ADLİ SİCİL KAYDI SİLME DİLEKÇESİ

Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi için gerekli sürelerin tamamlandığından emin olunduğunda dilekçe aşağıda örnekte verdiğimiz gibi oluşturulabilir.

T.C. ADALET BAKANLIĞI

ANKARA ADLİ SİCİL İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

ADLİ SİCİL VE ARŞİV KAYDININ

SİLİNMESİNİ TALEP EDEN : Ad, Soyad, TC Kimlik No, Adres

TALEP : Tarafım hakkında verilmiş olan … Mahkemesinin … E …K… tarihli kararı ile almış olduğum mahkumiyet kararının adli sicil ve arşiv kayıtlarından gerekli yasal süresi dolmuş olduğundan silinmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR :

Ekte sunduğum sicilimde görünen tüm cezaların infazı tamamlanmış olmakla birlikte sicil ve arşiv kayıtlarından silinmesine ilişkin gerekli yasal süreler de geçmiş bulunmaktadır. … Sicilinizle ilgili detaylı bilgileri giriniz…

Adli sicil ve arşiv kayıtlarında bu bilgilerin görünmesi iş ve özel hayatımızdaki tüm ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Anılan sebeğle mağduriyetimin giderilmesi amacıyla adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.

HUKUKİ DELİLLER : Adli sicil ve arşiv kaydı, mahkeme kararları, nüfus cizdanı fotokopisi ve her türlü delil

TALEP VE SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle adli sicil ve arşiv kaydımda yer alan tüm kayıtların, kişisel mağduriyetim de göz önünde bulundurularak ivedilikle silinmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. Tarih.

Ad, Soyad, İmza


(Bu dilekçeler örnek amaçlı hazırlanmış, matbu dilekçelerdir. Bu dilekçeyi kişisel durumuna göre uygun şekilde düzenlemenizi tavsiye ederiz.)

Adli Sicil Kaydı Sildirme Dilekçesi | Adli Sicil Kaydı Sildirme 2019 | Adli sicil kaydının silinmesi dilekçesi word | Sabıka Kaydı Sildirme Dilekçe Örneği

Asliye Ceza Mahkemesi Görevine Giren Suçlar Hangileridir | Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar | Asliye Ceza Görevleri Nelerdir

Genel kanunlarla kurulan ceza mahkemelerimiz Asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleridir. Bunun dışında çocuk mahkemeleri, fikri ve sinai haklar ceza mahkemeleri, icra ceza mahkemeleri gibi ceza mahkemeleri özel kanunlarla kurulan mahkemelerdir. Sulh ceza mahkemesi ise bazı özel başvurularla birlikte savcılık evresinde verilmesi gereken ivedi kararlara bakan mahkemedir.

Asliye ceza mahkemelerinin hangi davalara bakmakla yetkili olduğunu gösteren kurallara görev kuralları denilmektedir. Genel anlamda görev kuralları şu şekildedir: 10 yıl ve daha az hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara asliye ceza mahkemeleri, 10 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere ise ağır ceza mahkemeleri bakmakla yetkilidir.

Bu anlamda sıklıkla karşılaştığımız sorulardan birisi, suçun basit halinin 10 yıldan az olmasına rağmen nitelikli halinin 10 yıl hapis cezasını geçmesi halinde hangi mahkemenin görevli olacağıdır. Bu aşamada suçun ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri dikkate alınmadan sadece üst sınırından hareket edilmesi gerekir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’un 14. Maddesinde bu durum açıkça düzenlenmiştir. Anılan madde de “Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.” İfadesine yer verilmiştir.

Kanunlarımız bir suça ilgili olarak yargılamayı yapma konusunda özellikle bir mahkemeyi yetkili kılmışsa yargılamayı o mahkeme yapar. Bu durumda genel kural geçerli olmaz. Özel kanunlarla belirtilmeyen tüm dava ve işlere bakma yetkisi ise asliye ceza mahkemesindedir. Ancak özel kanunlar suç vasfına, hapis gün sayısına vs. ye bakmadan asliye ceza mahkemesini yetkili kılmışsa o durumda görev araştırılması yapılmadan asliye ceza mahkemesi davaya bakmakla görevlidir.

Asliye ceza mahkemelerinde heyet halinde değil tek hakim bulunmaktadır. Şuanki yargı sistemimizde birçok ilçede birden çok asliye ceza mahkemesi bulunmaktadır. Ceza davası ve sayıları düşünüldüğünde numaralandırılarak birden fazla asliye ceza mahkemesi açılabilir. Örneğin Ankara Batı Adliyesinde 2019 yılı itibariyle 11 asliye ceza mahkemesi bulunmaktadır. Ankara Adliyesinde ise toplamda 37 asliye ceza mahkemesi vardır. Görüldüğü üzere işlerin yoğunluğu, asliye ceza mahkemelerinin bakmakla yükümlü olduğu suçların ve dosyaların fazlalığı nedeniyle her ilçede birden çok mahkeme kurulmaktadır.

Bildirdiğimiz gibi üst sınırı 10 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili dosyalara asliye ceza mahkemeleri bakmaktadır. Bu suçlara örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Uyuşturucu kullanmasını kolaylaştırma suçu

  • Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu

  • İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu

  • Suçu bildirmeme suçu

  • Yalan yere yemin suçu

  • Suç uydurma suçu

  • Suçluyu kayırma suçu

  • Yalan tanıklık suçu

  • Başkasına ait kimlik veya kimlik belgelerinin kullanılması suçu

  • İftira suçu

  • Fuhuş suçu

  • Dilencilik suçu

  • Aynı konutta birlikte oturduğu kişilere kötü davranma suçu

  • Cumhurbaşkanına hakaret suçu

  • Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu

  • Tefecilik suçu

  • Çocuğun kaçırılması alıkonulması suçu

  • Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme suçu

  • Hayasızca hareketler suçu

  • Gürültüye neden olma suçu

  • İmar kirliliğine neden olma suçu

  • Çevrenin kasten ve taksirle kirletilmesi suçu

  • Usulsüz ölü gömülmesi suçu

  • Parada sahtecilik suçu

  • Özel belgede sahtecilik suçu

  • Suç işlemeye tahrik suçu

  • Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu

  • Kanunlara uymamaya tahrik suçu

  • Kasten adam yaralama suçu

  • Taksirle adam yaralama suçu

  • Cinsel taciz suçu

  • Cinsel saldırı suçu

  • Tehdit suçu

  • Şantaj suçu

  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu

  • Konut dokunulmazlığını ihlal suçu

  • Hakaret suçu

  • Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu

  • Basit dolandırıcılık suçu

  • Ve diğerleri…

Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçeklere ulaşmaktır. Maddi gerçeklere nasıl ulaşıldığı ise dava esnasında delillerin ortaya konması, tartışılması ve sonucunda verilen kararla ortaya konmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. Maddesinde düzenlenen ceza verilmesine yer olmadığı kararı belirli hallerin varlığına tabi tutulmuştur. Bunlar şu şekildedir:

  • Yaş küçüklüğü,

  • Akıl hastalığı

  • Sağır ve dilsizlik gibi geçici nedenlerin bulunması (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

Kusur yeteneğini etkileyen yaş küçüklüğü TCK da üç halde sayılmıştır. Kişinin 0-12 yaş, 12-15 yaş, 15-18 yaş arasında olmasına göre alacağı ceza miktarı da değişebilecektir. Yaşın hesabında hüküm zamanı değil, fiilin işlendiği zaman dikkata alınacaktır. 12-15 yaş aralığında olup, işlediği fiilin hüküm ve sonuçlarını anlayamayacak, algılama yeteneği düşük çocuklar hakkında hakim ceza verilmesine yer olmadığı kararı verecektir.

Aynı şekilde akıl hastalığında da hastalığın kişinin gerçekleştirdiği fiililerin sonuçlarını anlayabilme yeteneğini etkiliyorsa yine ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilecektir.

15-18 yaş arasındaki sağır ve dilsizler 12-15 yaş arasındaki çocukların uygulandığı hükümlere tabi tutulacak ve bu çocuklar hakkında da ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilecektir.

  • Emrin yerine getirilmesi gibi bağlayıcı halin varlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Suçun zorunluluk halinde, tehdit veya cebirle işlenmesi halinde (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Meşru müdafaanın sınırlarının aşılması (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Kusurluluğu ortadan kaldıran hata hallerinin varlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Etkin pişmanlık (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

  • Şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

  • Karşılıklı hakaret (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

  • İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

Mahkeme tarafından ceza verilmesine yer olmadığı kararı veriliyorsa eğer, mutlaka 223. Maddenin hangi halinden dolayı bu kararın verildiği gerekçeli olarak yazılmalıdır. Zira kusurun olmadığı durumlarda bu karar sicile işlemeyecektir.

Hüküm evresi bir ceza yargılamasının en önemli evrelerinden birisidir. Kişilerin özgürlüğünün ellerinden alınabileceği durumlarla karşılaşılma olasılığına karşın bu durum oldukça ehemmiyetli bir şekilde Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiştir. Hüküm çeşitleri olarak beraat, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararlarının yanında ceza verilmesine yer olmadığı kararının ne derece önemli olduğu ortadadır.

Ceza Muhakemesinde tüm deliller incelenip, yargılamanın bittiği anlaşıldığında hükümden önce son sanığa verilir. Duruşmanın tefhim olduğu açıklandıktan sonra mahkemenin artık maddi gerçeğe ulaşmak için yapacağı bir şey kalmadığından hüküm vermesi gerekir. Duruşmanın sona erdiği tefhim edilmeden hüküm kurulması Yargıtay tarafından bozma sebebi yapılmıştır.

Eski ceza kanunumuz döneminde verilen beraat kararının gerekçesi olarak kabul edilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar hukukumuza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile girmiştir.

Bu karar sonuçları açısından oldukça önemli bir karardır Bu durumların varlığı halinde delillerin dikkatlice sunulması ve detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Anılan sebeple ceza dosyalarınızda en verimli sonuçların alınması için mutlaka bir ceza avukatıyla çalışmanızı tavsiye ederiz.

Önce değinmek gerekir ki en iyi ceza avukatı yahut sadece ceza avukatı, ağır ceza avukatı, en iyi ağır ceza avukatı kavramları müvekkillerimizin çalışılma alanını anlaması yahut bir avukatın en çok hangi konuda dosyalarının olduğunun, kendini en iyi hangi konuda ifade ettiğinin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Zira bir avukatın, avukatlık ruhsatnamesini aldıktan sonra her davaya bakmakla yetkili olduğu, ceza avukatı, en iyi ceza avukatı, en iyi ağır ceza avukatı gibi alanların olmadığı, bu kelimelerin sadece belirttiğimiz sebeplerle kullanıldığı bilinen bir gerçektir.

Yargıda açılmış açılacak bütün davalar oldukça önemlidir ve titizlikle takip edilmesi gerekir ancak bunlar içerisinde ceza davalarının ayrı bir yeri vardır. Zira ceza davaları kişilerin özgürlüklerini kısıtlayacak ve ciddi para cezaları alabilecekleri cezalarla sonuçlanabilecek olan davalardır. Sonunda kişilerin hürriyetlerini kaybedebilecekleri, hapis cezası alabilecekleri davaların yükü ve sorumluluğu çok daha fazladır. Bu davalarda en ufak bir yanlışlık kişilerin hürriyetlerine mal olacak olduğundan kişiler bu davaları mutlaka alanında uzman en iyi ceza avukatlarıyla takip etmelidirler. Bu anlamda “nasıl olsa suçsuzum” diyerek dava esnasında kendini yeterince savunmayan kişilerin dava sonunda ciddi cezalar aldıklarına sıklıkla şahit olduğumuzdan davanın en başında avukatlarla çalışmak oldukça büyük önem arzetmektedir.

Elbette ki bir avukatın müvekkilleri tarafından en iyi ceza avukatı olarak anılması için sağlaması gereken, her müvekkilin birbirinden ayrı ayrı beklediği hususlar vardır. Kimi müvekkil ceza dava süresinde avukatından en hızlı adımları atmasını beklerken kimisi her aradığında ulaşmayı bekler. Bu nedenlerle de kişilerin belirleyecekleri en iyi ağır ceza avukatı tabiri kişiden kişiye değişmektedir. Bu anlamda hukuk büromuzun ve kurucu avukatımızın temel hedefi müvekkilleri gözünde en iyi ceza avukatı Av. Tülin Babaoğlan Yılmaz olabilmektir. Bu tabiri hak etmek için profesyonel, disiplinli bir çalışma gerektiği kadar müvekkillerimizle aramızda samimiyetin ve güvenin de farkında olarak çalışmaktayız.

En iyi ceza avukatı ne yapar sorularıyla sıklıkla karşılaşmakta olup kişilerin kendilerine göre belirledikleri en iyi avukat, müvekkilin tüm beklentilerine cevap veren avukattır. Ceza dava sürecindeki tüm karmaşayı ve stresi en aza indirmeyi amaçlayan avukatlar, işlerini doğru ve ahlaki olarak da sorumluluk içerisinde yapmakla yükümlüdürler. Bu anlamda müvekkillerin en doğru seçimi yapması için en iyi ceza avukatları müvekkillerine doğru adımlar da attırabilecektir. Bu sebeplerle mutlaka kişilere ceza davalarını takip etmeden önce bir ceza avukatıyla görüşmelerini tavsiye ederiz. Görüştükleri avukatlar arasından en iyi ceza avukatına karar verip, davalarını avukatla beraber yürütmeleri davadan en karlı şekilde çıkmalarını sağlayacaktır.

Ayrıca ceza davaları baştan sona kişisel konuları içerdiğinden ve kişilerin sonunda ciddi ceza alabilecekleri durumlar olduğundan oldukça gerginlik ve stres içeren davalardır. Avukatlar sizin duruşmaya dahi katılmanıza gerek olmadan bu stres ve yorgunluğu üzerinizden alacaklardır. Zira tecrübeli ceza avukatı, ceza davası esnasında karşılaşacağı her şeye hazırlıklıdır ve sizi en iyi şekilde savunur. Sonuç olarak her müvekkil gözünde kendini başarıyla savunan , sonuca ulaşan avukat en iyi ceza avukatları arasında yer almaktadır. En iyi ceza avukatı ankara içerisinde de farklı şehirlerde de bu şekildedir.

Ceza davaları ile ilgili yazı ve bilgilendirme serimize devam ederken, bu içeriğimizin konusu Ceza İstinaf Dilekçesi örneği olacak. Ceza hukukunda istinaf dilekçesi örneği sorulan ve araştırılan bir kavram. Aşağıdan dilekçenin metin haline ulaşabilirsiniz. Dilekçedeki ilgili bölümleri kendinize göre uyarlamalısınız. Aşağıdaki bağlantıdan da dilekçeyi indirebilirsiniz.

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği Word İndir


CEZA DOSYALARI İÇİN İSTİNAF DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

(Hangi il görevli ise) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

(Kararı veren mahkeme) CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO :

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN/ SANIK : İsim, adres, tc

MÜDAFİ : Av. Tülin BABAOĞLAN YILMAZ

Yeşilova Mah. 4023 Cad. Ser Tower Busidence No: 1/96 Etimesgut ANKARA

MÜŞTEKİ :

KONU : (Kararı veren mahkeme) ilk derece mahkemesinin … E. … K. Sayılı dosyada müvekkil aleyhine vermiş olduğu cezanın detayları ile anlatacağımız gerekçelerle yeniden incelemesinin yapılarak bozulmasına karar verilmesi isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

-Olayın özeti

Olay detaylıca anlatılmalıdır.

-Mahkeme evrelerinde gelişen olaylar ve verilen karar

Mahkemede tezahür eden olaylar detaylıca anlatılmalı ve verilen karara değinilmelidir.

– Kararın bozulma gerekçesi

Mahkemenin vermiş olduğu haksız ve hukuka aykırı kararın neden bozulması gerektiği detaylıca anlatılmalıdır. Bu evrede mutlaka örnek Yargıtay kararlarından, içtihatlardan yararlanılmalı, hukuki kanuni gerekçeler oluşturulmalıdır.

TALEP VE SONUÇ : Yukarıda arz ve izah edilen ve de resmen araştırılacak nedenlerle müvekkil hakkında … ilk derece mahkemesinin … E. ….K. … tarihli vermiş olduğu kararın bozulmasına ve müvekkilin beraatine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. (Tarih)

Müdafi

Av. Tülin BABAOĞLAN YILMAZ


Müvekkillerimiz ve de hakkında ceza dosyası açılan kişiler tarafından sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan bir kaçı mahkemelerin görevleridir. Sulh ceza mahkemesi nedir, Asliye ceza mahkemesi nedir, Ağır Ceza mahkemesi nedir soruları ve bu mahkemelerin görev alanları ile ilgili konulara bu yazımızda değineceğiz.

Asliye ceza mahkemesi nedir?

Ceza mahkemeleri asliye ceza mahkemeleri ve ağır ceza mahkemeleri ve de diğer özel kanunlarla kurulan ceza mahkemeleri olmak üzere ayrıma tabi tutulmuştur. Ceza mahkemelerinin kuruluşları kanunla olup her il merkezi ile ilin iş ve nüfus yoğunluğu da göz önüne alınarak kurulur. Bu mahkemeler Hakimler ve Savcılar Kurulunun da olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

Asliye Ceza Mahkemesi hangi davalara bakar?

Kanunumuz Sulh Ceza Mahkemesinin ve Ağır Ceza Mahkemesinin görevlerini ayrıntılarıyla düzenlemiştir. Sulh ceza ve ağır ceza mahkemeleri dışında kalan suçlarla ilgili dosyalara bakma görevi asliye ceza mahkemelerinindir. Bunun dışında görevli mahkemelerin belirlenmesi hususunda birçok etken olmasına rağmen temel prensip on yıl ve daha az hapis cezası gerektiren dava ve işlere bakmakla görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi oluşudur. 10 yıldan fazla hapis cezası gerektiren dava ve işlere de ağır ceza mahkemeleri bakmakla yükümlüdür. Bu anlamda kanunda suçun cezasının belirli bir aralıkta verilmesi halinde hangi sınırın alınacağını ayrıca düzenlenmiştir. Bir suçun cezası kanunda alt ve üst aralıkta hapis cezası gerektiriyorsa üst sınır gözetilerek mahkemenin görev alanı belirlenecektir. Üst sınırı 10 yıldan az olan suçlarla ilgili olarak Asliye Ceza Mahkemeleri görevli olacaktır.

Asliye ceza mahkemeleri tek hakimle görev yapar. Birçok ilçede ve il merkezinde asliye ceza mahkemesi bulunmaktadır. Örneğin Etimesgut ceza davası, Sincan ceza davası, Eryaman ceza davası söz konusu olduğundan hapis cezasının üst sınırı 10 yıldan az ise Ankara Batı Adliyesi Asliye ceza mahkemesi görevli sayılacaktır.

Asliye ceza mahkemesi görevine giren suçlar nelerdir?

Asliye ceza mahkemesi görevine giren suçlar da ayrıca merak edilen konulardan bir tanesidir. Kasten adam yaralama suçu, taksirle adam yaralama suçu, uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma suçu, tehdit suçu, hırsızlık suçu, şantaj suçu, hakaret suçu, mala zarar verme suçu, basit dolandırıcılık suçu, güveni kötüye kullanma suçu, uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçu, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, konut dokunulmazlığını ihlal suçu, iftira suçu, özel belgede sahtecilik suçu, suç uydurma suçu, yalan tanıklık suçu, suçluyu kayırma suçu, cumhurbaşkanına hakaret suçu gibi suçlar üst sınırı itibariyle asliye ceza mahkemelerinde yargılaması yapılacak olan suçlardan sayılabilir. Bu suçlar açıkça asliye ceza mahkemesi görevine giren suçlardandır. Asliye ceza mahkemesi hangi davalara bakar sorusu ile sıklıkla karşılaşmamız gereğince bu konuya da ayrıntılarıyla değinmeyi uygun gördük.

Asliye ceza mahkemesi ne karar verir? Asliye ceza mahkemesi ne ceza verir?

Her dosyaya göre asliye ceza mahkemesi ne karar verir sorusunun da cevabı değişecektir. Her suçun alt ve üst sınırından değerlendirme yapılacak ve hakim arttırıcı ve azaltıcı nedenlere bakarak dosya hakkında karar verecektir. Asliye ceza mahkemesi karar örnekleri oldukça çoktur. Kimi istinafta bozulmuş kimisi ise onanıp gelmiştir. Çok çeşitli olan bu karar örneklerine her suç başlığı ile ilgili olarak yazdığımız yazılarda detaylıca değineceğiz.

5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU NEDİR?

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu , genel olarak ceza hukuku hangi davranışların suç teşkil ettiği hangilerinin yaptırıma bağlandığı ve bu cezalarla yaptırımların neler olduğunu düzenleyen hukuk disiplinidir. Bütün bu esaslar ise suç ve ceza siyaseti ile belirlenmektedir. Kamu hukuku alanını ilgilendiren ceza hukuku devletle bu haksızlığı teşkil eden kişi arasında bir ilişki tesis eder. Cezalandırılan kişiler bir nevi devlete karşı da sorumludur.

Türk Ceza Hukuku’nun Anayasamızdan sonra en önemli kaynağı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunudur. Türkiye Cumhuriyeti’nde kabul edilen ilk ceza kanunu 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilen 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunudur. 765 sayılı mülga kanun 1 Haziran 2005 tarihinde değiştirilmiş ve kanunumuz 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu olarak belirlenmiştir.

Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun,Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, Çocuk Koruma Kanunu, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu gibi birçok kanun 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’na kaynaklık etmekte ve yardımcı olmaktadır.

Ceza Kanunumuzda özellikle kişinin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması amaçlanmıştır. İnsanların bir hukuk düzeninde yaşamalarının gereği olarak, kamu düzeninin, kamu güvenliğinin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, işlenen suçların cezaya tabi tutulması ceza hukukunun temel prensipleri arasında sayılmıştır.

Anayasamıza göre hangi fiillerin suç olduğunun kanunlarla açıkça belirlenmesi gerekmektedir. Anılan ilke olan kanunilik ilkesi gereğince de kıyas yasağı kanun metinlerinde açıkça vurgulanmıştır. Her suçun ve cezanın açıkça atıf yapılmayan maddeler haricinde sadece o suç ile ilgili uygulanması gerekmektedir. Bu anlamda ceza kanunun diğer kanunlarla ilişkisi hukuk devleti, adalet ve eşitlik ilkeleriyle güvence altına alınmıştır. Anlaşıldığı üzere ceza hukuku ile ilgili hükümler sadece TCK da değil diğer kanunlarda da bulunmaktadır. Ceza hukukunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.

Ceza hukuku, kişi hak ve özgürlükleri üzerinde en güçlü ve en fazla etkisi olan bir alandır. Bu nedenledir ki ceza hukukunun uygulamasında kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bazı prensipler kabul edilmiştir. Suçta ve cezada kanunilik, belirlilik, kıyas yasağı gibi birçok ilke bu prensiplere örnek teşkil etmektedir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceğini gösterir ilkedir. Keza kanunda düzenlenmeyen hallerde kimsenin cezası arttırılamaz, kimseye kanunda öngörülenden fazla ceza verilemez. Bu ilke gereğince hangi fiillerin kanunda suç olarak tanımlandığı da açıkça yazılmalıdır. Anayasamız bu prensibi ceza hukuku yaptırımı olan güvenlik tedbirleri açısından da geçerli kılmıştır. Buradan da açıkça anlaşılmaktadır ki idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. Belirlilik ilkesi ise kanunda yer alan suç tanımlarının açık ve seçik olmasını ifade etmektedir. Yani hangi insan davranışları suç hangileri değil bunun açık bir şekilde belirli olması gerekmektedir. Bu da kanun metinlerinin anlaşılabilir olmasının önemini bir kez daha göstermektedir. Kıyas yasağı ise ceza hukuku açısından oldukça önemli prensiplerden bir tanesidir. Kanunların suç ve ceza hükümlerinin uygulanmasında asla kıyas yapılamaz, kıyasa başvurulamaz. Bu kural, kişilerin hak ve özgürlerini koruyan en önemli kurallardan bir tanesidir.

Tüm bu açıklamalarla genel olarak ceza hukukunun nelerden ibaret olduğuna değindik. Görüldüğü üzere bu kısa yazıda bile ceza hukuku oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla kişilerin hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı bu alanda olan dosyalarıyla ilgili mutlaka alanında uzman kendilerine göre belirledikleri en iyi ceza avukatı ile çalışmalıdırlar.