftir. Harçların yatırılması ve gerekli evrakların dosyaya sunulması ile boşanma davası açılmış olacaktır. Boşanma dava dilekçeleri birinin mahkemede, birinin kendilerinde, birinin ise karşı tarafa tebliğ edilmesi gerektiğinden üç nüsha halinde düzenlenmesi gerekmektedir.

Buradaki en önemli husus dava dilekçesinin nasıl hazırlandığıdır. Bilinmelidir ki dava dilekçesi boşanma davasının temel taşıdır. Burada yapılacak herhangi eksiklik, hata geri dönüşü imkânsız zararlara yol açabilecektir. Hem zaman, hem para hem de hak kaybına uğratacak kadar önemli olan dava dilekçeleri hususunda mutlaka alanında uzman bir boşanma avukatından yardım almanızı öneririz. Bu anlamda karşılaştığımız sıklıkla sorunlardan birisi tarafların adliyelerin önünde buldukları arzuhalcilere dilekçeyi yazdırmaları, sonrasında dava içinden çıkılamaz hale geldiğinde yahut reddedildiğinde tarafımızdan yardım istemeleridir. Bilinmelidir ki bir boşanma davası reddedilirse aynı sebepten dolayı 3 yıl içerisinde yeni bir dava açılamaz. Bu sebeple taraflar açısından en önemli husus eğer boşanma davalarını kendileri takip edeceklerse mutlaka öncesinde alanında uzman bir avukata danışmalarıdır. Dava dilekçesinin oluşturulması evresi ile ilgili diğer yazılarımız da bu anlamda sizlere yol gösterici olacaktır.

Türk hukuk sisteminde kişiler bütün davaları avukatları olmadan, kendileri açıp takip edebileceklerdir. Ancak davaların büyük çoğunda olduğu gibi boşanma davalarında da ciddi hukuki bilgi birikimi gerekmektedir. Gerek dilekçeler teaitisi evresinde, gerekse delillerin bildirilmesi, tanıkların dinlenmesi evresinde boşanma davalarında uzmanlık gerekmektedir. Tanıkların dava dilekçelerini destekler hangi ifadeleri vermeleri gerektiği, diğer tarafın tanıklarındaki çelişkiler, dosyaya delillerin sunulması ve ilgili yerlere yazılan müzekkerelerin takibi gibi konularda tarafların hak kaybına uğramaması açısından mutlaka alanında uzman boşanma avukatları ile çalışmalarını tavsiye etmekteyiz. Bu yazımız Avukatsız Boşanma Davası Nasıl Açılır konulu olacak.

Buna rağmen bu yazımızda avukatın vekalet ücreti karşılayamayacak kişilerin tek başlarına usulen davaları nasıl açacakları hususuna kısaca değineceğiz.

Avukatsız Boşanma Davası Nasıl Açılır ?

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları boşanma hususuna karar vermiş tarafın ilgili adliyede görevli ve yetkili mahkemeye başvurması ile dava açılır. Görevli ve yetkili mahkemeler hakkında detaylı bilgi almak için diğer yazılarımıza bakabilirsiniz. Bu mahkemeler TMK 168. De düzendiği üzere, eşlerden birinin yerleşim yeri yahut son altı aydan beri beraber oturdukları yer Aile, Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Yetkili ve görevli mahkeme belirlendikten sonra usulüne uygun yazılmış 3 nüsha dava dilekçesi mahkemeye sunulmakta, gerekli harçlar tamamlandıktan sonra dava açılmaktadır. Özellikle çekişmeli boşanmalarda dava dilekçesi çok büyük önem taşımaktadır. Dava dilekçesinde yapılacak yanlışlık geri dönüşü imkansız zararlara yol açacağından bu konuda mutlaka alanında uzman avukatlardan yardım almanızı tavsiye ederiz. Bu anlamda kişiler de en çok karşılaştığımız problem hukuki bilgiden yoksun şekilde düzenlenen kimi zaman hukuki hiçbir bilgi birikimi olmayan kişilere, arzuhalcilere yazdırılan dava dilekçeleriyle açılan boşanma davalarının reddidir. Boşanma davasının reddedilmesi hem maddi hem manevi olarak tarafları yıpratmaktadır. Kaldı ki reddedilen boşanma davalarının üstüne aynı sebeple 3 yıl içerisinde dava açılamayacağı düşünüldüğünde oluşturulacak dava dilekçesinin ne derece önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.

Avukatsız Boşanma Davası açacak kişinin bir nüshası kendisinde bir nüshası mahkemede bir nüshası ise karşı tarafa gönderilmek üzere düzenlenen 3 nüsha dilekçe ile mahkemeye yapılan başvurular sonrasında bildirilen delillere, tanıklara, toplanması istenilen evraklara göre hesaplanacak başvuru ve peşin harçların yatırılması ile dava açılmış sayılacaktır. 2019 boşanma dava harçları, tebligat giderleri yaklaşık 360 TL civarında tutmaktadır. Ayrıca gider avansının, bilirkişi ücretlerinin hesaplanması halinde mu miktar 600 TL ye kadar çıkabilmektedir.

Harçların ve gerekli ödemelerin yapılması ile boşanma davanız açılmış olacaktır.

Çekişmeli boşanma dava dilekçesinde davacının kimlik bilgileri, davalının kimlik bilgileri, evliliğin bitmesine sebep olacak olayların Yargıtay kararları ışığında açıklanması, dayanılan deliller açık bir şekilde belirtilmelidir.

Avukatsız Boşanma Davası Nasıl Açılır yazımızın burada sonuna geldik. Eğer Avukatsız Boşanma Davası Nasıl Açılır yazımızı faydalı bulduysanız, sosyal medyada kaynak göstererek paylaşabilirsiniz. Diğer yazılarımızı okumak için sayfanın alt kısmını inceleyebilirsiniz.

Evlilik birliğinin bitmesi evresinde boşanmaya karar veren tarafların ilk karşılaştıkları problemlerden birisi davayı nerede açacaklarıdır. Boşanma Davası Nerede Açılır sorusu sıkça sorulan sorulardandır Boşanmaya karar veren eş, genelde kadınlar da bu sıkça görülmektedir ki, kararını verdikten sonra gerek maddi gerekse manevi desteklerini almak açısından ailesinin yanına başka bir şehre yahut ilçeye gidebilmektedir. Bu durumda davanın nerede açılacağı merak konusu olmaktadır. Hatta anlaşmalı boşanma davası nerede açılır veya çekişmeli boşanma davası nerede açılır tarzında sorular almaktayız.

Boşanma Davası Nerede Açılır

Türk Medeni Kanunu’muz boşanma da yetki kuralını 168. Maddesinde düzenlemiş, boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkemenin eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinin olduğunu belirtmiştir. Buna göre eşler son altı aydan beri beraber oturdukları yer mahkemesinde dava açabilecekleri gibi, yukarıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü üzere taraflar boşanma kararını aldıktan sonra ayrı yaşadıkları yer mahkemesinde de dava açabileceklerdir.

Boşanma ve ayrılık davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanuna göre Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri boşanma davalarına aile mahkemesi sıfatıyla bakmaktadır.

Bu kural olmakla birlikte müvekkillerimizde sıklıkla karşılaştığımız sorulardan birisi ise, zina, aldatma, akıl hastalığı gibi sebeplerle boşanma davalarının nerede açılacağıdır. Bilindiği üzere boşanmanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebi olduğu gibi, zina, hayata kast, onur kırıcı ve pek kötü muamele, akıl hastalığı gibi özel sebepleri de bulunmaktadır. Yukarıda bahsini ettiğimiz yetki ve görev konularında boşanmanın hangi sebeple açıldığının bir önemi yoktur. Hangi sebeple açarsanız açın boşanma davaların da yetki ve görev hususu aynıdır.

Belirtmek gerekir ki boşanma davalarında yetki kamu düzenine ilişkin olmadığından karşı taraf yetki ilk itirazında bulunmadığı sürece dava yetkisiz mahkemede de açılmış olsa yargılamaya devam edilecektir. Mahkeme kendiliğinden yetki hususunu dikkate alamayacaktır. Görev ve yetki hususunda itirazın birlikte yapılması halinde ise öncelikle görev hususu çözümlenecektir. Mahkeme görevli olduğuna karar verirse yetki hususunu araştıracaktır.

Boşanma davalarında yetkili mahkemeye ilişkin Yargıtay Kararı:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2002/4239 E. 2002/5088 K. 11/4/2002 tarihli kararında boşanma davalarında yetki hususu karara bağlanmıştır. Anılan karara göre;

“Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Nüfus kayıtları ikametgaha karine teşkil eder. Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir ( TMK.M.168 ).Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir ( TMK.m.19. ). Nüfus kayıtları ikametgaha karine teşkil eder ( 1587 sayılı Nüfus Kanunu m. 4/1 ). Taraflar 26.5.2000 tarihinde evlenmişler dava dilekçesi ve cevap layihasındaki açıklamalara göre 17.11.2000 tarihinde fiilen ayrılmışlardır. Evlendikleri tarihten fiilen ayrıldıkları tarihe kadar Çiğli’de oturdukları tartışmasızdır. Dava, 28.8.2001 tarihinde Karşıyaka’da açılmıştır. Taraflar Banaz’da nüfusa kayıtlıdırlar. Davalı, itirazında yetkili mahkeme olarak Uşak’ı göstermiştir. Davalının yerleşim yerinin Uşak olduğuna dair delil yoktur. Davalı yetki itirazında yetkili mahkemeyi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 23. maddesinde açıklandığı üzere doğru göstermediğinden bu itiraz dinlenemez. İşin esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

” Hükümlerine yer verilmiştir.

Boşanma Davası Nerede Açılır makalemizin sonuna geldik.

EN İYİ BOŞANMA AVUKATI KAVRAMI NE İFADE EDER?

Önce değinmek gerekir ki en iyi boşanma avukatı yahut sadece boşanma avukatı kavramları müvekkillerimizin çalışılma alanını anlaması yahut bir avukatın en çok hangi konuda dosyalarının olduğunun, kendini en iyi hangi konuda ifade ettiğinin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Zira bir avukatın, avukatlık ruhsatnamesini aldıktan sonra her davaya bakmakla yetkili olduğu, boşanma avukatı, en iyi boşanma avukatı ankara gibi alanların olmadığı, bu kelimelerin sadece belirttiğimiz sebeplerle kullanıldığı bilinen bir gerçektir.

Her ne kadar nice umutlarla evlenilse de kişiler evlilikten beklediklerini bulamadıklarında, mutsuz olduklarında çok düşünerek boşanmaya karar vermektedirler. Hayatlarının evlilik kadar önemli bir dönüm noktası olan boşanma sürecinde de kişilerin davalarını takip edecek kendilerine göre belirledikleri en iyi boşanma avukatıyla çalışmaları oldukça önemlidir. Elbette ki bir avukatın müvekkilleri tarafından en iyi boşanma avukatı olması için sağlaması gereken, her müvekkilin birbirinden ayrı ayrı beklediği hususlar vardır. Kimi müvekkil boşanma süresinde avukatından en hızlı adımları atmasını beklerken kimisi her aradığında ulaşmayı bekler. Bu nedenlerle de kişilerin belirleyecekleri en iyi boşanma avukatı tabiri kişiden kişiye değişmektedir. Bu anlamda hukuk büromuzun ve kurucu avukatımızın temel hedefi müvekkilleri gözünde en iyi boşanma avukatı Av. Tülin Babaoğlan Yılmaz olabilmektir. Bu tabiri hak etmek için profesyonel, disiplinli bir çalışma gerektiği kadar müvekkillerimizle aramızda samimiyetin ve güvenin de farkında olarak çalışmaktayız.

En iyi boşanma avukatı ne yapar sorularıyla sıklıkla karşılaşmakta olup kişilerin kendilerine göre belirledikleri en iyi avukat, müvekkilin tüm beklentilerine cevap veren avukattır. Boşanma dava sürecindeki tüm karmaşayı ve stresi en aza indirmeyi amaçlayan avukatlar, işlerini doğru ve ahlaki olarak da sorumluluk içerisinde yapmakla yükümlüdürler. Bu anlamda müvekkillerin en doğru seçimi yapması için en iyi boşanma avukatları müvekkillerine doğru adımlar da attırabilecektir. Aile ilişkisi arada çocuk varsa boşanma olsa bile sürekli görüşmeyi ve iletişim halinde olmayı gerektiren bir ilişkidir. Bu sebeple özellikle müşterek çocuk olması halinde boşandıktan sonra her şey bitmemektedir. Bu anlamda boşanma sürecinde boşanma avukatının atacağı adımlar çok önemlidir.

Velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat hususları, edinilmiş mallara katılma rejiminden yahut seçilmiş diğer rejimlerden kaynaklı mal paylaşımları, ziynet alacakları çok tabii ki daha önceden sıklıkla boşanma davası almış avukat tarafından takip edilmesi önemli, oldukça ayrıntılı hususlardır. Bu sebeplerle mutlaka kişilere boşanma davalarını açmadan önce bir boşanma avukatıyla görüşmelerini tavsiye ederiz. Görüştükleri avukatlar arasından en iyi boşanma avukatına karar verip, davalarını avukatla beraber yürütmeleri davadan en karlı şekilde çıkmalarını sağlayacaktır.

Ayrıca boşanma davaları baştan sona kişisel konuları içerdiğinden oldukça gerginlik ve stres içeren davalardır. Avukatlar sizin duruşmaya dahi katılmanıza gerek olmadan bu stres ve yorgunluğu üzerinizden alacaklardır. Zira tecrübeli boşanma avukatı boşanma davası esnasında karşılaşacağı her şeye hazırlıklıdır ve sizi en iyi şekilde savunur.

AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun, şiddete uğramış, uğrama tehlikesi olan kadınları, çocukları, aile bireylerini korumayı amaçlayan bir kanundur. Kanunda ayılan kişilere karşı şiddeti önlemeyi ve şiddetten korumayı amaçlayan bu kanunumuz Türk hukukunda çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle boşanma davalarında kadına şiddet konusu titizlikle değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu sebeplerle bu kanuna öncelikle kadına şiddet anlamında genel olarak sonrasında ise ayrıntılarıyla değinmek istedik.

Mülga 4230 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun 6284 sayılı kanun ile ortada kalkmış ve bu kanunla eski kanuna nazaran şiddete uğrayan, uğrama tehlikesi olan, korunması amaçlanan mağdurların kapsamı genişletilmiştir. Önceki kanunumuzda sadece aile bireyleri olarak ifade bulan mağdurlar bu kanun ile kadın, çocuk, aile bireyleri ve ısrarlı takip mağdurları olarak değiştirilmiştir. Ayrıca eski kanunumuzda olmayan “şiddete uğrama tehlikesi bulunan” kişilerde koruma kapsamına alınmıştır. Bu durum şiddetin önlenmesi açısından atılmış çok önemli bir adımdır.

Kanun kapsamında geçen kadın, çocuk, aile bireyi ve ısrarlı takip mağdurundan ne anlaşılması gerektiğine ayrıntılarıyla değinelim:

  • Kadın: Biyolojik cinsiyeti kadın olarak ve doğan veya erkek olan cinsiyetini kadın olarak değiştiren kişidir.

  • Çocuk: Ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişidir.

  • Aile bireyi: Birbirlerine kan bağı, evlilik bağı ile bağlı olan ya da sosyal hayatın getirdiği şekilde aynı ev içerisinde yaşayan kişiler de belirli koşulların sağlanması halinde aile bireyi olarak kabul edilmiştir. Burada şiddete uğrayan erkek in de haklarına değinilmiştir. Her ne kadar günümüz koşullarında sadece kadınlar şiddete uğrar gibi düşünülse de kadınların da ekonomik hayatta varlıklarının olması ve gittikçe sosyal hayatta yer edinmeleriyle erkeklerin de şiddete maruz kaldığı olaylar olmaktadır.

  • Tek taraflı Israrlı Takip magduru: Bir kişiye karşı tehditkar, ısrarcı bir şekilde kişinin kendi can ve mal güvenliğinden tehlike ve korku duyacağı kadar baskı uygulanması halinde bu durumdan mağdur olan kişiyi ifade etmektedir. Bu durumda önemli olan süregelen davranışların tek taraflı ve ısrarcı bir şekilde devam etmiş olmasıdır. Israrın içeriğinin bir önemi yoktur. Fiili, sözlü veya yazılı olabilir.

6284 sayılı kanunumuz yukarıda saydığımız kişilere karşı muhtemel ve olmuş tehlikeleri ve şiddeti önlemeyi amaçlayan kanundur. Burada bahsedilen şiddet, ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddet olabilir. Şiddet çoğu zaman güç kullanılarak kadını dövme, vurma, kötü davranma eylemi olarak kullanılsa da genel anlamıyla huzuru bozan ve tartışmaya yol açan davranışlar anlamına gelmektedir. Bu sebeple şiddet sadece fiziksel değildir. Ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet de mevcuttur. 6284 sayılı kanunumuz aile ve ev içi şiddeti, fiziksel şiddeti, ekonomik şiddeti, cinsel şiddeti ve açıkca kadına yönelik şiddeti engellemeyi ve önlemeyi amaç edinmiştir. Kadına yönelik şiddet, bir bireyin sadece kadın olduğu için maruz kaldığı şiddet türüdür. Cinsiyete dayalı bu ayrımcılıktan kaynaklı şiddet kadına ilişkin açıkça insan haklarının ihlali sayılmaktadır. Kız çocuklarının cinsel istismarı, tecavüze uğraması, dövülmesi, öldürülmesi de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

6284 sayılı Kanunumuz şiddetin engellenmesi amacıyla birçok koruyucu ve önleyici tedbirlere yer vermiştir. Bu tedbirler idarenin mülki amiri tarafından verilebileceği gibi kişilerin Aile Mahkemelerine yaptıkları başvurular aracılığıyla da verilebilecektir. Verilecek tedbirlerin içerikleri kanunun 3. Ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Boşanma davaları sırasında 6284 sayılı kanuna dayalı olarak istenecek koruma kararlarının titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Belirli bir süre için verilen bu kararların kadına şiddet uygulanması halinde cezai yaptırımlarının olması için süresi biter bitmez uzatılmasının talep edilmesi de oldukça önemlidir. Bu sebeple boşanma davalarında kadına şiddetle ilgili olarak mutlaka alanında uzman boşanma avukatları ile çalışılmalıdır.

Evliliklerin bitme noktasına gelmesinden sonra özellikle boşanmanın sebebi aldatma ise müvekkillerimiz tarafından sıkça karşılaştığımız soru; “boşanma davasında telefon kayıtları ve sms içerikleri istenebilir mi?” sorusudur.

Boşanma davası esnasında karşı tarafın kendisini aldattığından şüphelenen yahut emin olan kişi karşı tarafın telefon kayıtlarının istenmesini talep etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki telefon kayıtlarının içeriği ancak ceza hukuku alanında özellikle örgüt kapsamındaki suçlar, uyuşturucu ticaretine ilişkin vs. suçlarda istenebilmektedir. Aile Mahkemesi hakimlerinin telefon kayıtlarının tutulmasını isteme hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki GSM operatörlerinin cezai anlamda talep edilmeyen kayıtları tutmaları ve saklamaları da operatörler açısından ayrıca suç teşkil edebilecektir. Kişilerin özel hayatlarının gizliliği gereğince sırf boşanma nedeniyle telefon kayıtlarının içeriğinin dosyaya sunulması alenen suç teşkil edecektir. Ancak bu anlamda yapılacak şey telefon kayıtlarının dökümünün istenmesidir. İstenilen dökümle araştırılması talep edilen telefon numarasının hangi tarih ve saatte kiminle ne kadar görüştüğü görülebilmektedir. Aynı şekilde anılan telefon numarasının kiminle hangi tarih ve saatte mesajlaştığı da görülebilmektedir. Ancak dediğimiz gibi ne telefon konuşmalarının içeriği ne de mesaj yazışmaları görülememektedir.

Şahıs istemesi halinde telefonunu incelenmek üzere sunduğunda telefonunda bulunan mesajların içeriği ancak tespit edilebilecektir. Yahut mesajların içeriğini gören, telefon konuşmalarını dinleyen kişiler dosyada tanık olarak dinlenebilecektir.

Boşanmada telefon konuşması delil olur mu?

Hukuk Muhakemeleri Kanunumuza göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınmaz denmektedir. Anılan sebeplerle haberleşmenin gizliliğini ihlal ederek elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınmayacaktır. Bu anlamda tarafların ellerinde tuttukları delillerin mutlaka hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekmektedir.

Boşanmada whatsapp görüşme kayıtları istenebilir mi?

Bununla birlikte bir diğer sıklıkla karşılaştığımız soru “Whatsapp görüşmelerinin kayıtlarının istenip istenmeyeceğidir.” Whatsapp internet üzerinden yapılan mesajla ve görüşme şeklidir. İnternet üzerinden yapılan bu görüşmeler uçtan uca şifrelerle korunmakta olup kayıtlarının tutulması mümkün değildir. Anılan sebeple internet üzerinden yapılan görüşmelerin hiçbir içeriği dosyaya sunulması istenemeyecektir. Ancak şahıslar bu görüşmeleri kaydettiler ve karşı taraflar bir örneğini aldılarsa bu mesajlaşmaların dosyaya sunulması hakkında mutlaka bir avukatla görüşmeleri gerekmektedir. Zira bilinçsizce sunulan içerikler haklı iken kişiyi haksız yere düşürebilecek, hatta haklarında suç duyurusunda bulunulmasına dahi neden olabileceklerdir. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre bu durum haberleşmenin gizliliği hakkını ihlal olarak sayılacaktır. Ancak bu durumun istisnaları bulunmakta olup mutlaka alanında uzman avukatlarla görüşülmesi gerekmektedir.

© Avukat Tülin Babaoğlan Yılmaz Websitesi. Her Hakkı Saklıdır. Nafaka Avukatı, Ceza Avukatı, Uyuşturucu Avukatı, Boşanma Avukatı Ankara | Seo Uzmanı | We ❤ Google
Bizi Arayın
Yol Tarifi
seo uzmanı ankara
Otomatik Kepenk
fotoselli kapı ankara
konya avukat
ingilizce kursu ankara