AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun, şiddete uğramış, uğrama tehlikesi olan kadınları, çocukları, aile bireylerini korumayı amaçlayan bir kanundur. Kanunda ayılan kişilere karşı şiddeti önlemeyi ve şiddetten korumayı amaçlayan bu kanunumuz Türk hukukunda çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle boşanma davalarında kadına şiddet konusu titizlikle değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu sebeplerle bu kanuna öncelikle kadına şiddet anlamında genel olarak sonrasında ise ayrıntılarıyla değinmek istedik.

Mülga 4230 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun 6284 sayılı kanun ile ortada kalkmış ve bu kanunla eski kanuna nazaran şiddete uğrayan, uğrama tehlikesi olan, korunması amaçlanan mağdurların kapsamı genişletilmiştir. Önceki kanunumuzda sadece aile bireyleri olarak ifade bulan mağdurlar bu kanun ile kadın, çocuk, aile bireyleri ve ısrarlı takip mağdurları olarak değiştirilmiştir. Ayrıca eski kanunumuzda olmayan “şiddete uğrama tehlikesi bulunan” kişilerde koruma kapsamına alınmıştır. Bu durum şiddetin önlenmesi açısından atılmış çok önemli bir adımdır.

Kanun kapsamında geçen kadın, çocuk, aile bireyi ve ısrarlı takip mağdurundan ne anlaşılması gerektiğine ayrıntılarıyla değinelim:

  • Kadın: Biyolojik cinsiyeti kadın olarak ve doğan veya erkek olan cinsiyetini kadın olarak değiştiren kişidir.

  • Çocuk: Ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişidir.

  • Aile bireyi: Birbirlerine kan bağı, evlilik bağı ile bağlı olan ya da sosyal hayatın getirdiği şekilde aynı ev içerisinde yaşayan kişiler de belirli koşulların sağlanması halinde aile bireyi olarak kabul edilmiştir. Burada şiddete uğrayan erkek in de haklarına değinilmiştir. Her ne kadar günümüz koşullarında sadece kadınlar şiddete uğrar gibi düşünülse de kadınların da ekonomik hayatta varlıklarının olması ve gittikçe sosyal hayatta yer edinmeleriyle erkeklerin de şiddete maruz kaldığı olaylar olmaktadır.

  • Tek taraflı Israrlı Takip magduru: Bir kişiye karşı tehditkar, ısrarcı bir şekilde kişinin kendi can ve mal güvenliğinden tehlike ve korku duyacağı kadar baskı uygulanması halinde bu durumdan mağdur olan kişiyi ifade etmektedir. Bu durumda önemli olan süregelen davranışların tek taraflı ve ısrarcı bir şekilde devam etmiş olmasıdır. Israrın içeriğinin bir önemi yoktur. Fiili, sözlü veya yazılı olabilir.

6284 sayılı kanunumuz yukarıda saydığımız kişilere karşı muhtemel ve olmuş tehlikeleri ve şiddeti önlemeyi amaçlayan kanundur. Burada bahsedilen şiddet, ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddet olabilir. Şiddet çoğu zaman güç kullanılarak kadını dövme, vurma, kötü davranma eylemi olarak kullanılsa da genel anlamıyla huzuru bozan ve tartışmaya yol açan davranışlar anlamına gelmektedir. Bu sebeple şiddet sadece fiziksel değildir. Ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet de mevcuttur. 6284 sayılı kanunumuz aile ve ev içi şiddeti, fiziksel şiddeti, ekonomik şiddeti, cinsel şiddeti ve açıkca kadına yönelik şiddeti engellemeyi ve önlemeyi amaç edinmiştir. Kadına yönelik şiddet, bir bireyin sadece kadın olduğu için maruz kaldığı şiddet türüdür. Cinsiyete dayalı bu ayrımcılıktan kaynaklı şiddet kadına ilişkin açıkça insan haklarının ihlali sayılmaktadır. Kız çocuklarının cinsel istismarı, tecavüze uğraması, dövülmesi, öldürülmesi de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

6284 sayılı Kanunumuz şiddetin engellenmesi amacıyla birçok koruyucu ve önleyici tedbirlere yer vermiştir. Bu tedbirler idarenin mülki amiri tarafından verilebileceği gibi kişilerin Aile Mahkemelerine yaptıkları başvurular aracılığıyla da verilebilecektir. Verilecek tedbirlerin içerikleri kanunun 3. Ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Boşanma davaları sırasında 6284 sayılı kanuna dayalı olarak istenecek koruma kararlarının titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Belirli bir süre için verilen bu kararların kadına şiddet uygulanması halinde cezai yaptırımlarının olması için süresi biter bitmez uzatılmasının talep edilmesi de oldukça önemlidir. Bu sebeple boşanma davalarında kadına şiddetle ilgili olarak mutlaka alanında uzman boşanma avukatları ile çalışılmalıdır.

Aşağıda anlaşmalı boşanma davalarına sunulmak üzere tanzim edilmiş örnek bir anlaşmalı boşanma protokolü örneği bulunmaktadır. Her davanın konusu farklı olup anılan protokollerin düzenlenmesi evresinde mutlaka bir avukatla görüşülmesini tavsiye ederiz. Ayrıca yazının en altındaki bağlantılardan anlaşmalı boşanma protokolünü pdf ve word olarak indirebilirsiniz. Ankara Boşanma Avukatı Tülin Babaoğlan Yılmaz olarak sizlere boşanma avukatlığı danışmanlığı sunmaktayız. Bu yazımızdaki anlaşmalı boşanma protokolü örneği 2018 yılı içinde hazırlanmış ancak anlaşmalı boşanma protokolü örneği 2019 yılında da geçerlidir.


ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ

1.TARAF :

2.TARAF :

HÜKÜMLER :

İşbu protokol protokolün imzalanması ile açılacak boşanma davasının anlaşmalı olarak karara bağlanmasını talep etme gereği hasıl olmuştur.

  1. BOŞANMA HUSUSU

Her iki taraf da karşılıklı olarak boşanmayı kabul etmişlerdir. Evlilik birliğinin sona erdirilmesi hususunda her iki taraf da mutabıktırlar.

Tarafların müşterek çocukları bulunmamaktadır.

  1. NAFAKA HUSUSU

Taraflar dan … diğer taraftan aylık… miktarında yoksulluk ve tedbir nafakası istemektedirler. Nafaka her ayın.. gününde bildirilen hesaba yatırılacaktır.

  1. TAZMİNAT HUSUSU

Taraflardan… diğerine … tutarında tazminat ödemeyi kabul ve tahhüt etmektedir. İşbu tazminat bedelinin içerisinde ziynet eşyalarından kaynaklı alacaklarda mevcuttur.

  1. GAYRİMENKULLER HUSUSU

Tarafların evlilik birliği içerisinde ortak emek ve çabalarıyla elde ettikleri malvarlığı ve paylaşımı şu şekildedir. ..

Taraflar gayrimenkullerin paylaşımı hususunda şu şekilde anlaşmıştır…

  1. MAL PAYLAŞIMI

Ortak Konut içerisinde taraflar kendilerine ait olan ve anlaşmalı boşanma protokolünde detayına girilmeyen tüm kişisel ve ev eşyası olarak kabul edilebilecek tüm maddi varlıkları; şimdi ve gelecekte ortak konut içerisinden almışlardır

  1. YARGILAMA GİDERLERİ

İşbu dava masrafları … üzerinde bırakılacaktır. Avukatlar karşı taraftan vekalet ücreti talep etmeyecek olup; vekalet ücretleri kendi müvekkilleri olan taraflarca karşılanacaktır.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan tüm hususlar üzerinde taraflar mutabakata varmış olup işbu protokol sayın mahkemeye sunulmak üzere karşılıklı teati sonucu tanzim ve imza olunmuştur.


Anlaşmalı boşanma protokolü word : İNDİR

Anlaşmalı boşanma protokolü pdf : İNDİR

Boşanma Davası Ücreti Masrafları ve Fiyatları 2019 yazımız ilginizi çektiyse, bu yazılarımızı da tavsiye ederiz :

Sayfa İçeriği :

anlaşmalı boşanma protokolü
anlaşmalı boşanma protokolü örneği indir
anlaşmalı boşanma protokol ihlali
anlaşmalı boşanma protokol örneği word
anlaşmalı boşanma protokolü örneği avukatsız
anlaşmalı boşanma protokolü dilekçe örneği
anlaşmalı boşanma protokolü doc
anlaşmalı boşanma protokolü 2018 word

Boşanma davaları ile ilgili konular arasında önemli olan konulardan biri de Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasıdır. Şiddet nedeni ile boşanma sebepleri sadece fiziksel şiddet nedeni ile boşanma olarak değil, cinsel şiddet nedeni ile boşanma , psikolojik şiddet nedeni ile boşanma  ve aile içi şiddet nedeni ile  boşanma şeklinde de olabilir.

Psikolojik 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunun boşanma davaları esnasında nasıl uygulanacağı yahut bu kanuna dayalı olarak taleplerin mahkeme hakiminden talep edilmesi halinde şartların ne olacağını konularak değinmek istiyoruz.

6284 Sayılı kanunun 4. Maddesinde hakim tarafından verilecek koruyucu tedbirlere değinirken 5. Maddesinden hakim tarafından verilecek önleyici tedbirlere değinilir.

4. madde de şu hükümlere yer verilmiştir:

“Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

  1. İşyerinin değiştirilmesi.

  2. Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.

  3. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

  4. Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.”

Şiddete uğrayan, uğrama tehlikesi bulunan şiddet mağduru bu taleplerin gerek boşanma davası devam ederken gerekse boşanma davasından ayrıca bu tedbirlere karar verilmesini isteyebilir. Şiddet nedeniyle boşanma dava dilekçesi oluşturulurken mutlaka hangi koruma tedbirlerine karar verilmesinin istendiği açıkça dilekçeye yazılmalıdır. Hakim uygun gördüğü talebe ya da taleplerden birkaçına aynı anda karar verebilecektir. Bu tedbirler tadadi değildir yani hakim bu tedbirlerden birine ya da birkaçına karar verebilecekken benzer tedbirler de uygulayabilecektir. Şiddet nedeniyle boşanma davası görüldüğü üzere kanunlarımız tarafından da ayrı bir öneme tabi tutulmuştur.

5. Madde de bahsedilen önleyici tedbirler ise şunlardır:

“Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

  1. Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

  2. Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

  3.  Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

  4. Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

  5. Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

  6. Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

  7. Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

  8. Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

  9. Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

  10. Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

  11. Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.

Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.”

Bu hükümden de görüleceği üzere boşanma davası psikolojik şiddet, boşanma davası cinsel şiddet, boşanma davası fiziksel şiddet, boşanma davasında psikolojik şiddet hususları hakkında alınacak önlemlere tek tek değinilmiştir. Bu önlemler boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi ayrıca yapılacak bir başvuru ile de istenebilir. Anılan madde hükmü oldukça açık mahiyettedir. İstenilen koruma kararında hakim uygun gördüğü tedbirlere karar verebilir.

Burada önemli olan husus boşanma davasında kadın şiddetin ispatıdır. Hakim tarafından koruyucu tedbir kararı verilmesi için herhangi bir delil veya belge araştırması gerekmezken önleyici tedbir kararı verilebilmesi için kişinin şiddet uyguladığı ya da uygulama tehlikesinin varlığı ile ilgili olguların bulunması gerekmektedir. Aksi yöndeki uygulama kötüye kullanımlara sebebiyet verebilecektir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Maddi Durum İncelemesi

Çekişmeli boşanma davalarında maddi konular boşanmak isteyen tarafların akıllarını en fazla kurcalayan konulardandır. Çekişmeli Boşanma Davasında Maddi Durum İncelemesi de bu konulardan biridir. Çünkü taraflardan hangisi nafaka verecek, hangisi tazminat ödeyecek veya bu yükümlülüklere tabii mi değil mi bilmek istenmektedir. Ankara Boşanma Avuakatı Tülin Babaoğlan Yılmaz olarak bu sorulara cevap verdik.

Boşanma davası ile taraflar birbirinden maddi taleplerde bulunabilmektedirler. Şartların oluşması halinde maddi taleplerin miktarının tayininde hakimin dikkate alacağı en önemli ölçüt tarafların sosyal, kültürel, ekonomik durum araştırmasıdır. Davanın açılmasıyla birlikte hakim tarafların maddi durumlarının da belirlenmesi amacıyla isteyeceği araştırma için kolluk kuvvetlerine müzekkere yazılmasına karar verir. Tarafların ikametgahlarına en yakın kolluk görevlileri tarafından sosyal, kültürel, ekonomik durum araştırması için tarafları arayarak, ya evlerine gidecek ya da kendilerini karakola çağıracaktır. Taraflara bu araştırma kapsamında sorulacak soruların birkaç örneği şu şekildedir:

  1. Tarafların maddi geliri

  2. Hangi işte çalıştıkları, çalışma şartları

  3. Ne kadar maaş aldıkları

  4. Maaş dışında gelirlerinin olup olmadıkları

  5. Kiminle birlikte yaşadıkları

  6. Beraber yaşadıkları kişilerin maddi durumları, çalışma şartları

  7. Oturduğu evin durumu, kira olup olmadığı

  8. Gayrimenkullerinin listesi

  9. Tarafların öğrenim durumları

  10. Tarafların iş yapmaya engel fiziksel engellerinin olup olmadığı

Çekişmeli boşanma dosyalarında yapılacak bu inceleme tarafların her ikisi içinde yapılacaktır. Dava sonunda talep edilen maddi manevi tazminat, nafakai velayet gibi hususlara karar verilirlen göz önünde bulundurulacak en önemli ölçütlerden birisi budur. Örneğin; tarafın sosyal kültürel ekonomik durumu ne kadar iyi ise velayet hakkının alınmasına o kadar yakın olacaktır. Örneğin 10 yaşında bir çocuğun annesi Sincan da ev hanımı, babası Etimesgutta aylık 10.000 TL gelirle çalışan bir kişi ise, baba da velayet hakkına sahip olabilecektir. Bu durumda velayet ile ilgili diğer koşulların sağlanması hakinde müşterek çocuğa babanın da iyi bakabileceği varsayılır.

İstenilen maddi ve manevi tazminatın miktarının tayininde de yapılan bu araştırmanın önemi çok büyüktür. Zira tazminat ödeyecek kişinin yüksek miktarda gelirinin olması, gayrimenkullerinin bulunması halinde boşanan diğer tarafın boşanmayla uğrayacağı menfaatlerin kaybının da çoğalacağı kabul edildiğinden tazminat miktarı yükselecektir. Ancak kişi asgari ücretle çalışıyor ise verilecek tazminat miktarı da buna göre belirlenecektir.

Evliliklerin bitme noktasına gelmesinden sonra özellikle boşanmanın sebebi aldatma ise müvekkillerimiz tarafından sıkça karşılaştığımız soru; “boşanma davasında telefon kayıtları ve sms içerikleri istenebilir mi?” sorusudur.

Boşanma davası esnasında karşı tarafın kendisini aldattığından şüphelenen yahut emin olan kişi karşı tarafın telefon kayıtlarının istenmesini talep etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki telefon kayıtlarının içeriği ancak ceza hukuku alanında özellikle örgüt kapsamındaki suçlar, uyuşturucu ticaretine ilişkin vs. suçlarda istenebilmektedir. Aile Mahkemesi hakimlerinin telefon kayıtlarının tutulmasını isteme hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki GSM operatörlerinin cezai anlamda talep edilmeyen kayıtları tutmaları ve saklamaları da operatörler açısından ayrıca suç teşkil edebilecektir. Kişilerin özel hayatlarının gizliliği gereğince sırf boşanma nedeniyle telefon kayıtlarının içeriğinin dosyaya sunulması alenen suç teşkil edecektir. Ancak bu anlamda yapılacak şey telefon kayıtlarının dökümünün istenmesidir. İstenilen dökümle araştırılması talep edilen telefon numarasının hangi tarih ve saatte kiminle ne kadar görüştüğü görülebilmektedir. Aynı şekilde anılan telefon numarasının kiminle hangi tarih ve saatte mesajlaştığı da görülebilmektedir. Ancak dediğimiz gibi ne telefon konuşmalarının içeriği ne de mesaj yazışmaları görülememektedir.

Şahıs istemesi halinde telefonunu incelenmek üzere sunduğunda telefonunda bulunan mesajların içeriği ancak tespit edilebilecektir. Yahut mesajların içeriğini gören, telefon konuşmalarını dinleyen kişiler dosyada tanık olarak dinlenebilecektir.

Boşanmada telefon konuşması delil olur mu?

Hukuk Muhakemeleri Kanunumuza göre hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınmaz denmektedir. Anılan sebeplerle haberleşmenin gizliliğini ihlal ederek elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınmayacaktır. Bu anlamda tarafların ellerinde tuttukları delillerin mutlaka hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekmektedir.

Boşanmada whatsapp görüşme kayıtları istenebilir mi?

Bununla birlikte bir diğer sıklıkla karşılaştığımız soru “Whatsapp görüşmelerinin kayıtlarının istenip istenmeyeceğidir.” Whatsapp internet üzerinden yapılan mesajla ve görüşme şeklidir. İnternet üzerinden yapılan bu görüşmeler uçtan uca şifrelerle korunmakta olup kayıtlarının tutulması mümkün değildir. Anılan sebeple internet üzerinden yapılan görüşmelerin hiçbir içeriği dosyaya sunulması istenemeyecektir. Ancak şahıslar bu görüşmeleri kaydettiler ve karşı taraflar bir örneğini aldılarsa bu mesajlaşmaların dosyaya sunulması hakkında mutlaka bir avukatla görüşmeleri gerekmektedir. Zira bilinçsizce sunulan içerikler haklı iken kişiyi haksız yere düşürebilecek, hatta haklarında suç duyurusunda bulunulmasına dahi neden olabileceklerdir. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre bu durum haberleşmenin gizliliği hakkını ihlal olarak sayılacaktır. Ancak bu durumun istisnaları bulunmakta olup mutlaka alanında uzman avukatlarla görüşülmesi gerekmektedir.

TEK TARAFLI BOŞANMA DAVASI NE KADAR SÜRER?

Tek taraflı boşanma davaları evlilik birliğini sonlandırmak isteyen tarafların bu hususta anlaşamamaları ve taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğerinin istememesini yahut şartlarda anlaşılamamasını ifade etmektedir. Bu durumda mevcut tek taraflı boşanma davalarına çekişmeli boşanma davaları da denilmektedir.

Resmi olarak evlilik birliğini sonlandırmak isteyen bir taraf diğeri ile anlaşamaması halinde boşanma davasını kendisi yahut vekalet vereceği iyi boşanma avukatıyla açabilir.

Tek taraflı boşanma davası yani çekişmeli boşanma dosyaları için öncelikle geçerli bir boşanma sebebi olmalı, doğru bir boşanma dava dilekçesi oluşturulmalı ve mahkemeye başvuru yapılmalıdır. Boşanma davasının aşamaları hakkında detaylı bilgi edinmek için genel hatlarıyla boşanma yazılarımıza bakınız. Örneğin aldatma nedeniyle boşanma davası yahut şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası (Yeni Medeni Kanunumuzda evlilik birliğinin temelinden sarılması nedeniyle boşanma davası) açılması için dava dilekçesinin bu hususlar gözetilerek yazılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu hususların ispat edilememesi halinde dava reddedilecek ve kişi aynı nedenle 3 yıl içerisinde yeni dava açamayacaktır.

Tek taraflı boşanma davaları ne kadar sürer

Tek taraflı boşanma davaları ne kadar sürer” sorusunun tek bir cevabı yoktur. Bu konudaki en önemli husus davanın süreler kaçırılmadan, doğru hukuki bilgilerle titizlikle takip edilmesidir. Delil ve tanıkların bildirilmesi, bilirkişi incelemesi, mal rejimine ilişkin araştırmalar, keşif gibi süreçlerin doğru zamanda talep edilmesi dava süresinin kısalmasında büyük rol oynayacaktır. Ayrıca bu davalarda anlaşma olmadığı kabul edildiği için anlaşmalı boşanma davalarına göre çok daha uzun sürecektir.

Her ne kadar tek taraflı boşanma davalarından kastedilen çekişmeli boşanma davaları olsa da bazı durumlarda müvekkillerimiz bu ibareyi davalı tarafın bulunamaması amacıyla da kullanmaktadır. Bu anlamda davayı sadece bir taraf yürütmektedir. Örneğin erkek evi terk etmiş başka bir kadınla yaşıyor olabilir. Yahut evi terk ettikten sonra nerede olduğu bilinmiyor, eviyle, karısıyla ilgilenmiyor olabilir. Böyle bir durumda erkek tarafın kayıtlı ikametgah adresi var ise çekişmeli yani tek taraflı boşanma dosyalarınız sorunsuz bir şekilde devam edecektir. Karşı tarafın adresini almamış, onun eline tebligat ulaşmamış olmasına hakim bakmayacak, ilk tebligat yapılamadıysa hakim kanunlarda usulüne uygun düzenlenmiş tekrar tebligat yapacak ve muhtarlığa bırakılan tebligat sanki tarafa yapılmış gibi kabul edilerek davaya devam edilecektir. Ancak tarafın kayıtlı bir adresi de yok ise bu durumda boşanma karanın ilanen açıklanması gerekecektir. Bu durum da sürecin biraz daha uzamasına neden olacaktır.

Ayrıca tek taraflı boşanma dosyalarında karşı tarafın beyanda bulunmaması, davalının duruşmaya gelmemesi, boşanma davası açısından aleyhe bir durum oluşturmaz. Cevap dilekçesi vermeyen, kendisini savunmayan kişin dava dilekçesinde yazan her türlü iddiaya itiraz ettiği kabul edilir. Yeni bir iddia ileri sürmemiştir ancak dava dilekçesinde yazan hususların doğru olmadığını ileri sürdüğü kabul edilmektedir.

Yukarıda detaylıca açıklanan tüm bu sebeplerle tek taraflı boşanma davalarının süreleri her dosyaya göre farklılık gösterecektir. Boşanma davanızın kısa sürede sonuçlanması ve hukuki anlamda hak kaybına uğramamanız açısından mutlaka tercih edeceğiniz en iyisi boşanma avukatından yardım alınız.

Boşanma davası için nereye başvurmalıyım” sorusu sıklıkla karşılaştığımız sorulardır. Tarafların 6 aydan beri birlikte yaşadıkları yahut taraflardan birinin ikametgahı Aile Mahkemesinde dava açılır Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde dava Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılır. Taraflar usulüne uygun şekilde düzenlenmiş 3 nüsha dilekçeleri ile adliyeye başvurarak davalarını açabileceklerdir.

Boşanma davaları hangi mahkemede açılır” sorusunun cevabı ise şudur; tarafların son 6 aydır birlikte oturduğu yer yahut taraflardan birinin ikametgahı mahkemesidir. Yetkili ve görevli mahkemeye hitaben düzenlenmiş 3 nüsha dilekçe ile mahkemeye başvurulup gerekli harçların yatırılması ile dava açılmış olacaktır. Bu anlamda oluşturulacak boşanma dava dilekçesi büyük önem taşımaktadır. Dava dilekçesinde yapılacak bir yanlışlık yahut sonradan giderilemeyen bir eksiklik davanın kaybedilmesine neden olabilecektir. Bu anlamda kişiler de en çok karşılaştığımız problem hukuki bilgiden yoksun şekilde düzenlenen kimi zaman hukuki hiçbir bilgi birikimi olmayan kişilere, arzuhalcilere yazdırılan dava dilekçeleriyle açılan boşanma davalarının reddidir. Boşanma davasının reddedilmesi hem maddi hem manevi olarak tarafları yıpratmaktadır. Kaldı ki reddedilen boşanma davalarının üstüne aynı sebeple 3 yıl içerisinde dava açılamayacağı düşünüldüğünde oluşturulacak dava dilekçesinin ne derece önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu sebeple mutlaka tercih ettiğiniz avukatla çalışmanızı öneririz.

Burada en önemli husus doğru mahkemenin tespiti, doğru delillere dayanmak ve muhakkak ki hukuken işe yarayacak doğru iddialarda bulunmaktır. Boşanma dava dilekçesinde bulunması gerekli zorunlu şartları taşımayan dilekçeler usulden reddedileceği gibi hukuken doğru bulunmayan boşanma iddiaları sebebiyle de, yahut dilekçede tarafların kendilerini doğru ifadememeleri sebebiyle dava esastan reddedilebilecektir. Davanın reddi boşanma talebinin geri çevrilmesi ve mutsuz bir evlilik içerisinde hapsolmak olduğu kadar esastan reddedilmiş bir dava sonrasında yeniden boşanma davası açmak da bir o kadar zor ve uzman boşanma avukatı tarafından yapılması gereken bir işlemdir.

Bazen taraflar kendileri eksik iddia ve dilekçe ile usuli işlemleri yerine getirmeden dava açmakta ve alanında uzman boşanma avukatı ile çalışmadıklarından davayı kaybedebilmektedirler.

Boşanma davasının maliyeti hususunda ise şunlar söylenebilir. Peşin harcın yatırılmasından sonra dosyada mevcut delillerin sayısına, tanıklara, bilirkişi ve keşif incelemesine göre yatırılacak gider avansı değişecek ve yargılama giderleri belirlenecektir. Her bir tanık için, her bir delil için ayrı yargılama giderine hükmedileceğinden dava açma ücreti dava dilekçesine göre farklılık gösterecektir.

Detayı bilgilendirme için boşanma davası açma ücreti yazımıza bakabilirsiniz.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA

Zina, aldatma, hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış, akıl hastalığı, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme gibi özel sebeplere dayanarak açılamayan çekişmeli boşanma davası, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak açılabilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan çekişmeli boşanma davası oldukça ayrıntılı hususları olan ve Yargıtay kararlarının yakından takibi ile açılabilecek bir davadır.

Eski Medeni Kanunumuzda şiddetli geçimsizlik olarak bilinen genel sebebimiz yeni medeni kanunumuzda evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak düzenlenmiştir. Birçok danışanımızda karşılaştığımız sorulardan birisi “evlilik birliğinin temelinden sarılması şartlarının neler” olduğudur. Bu zamana kadar oluşmuş içtihatlar ve kanunun açık hükümleri gereğince bu şartların sınırlı sayıda olmadığı söylenebilir. Ancak eşine yalan söylemek, eşinin ailesinin sürekli evliliklerine karışması, kaynana ile yaşamak, eşin cimri olması, eşin kumar oynaması, eşin alkol kullanması, sürekli kavga etmek, ailesinin eşine kötü davranmasını engellememek, kadının çalışmasına izin vermemek, eş üzerinde baskı kurmak, kıskanmak, eşin arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermemek, ailesine hakaret etmek, eşine sevmediğini söylemek, başka birisini sevdiğini söylemek gibi durumlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu durumlarla karşılaşan kişiler çekişmeli boşanma davası açarak kendilerini iyi bir şekilde mahkemede ifade etmeleri, usuli tüm işlemleri süreleri kaçmadan yapabilmeleri sonrasında davayı kazanabileceklerdir.

Evlilik birliğinin temelinden sarılması nedeniyle boşanma davalarının en önemli hususu tanıklardır. Zira boşanmanın gerçekleşmesi için sadece bu durumların varlığı yeterli olmayıp bir de bu durumların evliliği diğer eş için çekilmez hale getirdiği kabul edilmelidir.

Evlilik birliğinin temelinden sarılması nedeniyle boşanma davaları usuli ayrıntıları çok olan ve uzmanlık gerektiren davalar olup mutlaka bir boşanma avukatıyla çalışılması gerekmektedir. Yargıtay kararları ile oluşturulan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı çekişmeli boşanma dilekçesi ile istenilen sonuca ulaşmak için detaylı ve titiz bir çalışmaya ihtiyaç vardır.

Evlilik birliğinin temelinden sarılması nedeniyle boşanma davaları hususunda bir diğer husus kusur durumudur. Kimse kendi kusurundan kaynaklı olaylara dayanarak boşanma davası açamaz. Bu durum Yargıtayın birçok görüşünde de açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Bu davalar anlaşmalı boşanma davalarına göre çok daha uzun sürmektedir.

Boşanma Davasında Tazminat Ödenmezse Ne Olur ?

Bu hususta yazımıza başlamadan önce mutlaka tazminat hususuna değinmek gerekmektedir. Tazminat, boşanma davasının açılmasından sonra yapılacak kusur araştırmaları ve tespitleriyle hakimin takdir yetkisinde olan bir husustur. Bu anlamda tarafların önemle yapmaları gereken şey evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kendilerinin kusurlu olmadığını ispat etmeleridir. Bu ispat ise mutlaka alanında uzman en iyi boşanma avukatları tarafından yapılmalıdır. Peki konumuza dönersek , boşanma davasında tazminat ödenmezse ne olur ?

Tazminat, maddi ve manevi tazminat olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Boşanmada maddi tazminat, boşanmanın gerçekleşmesi ile yoksulluğa düşecek olan tarafa verilecek olan tazminattır. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma sebebiyle zedelenecek olan tarafın maddi tazminatı isteyebilmesi için evlilik birliğinin sonlanması ile gelirinde düşüş yaşanacağının kabulü ve tazminat ödeyecek olan kişinin kusurunun ispat edilmiş olması gereklidir. Kısaca tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olduğunun ispatı gerekecektir. Aynı durum boşanmada manevi tazminat konusunda da geçerlidir. Daha önceden bahsettiğimiz (bknz. Boşanma makalemiz.) boşanma davasının mutlaka alanında uzman  Ankara boşanma avukatı tarafından takibinin ne derece önemli olduğu bir kez daha görülmektedir. Zira boşanma dava sürecinin kötü yönetilmesi ve kusurlu sayılması halinde karşı taraf hem maddi hem de manevi tazminata hak kazanabilmektedir. Manevi tazminat ise, evlilik birliği süresince yaşanan kişilik haklarına saldırı, üzüntü, keder gibi olaylara istinaden kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafa verilen tazminat türüdür.

Maddi ve manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin takdir yetkisindedir. Tarafların sosyal kültürel ekonomik durum araştırmalarının yapılması, mal varlıklarının durumu, gelirleri, kazançları ve sonrasında bakmakla yükümlü oldukları kişiler, giderleri ve evlilik birliği içerisinde yaşanan olaylar bütün bir şekilde değerlendirilerek maddi ve manevi tazminatın miktarına karar verilir.

Boşanma sonrasında karar verilen maddi ve manevi tazminatın ödenmesi için gerekçeli kararın yazılması beklenmelidir. Gerekçeli karar yazıldıktan sonrasında karar da kesinleşmesine rağmen taraflar tazminatı ödemiyorlar ise tazminat hakkına sahip olan kişi yetkili mercilere başvurarak tazminat alacağı hakkında icra takibi başlatmalıdır.

Boşanmada Erkek Tazminat İsteyebilir mi ?

Boşanma davasında tazminat isteyebilmek için kadın ya da erkek olmanın bir önemi bulunmamaktadır. Her iki tarafta gerekli koşulların sağlanması halinde tazminat isteyebilmektedir. Örneğin Etimesgut boşanma davasında kadın evi terk etmiştir ve başka biriyle yaşıyordur. Uzman boşanma avukatı tarafından açılacak boşanma davasında durumun önemi hakkında hakim ikna edilirse erkek de tazminat isteyebilecektir.

Çalışan Kadın Tazminat Talep Edebilir mi ?

Çalışan kadın boşanırken tazminat alabilir mi ? Maddi ve manevi tazminatın şartları yukarıda detayla anlatıldığı üzere şartlar oluşuyorsa kadın çalışmasına rağmen tazminat alabilir. Maddi tazminat hususunda kadının evlilik birliğinden beklediği menfaatlerin azalacağını ispat etmesi gerekecektir. Ancak manevi tazminat tarafların ekonomik durumlarından tamamen bağımsız olup karşı taraf kusurlu ise kadın çalışsa da çalışmasa da manevi tazminata hak kazanacaktır.

Boşanma Davasında Tazminat Ödenmezse Ne Olur yazımızın sonuna geldik. Boşanma Davaları ile ilgili diğer yazılarımıza blogumuzdan ulaşabilirsiniz.

Bizlere sık gelen sorulardan birisi de Boşanan Baba Çocuğunu Ne Zaman Görebilir sorusudur. Boşandıktan sonra baba çocuğu görme hakkı
elde eder mi , boşanma sürecinde baba çocuğu görme hakkı var mıdır bu soruların yanıtlarını bu makalemizde bulabilirsiniz.

Boşanan Baba Çocuğunu Ne Zaman Görebilir ?

Boşanma davası esnasında tarafları istekleri doğrultusunda hakim velayet hususunu detaylı bir şekilde değerlendirecektir. İki tarafta velayeti istiyor ise hakim dosya ile ilgili mutlaka bir sosyal hizmet uzmanı ve pedagog görevlendirecek ve çocukla, anne ve babayla yapılan görüşmeler sonrasında çocuğun üstün yararı da gözetilerek velayete karar verilecektir. Velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında ise kişisel ilişki tesisine karar verilecektir.

Genelde annelerin çocukların bakım ve sorumluluklarıyla daha yakından ilgilendiği varsayıldığından bu hususta babaların çocuklarla ne zaman görüşeceği sıklıkla merak edilen konulardan birisidir. Ancak burada yapılan açıklamalar sadece babalar açısından değil, velayet kendisinde olmayan anne ve babanın çocukla ne zaman görüşeceğine ilişkin açıklamalardır.

Boşanan Baba Çocuğunu Ne Zaman Görebilir ? Velayet kendisinde olmayan baba ya da anne, mahkemenin boşanma davası sonrasında hakimin hükmedeceği karar doğrultusunda çocuğunu görebilecektir. Bu anlamda en önemli husus dava süresince tarafların kendilerini doğru bir şekilde ifade etmiş olmalarıdır. Doğru beyanlarla desteklenen cevap dilekçeleri sonrasında hakim uygun görmesi halinde velayeti vermediği tarafın iş yaşamına, tatil günlerine, isteklerine göre kişisel ilişki tesisi kuracak, çocukları o günlerde görmesine karar verecektir.

Türk hukuk sisteminde sıklıkla ortak velayet benimsendiğinden dava süresince çocukla kişisel ilişki tesisi genelde sosyal hizmet uzmanlarıyla yapılan görüşmelere kadar bekletmektedir. Pedagoglar ve sosyal hizmet uzmanlarının düzenledikleri rapor sonrasında hakim geçici olarak velayetin bir tarafa bırakılmasına ve diğer taraf açısından da kişisel ilişki tesisine karar vermektedir.

Babanın çocuğunu görmesine izin verilen günlerde anne çocuğunu babaya göstermezse yapılacak ilgili şikayet üzerine çocuğu kendisine göstermeyen tarafa tazyik hapsi uygulanmaktadır. Kanun koyucu bu maddeyle çocuğun kendisine gösterilmemesini bir bahane olarak kabul etmemekte, çocuğu göstermeyen tarafa ağır cezalar vermektedir. Bununla da aile birliğinin önemi vurgulanmakta, boşanmanın olması halinde dahi çocuğun kişisel gelişimi gözetilerek anne ya da babayla sürekli iletişim halinde kalması sağlanmaktadır.

Boşanan Baba Çocuğunu Ne Zaman Görebilir yazımızı burada noktalıyoruz. Çocuğunu göremeyen anne ya da babanın bu evrede mutlaka alanında uzman avukatlardan yardım almasını tavsiye etmekteyiz.

Boşanan Baba Çocuğunu Ne Zaman Görebilir yazımız ilginizi çektiyse, bu yazılarımızı da tavsiye ederiz :

 

Bizi Arayın
Yol Tarifi