KASTEN ÖLDÜRME SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

Bu yazımızda kasten öldürme ile ilgili yol gösterici nitelikte olarak örnek bir Yargıtay Kararını sizlerle paylaşıyoruz.

 

  1. Ceza Dairesi         2017/2822 E.  ,  2019/3043 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : … ve … haklarında;
Adam öldürme suçlarından; beraat.
…, … ve … haklarında ayrı ayrı; 6136 sayılı Kanunun 13/1, TCK.nin 62, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500.- TL. adli para cezası ( … için ayrıca TCK.nin 58. madde).
… hakkında; TCK.nin 81/1, 21/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası.
…, …, …, … ve … hakkında ayrı ayrı;
TCK.nin 81/1, 62, 53, 54. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası (… için ayrıca TCK.nin 58. maddesi).

kasten öldürme yargıtay kararı

kasten öldürme yargıtay kararı

TÜRK MİLLETİ ADINA 

Maktul …’nin kardeşi mağdur … vekilinin 17.10.2014 tarihli duruşmada davaya katılmak istediğini bildirdiği ancak bu konuda bir karar verilmediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 tarih ve 31/56 sayılı ve CGK.nin 19.10.2010 tarih ve 2010/149-205 sayılı Kararları uyarınca, ilk derece mahkemesince karara bağlanmayan katılma isteklerinin, temyiz incelemesi sırasında karara bağlanması mümkün görülüp, yeniden araştırma yapılmasına da gerek bulunmadığından, katılma talep eden mağdur … vekilinin maktul …’ye karşı kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında katılan olarak kabulüne karar verilerek inceleme yapılmıştır.
Sanıklar … ve … müdafileri tarafından hükmün duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma günü belirlenerek sanıklar müdafilerine meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen, sanıklar müdafilerinin belirlenen gün ve saatte hazır bulunmadıkları anlaşıldığından, bu sanıklar açısından duruşmasız olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar … ve … haklarında maktul …’ye karşı kasten öldürme, sanıklar …, … ve … haklarında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarının, sanıklar …, … ve … haklarında maktul …’ye karşı eylemlerinin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanıklar … ve … haklarında maktul …’ye karşı kasten öldürme, sanıklar …, … ve … haklarında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarının niteliği tayin ve takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemedeki eksik incelemeye, maktul …’nin ölümünde iştirakinin olmadığına, beraat etmesi gerektiğine vesaire, sanık … ve müdafiinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemedeki iştirak iradesinin olmadığına, beraat etmesi gerektiğine vesaireye, sanık … ve müdafilerinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemedeki eksik incelemeye, iştirak iradesinin bulunmadığına, gerekçenin yetersiz olduğuna vesaireye, sanık … ve müdafiinin iştirak ettiğine dair delil olmadığına, beraat etmesi gerektiğine vesaireye, sanık … müdafiinin meşru müdafaanın varlığına vesaireye, katılanlar … ve … vekillerinin tasarlamanın varlığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmediğine vesaireye, katılan … vekilinin tasarlamanın varlığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Sanıklar … ve … haklarında maktul …’ye karşı kasten öldürme, sanıklar …, … ve … haklarında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile TCK.nin 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulamalar ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren katılan … lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, kanuna aykırı ise de, bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CMUK.un 322. maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının mahsus bölümünde yer alan TCK.nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek TCK.nin 53/1-2-3. maddesinin tatbikine” şeklinde, değiştirilmesine, ayrıca “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.000,00.TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak kendisini vekille temsil ettiren katılan …’e ödenmesine” ibaresinin hüküm fıkrasının ilgili bölümüne eklenmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, sanıklar … ve … haklarında kasten öldürme suçu açısından re’sen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanıklar …, … ve … haklarında maktul …’ye karşı kasten öldürme, sanık … hakkında maktul …’ya karşı olası kastla öldürme suçlarından kurulan mahkumiyet, sanıklar … ve … haklarında maktul …’ye karşı kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;

Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanıkların ve maktul …’nın arkadaş oldukları, sanıklar … ve … ile maktul … arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, olay günü sanıklar … ve …’ın alışveriş yapmak amacıyla olay yeri olan Vitamin markete gittikleri, bir süre sonra maktul … ve arkadaşı tanık …’ın da bu marketin içine girdikleri, sonrasında maktul …’nın da market içine girdiği, sanık …’ın market dışına çıkarak marketin ilerisinde …’ın evinin önünde bekleyen diğer sanıkları el işaretiyle çağırdığı, sanıkların da olay yeri olan marketin önüne geldikleri, sanıklar …, … ve …’da ve maktullerde tabanca bulunduğu, … ve tanık …’ın, …’in maktul …’yle arasındaki husumet nedeniyle konuşmaya başladıkları, aralarında bir süre sonra tartışma çıktığı, maktullerin bu arada boğuşmaya başladıkları, …’in maktul …’ye tabancayla ateş ettiği, maktulün de ateş ettiği, bu esnada marketin dışında bekleyen sanık …’ın toplamda 11 kez silahıyla ateş ettiği, … ve maktul …’nın marketin dışına çıkarak kaçmaya başladıkları, maktul …’nin market içinde, maktul …’nın marketin yanındaki sokakta ölü olarak bulunduğu, kriminal raporlarına göre maktul …’den elde edilen 2 adet deforme mermi çekirdeğinin …’in silahından atıldığının tespit edildiği olayda;

1- Sanıklar …, … ve …’in sanık …’ın el ile işaretinden sonra olay yeri olan marketin önüne gelerek bekledikleri, sanık …’ın üzerinde tabanca olmasına rağmen ateş etmediği, dolayısıyla sanıkların eylemlerinin sanıklar … ve …’a yardım etme kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanıklar …, … ve … haklarında TCK.nin 39, 81 maddeleri gereğince uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde TCK.nin 37, 81 maddelerinin uygulanması,
2- Sanık …’ın el işareti ile diğer sanıkları çağırdığında sanıklar … ve …’in de olay yerinin önüne geldikleri, diğer sanıklarla hukuki durumlarının aynı olduğunu anlaşılması karşısında sanıklar … ve …’in TCK.nin 39, 81 maddeleri gereğince cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,

3- Maktul …’nın otopsi raporunda sağ memenin 1,5 cm altında 0,5 cm ebadında ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası, sol lomber bölgede 0,5 cm ebadında ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarasının olduğu, cesetten mermi çekirdeği elde edilmediğinin belirtildiği, doktor …’ın 22.01.2014 tarihinde tutmuş olduğu tutanakta, exduhul halinde getirilen maktul …’ya ilk müdahale yapıldığı esnada atlet ve gömleği kesilirken atletin altında göğsün üstünde serbest halde kurşun çekirdeği görüldüğü, kaybolmaması için pamuğa sarılarak pantalonunun cebine koyulduğunun belirtildiği, kriminal raporunda bu mermi çekirdeğinin …’ın silahından atıldığının tespit edildiği, ancak maktuldeki yaranın çıkış yerinin arka tarafında bulunmasına karşın, serbest bulunan ve …’ın silahından atıldığı tespit edilen mermi ile yaralanmasının mümkün olmadığı da düşünüldüğünde, sonuç itibari ile her bir delilin tek başına ve diğer delillerle birlikte sanık …’ın ateş eden kişi olduğunu tespit etmeye yeterli bulunamaması karşısında, maktul …’ya karşı olası kastla öldürmesuçunun sanık … tarafından işlendiğine dair her türlü kuşkudan uzak yasal ve yeterli delil bulunmadığı nazara alınarak, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
4- 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK.nin 53. maddesinin iptal edilen bölümleri yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hususları bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar ve müdafilerinin, katılanlar vekillerinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin tebliğnamedeki düşünceden farklı gerekçelerle BOZULMASINA, sanıklar …, … ve … haklarında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldıkları süreler dikkate alınarak, sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin reddine, 28/05/2019 gününde oy birliği ile karar verildi.
28/05/2019 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı …’un huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanıklar …, …, … müdafileri Avukatlar …, …, …, …’in yokluklarında 30/05/2019 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.

 

KASTEN ÖLDÜRME SUÇU VE CEZASI

Kasten insan öldürme suçu TCK nun 81 ve 83. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. 81. Maddede şu hükümlere yer verilmiştir; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu hükmün içeriğini ve detaylarını açıklayalım.

Kasten adam öldürme suçu kimlere karşı işlenir?

Adam öldürmenin 81. Maddesinde düzenlenen temel şeklini herkes, herkese karşı her türlü araçla işleyebilir. Bu sebeple söylenebilir ki kasten öldürme suçu sağ doyan, ve yaşayan her insana karşı işlenebilen bir suçtur. Ana rahminde olan çocuğa karşı işlenen suçlar farklı bir kategoride sayıldığından kasten öldürme suçunda mutlaka sağ olarak doğma koşulu vardır. Sağ olarak doğmadan kasıt herhangi hastalığının olması değil, kişinin korunan hukuki düzende nefes alacak şekilde hayatta kalmasıdır.

Kasten Adam Öldürme ve Cezası

Kasten Adam Öldürme ve Cezası

Kasten adam öldürme suçu nasıl işlenir?

İnsan öldürmek suçunun konusunu insan oluşturur. Ana rahmindeki canlı olan çocuk, özel hukukta hak sahibidir. Oysa ceza hukukunda kişinin var sayılması için canlı olarak doğmuş ya da doğmaya başlamış olması gerekir. Bu şekilde var olan bir insana karşı kasten yapılan öldürme hareketi ile bu suç işlenmiş olur.

Ölü bir kişiye karşı öldürme girişimi işlenemez. Örneğin zaten ölmüş bir kişiye öldürmek maksadıyla ateş açılması bu suçun işlendiği anlamına gelmez.

Bu suçun varlığı için mağdurun yaşının, cinsiyetinin, fiziki durumunun, milliyetinin, aklının bir önemi yoktur. Mağdurun sosyal sınıfı ve farkının hiçbir önemi yoktur.

Kasten öldürme suçunda fiil çeşitli şekillerde yapılabilir. Kanun burada yapılan hareketleri tek tek saymamıştır. Sonunda kişinin ölmesini sağlayan her hareket bu suç kapsamında sayılacaktır.

Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi nasıl olur?

Kasten öldürme suçu ihmali davranışla da işlenebilir. Bu durumda TCK 83. Maddesinde bu konu ile ilgili şu hükümlere yer vermiştir;

Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, Gerekir

Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on beş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hüküm olunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

Bu suça şu örnekleri verebiliriz, bir anne çocuğunu beslemek zorundadır. Eğer beslemiyor ise olumsuz bu hareketle suçu işliyor demektir. Yahut devriye gezen bir polisin olay mahallinde olmasına rağmen öldürülme anında olaya müdahale etmemesinde olduğu gibi de suç işlenebilir.

Görüldüğü gibi bu alanlar uzmanlık gerektirmektedir. Bu şekilde bir dosya ile yargılanmanız halinde mutlaka bir ceza avukatı ile çalışmanızı tavsiye ederiz.

Tasarlayarak kasten adam öldürme suçu nasıl işlenir?

Bu durumda fail soğukkanlı bir şekilde plan kurarak öldürmeyi tasarlamış olmalıdır. Bu durumda genelde tasarlamaya başlama anı ile olayın gerçekleşmesi anı arasında zaman aralığı vardır. Fail bu aralıkta olayı nasıl işleyeceğini detaylı bir şekilde düşünmektedir. Yargıtay failin, mağdurun önce yanına çağırması sonrada arkasını dönüp gideceği esnada bıçaklamasını tasarlayarak işlenmiş bir suç saymıştır. Tasarlayarak adam öldürme suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.

 

 

NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU NEDİR?

Nitelikli dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu’nun 158.maddesinde düzenlenmiştir.

Dolandırıcılık suçunun;

  1. a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  2. b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  3. c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  4. d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  5. e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  6. f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  7. h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  8. i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  9. j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  10. l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.)

Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Nedir? 2

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Nedir

Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

  • Dolandırıcılık suçunun cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
  • Nitelikli hallerinin varlığında üç yıldan on yıla kadar hapis, beşbin güne kadar adli para cezasıdır.

Dolandırıcılığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, sigorta bedelini almak için işlenmesi failin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta y da kredi kurumu çalışanı olarak göstermesi hallerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

  •  Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
  •  Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır.
  •  Eğer dolandırıcılık tüzel kişinin yararına işlenmişse tüzel kişinin faaliyet izni iptal edilebileceği gibi elde edilen menfaatin müsaderesine de karar verilebilir. (md. 169,60)

 

DOLANDIRICILIK SUÇUNUN ŞARTLARI NELERDİR?

Dolandırıcılık suçuna ilişkin ilk yazımızda bahsettiğimiz üzere olması gereken ilk şart hilenin varlığıdır. Hile ile failin söylediği yalan güçlendirilmelidir. Kanun hileli davranışlar ile güçlendirilmeyen veya hilenin eşlik etmediği yalanı cezalandırmamaktadır. Burada hileli davranıştan anlamamız gereken bir takım suni hareketler ile gerçeğin çarpıtılması, gizlenmesi, yahut hiç öyle değilmiş gibi gösterilmesidir.  Bu konuda ilk yazımızda verdiğimiz örneklerde de açıkça değinilmiştir.

Dolandırıcılık Suçunun Şartları Nelerdir

Dolandırıcılık Suçunun Şartları Nelerdir

İkinci şart failin hareketi sebebi ile mağdur aldanmalıdır. Aldatıcı tavır ve hareketlerin kendi başlarına tavır ve hareketler olarak mağdurun iyiniyetini ortadan kaldırıcı nitelikte hareketler olması gerekmektedir. Fail aynı zamanda mağdurun hafiflik ve bilgisizliğinden de istifade etmelidir. Yani görüldüğü gibi hile bazen mağdurun bilgisizliğinden de kaynaklanmaktadır. Ancak dolandırıcılık suçunun oluşması için failin magdurun bu bilgisizliğini kullanacak şekilde hareket etmesi şarttır.

Üçüncü şart ise dolandırıcılık suçunun işlenmesi ile magdurun malvarlığında zarar meydana gelmesidir. Zarar sonucunda mağdurun malvarlığında azalma meydana gelmelidir. Ancak burada anlaşılması gereken malvarlığı değeri illa ki parasal değeri olan varlık değildir. Kişinin manevi değer taşıyan eşyaları da malvarlığı içerisinde değerlendirilecektir. Fail haksız bir şekilde magdurun malvarlığında zarar meydana getirdiyse dolandırıcılık suçu oluşacaktır.

Dolandırıcılık suçuna teşebbüs mümkün müdür?

Dolandırıcılık suçu teşebbüse müsait bir suçtur. Failin kendisine kazanç sağlayıp icra hareketlerinin tamamlanmasına kadar hareketlerin sona erdirilmesi durumunda dolandırıcılık suçuna teşebbüs söz konusu olacaktır.

Dolandırıcılık suçunun manevi unsuru nedir?

Dolandırıcılık suçunun manevi unsuru kasıttır. Kasta ilişkin tüm genel kurallar burada da geçerlidir. Fail, sadece fiili istememeli, mağduru aldatmayı da istemelidir. Bu sebeple de dolandırıcılık özel kastla işlenebilen bir suçtur.

TÜRK CEZA KANUNUNDA DOLANDIRICILIK SUÇU

Dolandırıcılık nedir? Dolandırıcılığın cezası ne kadardır?

Dolandırıcılık mal varlığına karşı hile ile işlenmiş tipik bir suçtur. Günümüzde de bu konuda oldukça çok dosya bulunmakta, bu suç sıklıkla işlenmektedir.

“Türk Ceza Kanunu 157. Maddesinde dolandırıcılık suçu şu şekilde düzenlenmiştir”:

“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası verilir.”

Suçun özünde fail hileli hareketlerle karşı tarafın mal varlığında azalmaya neden olmaktadır. Kendinin veya başkalarının mal varlığında çoğalma için yapılan bu hileli hareket mağdurdan gerçek amaç saklanarak yapılmaktadır. Evet mağdur bu hareketi isteyerek yapmaktadır. Ancak bu istem hile ile elde edilmiştir. Suçun en önemli ayırt edici unsuru bu hiledir. Hilenin oluşu bu suçu hırsızlıktan ve güveni kötüye kullanmadan ayırmaktadır. Gerek hırsızlık ve gerekse güveni kötüye kullanmada da mağdurun rızası yoktur. Dolandırıcılıkta vardır ama hile ile elde edilmiştir. Bu yüzden de rızanın varlığı özde kabul edilemez.

Türk Ceza Kanununda Dolandırıcılık Suçu

Türk Ceza Kanununda Dolandırıcılık Suçu

 

Dolandırıcılık suçu nasıl işlenmektedir?

Dolandırıcılıkta failin mağduru kandırması, hile ile aldatması sonucunda fail kendisine ya da başkasına haksız kazanç elde etmektedir. Mağdur bu hileye kanarak faile bir şey vermekte kendi mal varlığında azalmaya sebep olmaktadır.  Mağdur icra ettiği fiil ile kendi mal varlığına zarar verirken, başkası için faydalı olmaktadır.

Dolandırıcılık ile yağma arasında diğer suçlarda da olduğu gibi benzerlik mevcuttur. Ancak temel fark yağmada yapılan hareketin cebir ve tehdit ile yapılması, dolandırıcılıkta ise mağdurun sonradan istemeyeceği hareketi başlangıçta kendisinin yapmasıdır. Çünkü hile ile kandırılmıştır. Dolandırıcılık suçu oldukça karmaşık suçlardandır. Bu sebeple de diğer suçlardan dikkatlice ayırt edilmesi gerekmektedir.

Telefon dolandırıcılığı nedir? Telefonla arayıp tatil kazandınız, bedava tatil kazandınız, bedava ürün kazandınız şeklinde dolandırıcılık suçu hakkında bilinmesi gerekenler

Dolandırıcılığın karmaşıklığının bir diğer sebebi de dolandırıcının hayal gücüdür. Bu suçun belirli bir şekli yoktur. Belirli bir şekilde kategorize edilmemiştir. Çünkü bu suçun hareketleri her olayda farklılık arz etmektedir. Dolandırıcının sahte uydurma hareketleri onun hayal gücünün sonucudur. Bu hareketler, bir çok hile ve kurnazlığa dayanan hareketten oluşurlar. Failin hileli davranışlarla, oyun, aldatıcı hareketler yapması sonucu mağdurun hataya sevk edilerek mal varlığını azaltıcı bir tasarrufta bulunması ve bundan failin veya üçüncü şahsın faydalanması, dolandırıcılığın maddi unsurunu oluşturur.

Bu hayal ürünü olan dolandırma şeklinin başında son zamanlarda telefonlara gelen mesajlarla, tatil kazandınız, bedava ürün kazandınız şeklinde beyanlarla yapılmaktadır. Bu mesajı alan kişiler bedava ürün kazandıklarını düşünerek hemen geri arama yapmışlar ve dolandırıcılar bu ürün yahut hizmet için cüzi bir miktarda bedel istemiş, yahut kredi kartı bilgilerini mağdurlardan almışlardır. Bedava ürün ya da hizmet alacağını düşünen mağdurlar karşılarındaki kişiye güvenerek istediklerini vermiş, dolandırıldıklarını ise sonradan anlamışlardır. Görüldüğü üzere dolandırıcılık suçu hileli davranışlarla mağdurun rızasının elde edilmesidir. Bu sebeple bu tarz telefon ve mesajlara kesinlikle itibar edilmemesi gerekir.

Kendilerini savcı, polis, elçi vb. olarak tanıtıp insanlardan para istemek suretiyle dolandırıcılık suçu nasıl olur?

Yukarıda bahsini ettiğimiz üzere dolandırıcılık suçu hayallerin ev kurguların bir yansımasıdır. Bu sebeplerle de çeşitli şekillerle cereyan etmektedir. Bir dönem kendilerini savcı, polis, elçi olarak tanıtan insanlar rastgele buldukları numaraları aramaya başlamış, karşısındaki kişilere “sizin terör örgütü ile bağlantınızı yakaladık, başınız belaya girecek” şeklinde beyanlarla insanları korkutmuş, kandırmış ve bankadaki milyonlarca liraları hesaplarına geçirtmişlerdir. Bu şekilde yapılan işlemler de alenen dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Korku ve infial içerisinde olan kişiler durumdan korkup çekindikleri için hemen karşılarındaki dolandırıcıların istediklerini yapmışlar, belki de tek birikimlerini bu şekilde kayıp etmişlerdir. Bu sebeplerle de bu şekilde dolandırıcılık yapan kişilere mutlaka dikkat edilmesi gerekmektedir. Hiçbir polisin, savcının sizden para istemeyeceği aklınızda olmalı, bu insanlara mal varlığınızı kaptırmamaya özen göstermelisiniz.

Dolandırıcılık suçu ile ilgili diğer bilgilere diğer yazımızda değinilecektir.

 

 CEBİR İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

 Cebir suçuna ilişkin örnek Yargıtay Kararlarını sizlerle paylaşıyoruz.

    1. Ceza Dairesi 2004/7185 E., 2006/9855 K.

      Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.Ancak; sanığın, eşini telefonla rahatsız eden yakınanı, elini belindeki tabancaya atıp “seni vurayım mı ?” diyerek silahla tehdit etmesi eyleminin 765 sayılı TCY.nın 191/2, 51. (5237 sayılı YTCY.nın 106/2, 28) maddelerine uyduğu, gözetilmeden suçun niteliğinde yanılgıya düşerek 191/son maddesinde öngörülen basit tehdit kabulüyle şikayet yokluğundan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi,Yasaya aykırı ve Üst C.Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.4.2006 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
En İyi Ceza Avukatı Ankara Avukatlarından Tülin Babaoğlan’dan randevu almak için iletişim bölümünden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Cebir İle İlgili Yargıtay Kararları

Cebir İle İlgili Yargıtay Kararları

YARGITAY
5. Ceza Dairesi 2006/32 E.N , 2006/427 K.N.

İlgili Kavramlar

HÜKÜMLÜ MÜDAFİ
IRZA GEÇME
KIZLIK BOZMA
MADDİ CEBİR
MEFRUZ CEBİR

İçtihat Metni

Irza geçme suçundan hükümlü …… ……’ın hakkında 5237 sayılı TCK.nun uygulanıp uygulanamıyacağı ile ilgili olarak, (ANKARA) 2.Çocuk Mahkemesinden verilen 16.06.2005 gün ve 2003/223 Esas, 2003/182 sayılı Ek Kararın Yargıtay’ca incelenmesi hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

cebir-yargitay-karari

cebir-yargitay-karari

Davanın esasını çözen veya bunda değişiklik yapan sonuç kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar bile temyiz edilebileceği ve bu nedenle hükümlü müdafiinin isteminin temyiz niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

5237 sayılı TCK.nun 103/1-a maddelerinde mefruz cebirin unsur olarak yer almasına ve aynı yasanın 103/4.maddesinin ise yalnızca maddi cebiri ifade etmesine göre; olayda maddi cebirin veya tehditin gerçekleştiğini gösterir deliller ortaya konmadan TCK.nun 103/4.maddesi ile artırım yapılması.

Sanık hakkında ilk hükümde 765 sayılı TCK.nun 418.maddesinin uygulanmış olması karşısında, kızlık bozmanın 5237 sayılı TCK.nun 103/6.maddesinin uygulanmasını gerektirir nedenlerden olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesinden görüş alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden anılan madde ile artırım yapılması.

Sanığın mağdurenin amcası olduğuna dair beyanlar karşısında 5237 sayılı TCK.nun 103/3.maddesinin uygulanabilirliği açısından buna ilişkin nüfus aile kayıt tablosunun getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi.

5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230 maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle tespit edilmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi, gerektiğinde duruşma açılıp tüm bunların gerekçeleride  belirtilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi.

Kanuna aykırı, hükümlü müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan kararın bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321.maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 01.02.2006 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

CEBİR

Cebir Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanunun 108. Maddesine göre ‘’Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması hâlinde, kasden yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur’’.

Kanun maddesinde de oldukça açık bir şekilde düzenlenmesine rağmen şunlar söylenebilir ki cebir, failin bir başkasına karşı bir şey yapması, yapılmasına müsaade etmesi veya ihmali harekette bulunması için şiddet kullanmasıdır. Bu sebepten de cezası kasten yaralama üzerinden arttırılarak verilmektedir. Hukuk sistemine göre kişi kendi başına düşünme, değerlendirme, başkalarına zarar vermemek kaydıyla istediğini yapma veya yapmama özgürlüğüne sahiptir. İşte cebir de kişinin bu özgürlüğü artık bulunmamakta, kısıtlanmaktadır. Hukukumuz ve kanunlarımız da kişilerin bu özgürlüğünü korumak adına cebir suçunu cezaya bağlamıştır.

Cebir Nedir? 3

Cebir suçu genel bir suçtur. Ancak cebirin belli amaçlar için kullanılması halinde başka suçlar sözkonusu olabilir. Çünkü bu durumda fiilin başka hukuki menfaatlere zarar vermesi ağır basmakta, bir başka suç cebir suçunun yerini almaktadır. Örneğin kişiye karşı işlenen cinsel saldırı suçunda artık cebir suçu ortadan kalkmaktadır. Bir anlamda cinsel saldırı suçu kendi içerisinde cebiri barındırmaktadır. Bu sebeple bu örnekte kişiye ayrıca cebirden dolayı ceza verilmemektedir.

Cebir bazen bir başka suçun ağırlatıcı sebebi de olmaktadır. Bu durumda ayrıca cebir suçundan ceza verilmez.(md.116/4, 103/4)     Suçun faili ve mağduru her gerçek şahıs olabilir. Cebir suçu, tehlike suçudur. Çünkü suçun gerçekleşmesi için failin amacına ulaşması şart değildir. Mağdurun zorlanması kafidir. Örneğin cebir kullanarak özgürlüğü kısıtlanan mağdura bir şey yaptırılmaya çalışılıyor ise o yapılması istenen olgu yapılmamış ise dahi cebir suçu işlenmiş sayılır.

Cebir suçunun maddi unsuru nedir?

Cebir suçunun maddî unsuru failin mağdura karşı bir şeyi yapması veya yapılmasına izin vermesi veya yapılmasına hareketsiz kalması için baskı yapmasıdır. Sözgelimi yasalara aykırı olarak bir konuda hareket etmeye zorlamak gibi.

Kanun suçun gerçekleşmesi için belli amaçla cebirin kullanılmasını kafi saymakta, failin amacına ulaşmasını aramamaktadır. O halde cezalandırılan fiil soyut cebirdir. Yargıtay Ceza Genel kurulu sanığın müdahil jandarma komutanına lehimize hareket etmezsen ayağına karpuz kabuğu koyarız demesinde cebir görmüştür. Cebir ve tehdit kavramları için daha önce belirtilenler burada da geçerlidirler. Mağdurun düşünme, karar verme, icraata koyma ve hareket etme kabiliyetini ortadan kaldıran herşey cebirdir.

Yargıtay mağdura bir daha Adem’i yanında görürsem seni de Adem’i de öldürürüm sözünü suç saymıştır. (2.  C.D.   9.4.1991-3153/4104). Bir başka kararında kızını kaçıracağım, davacı olursan seni öldürürüm sözünde cebir görmüştür. (4.  C.D. 2.6.1992-3408/4080).

Cebir suçunun maddi unsuru nedir

Cebir suçunun maddi unsuru nedir

 

Cebir mi, tehdit mi?

Ankara Ceza Avukatı Tülin Babaoğlan Anlatıyor

“Cebir ile tehdit” arasında ince bir çizgi vardır. Eğer bir şeyin yapılması veya yapılmamasına müsaade edilmesi veya engellenmemesi şartı yoksa fiil tehdit olacaktır. Yargıtay sen bahçeye girersen oraya seni gömerim sözünde cebir(şartlı tehdit) vardır demiştir.(2.  C.D. 18.5.1949-5277/5386).  Yani buradan da cebirin aslında şartlı bir tehdit olduğunu görüyoruz. Yapmakla tehdit edilen şey bir şarta bağlanmaktadır. Görüldüğü üzere arada çok ince çizgi bulunmaktadır. Bu sebeple ceza davalarınız açısından mutlaka ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederim.

En İyi Ceza Avukatı ‘nı İnternet üzerinden araştırarak bulabilirsiniz.

Tüm suçlar gibi cebir ve tehdit suçu da iradeyi sıkıntıya sokan, zorlayan fiillerdir. Cebir ve tehdit herkese karşı icra edilebilir. Arkadaşlık, akrabalaık ilişkileri bu suça etki etmez. Meselâ A’nın, B’ye, işlemiş olduğu suçun polise bildirilmesi halinde,oğlu C’yi öldüreceğini söylemesi halinde olduğu gibi.

Cebir hukuka aykırı olmalıdır. Hukuka uygunluk sebebi var olduğu zaman fiil suç teşkil etmez. Bu sadece cebir suçu ile ilgili değil Türk Ceza Kanunu ile ilgili genel bir kaidedir. Gerçekten hukuk düzeni bazen faile güç kullanmak yetkisi verebilir. Bu durumda fiil suç değildir. Meselâ bir suçun işlenmesini önlemeye, işlenmekte olan bir suçun devamına son vermeye herkes yetkili kılınmıştır. Keza cebir ve tehdidin intihar eden birisine karşı kullanılmasında da durum aynıdır. Bu durumlarda zaruret halinin şartları gerçekleşmelidir.

Örneğin Medenî Kanunun 981 ve Borçlar Kanunu’nun 52/3. Maddelerinde düzenlenmiş bulunan zilyetliğin korunmasına yönelik cebir ve şiddetler de hukuka uygun olan cebir ve şiddetlerdir. Eğer cebir hukuka uygun ancak ahlaka aykırı bir fiile son vermek için kullanılmışsa suç teşkil eder.

Cebir suçu mağdurun bir şey yapması veya yapmaması için zorlandığı veya tehdit edildiği an tamamlanır. Failin mağdura istediğini yaptırması gerekmez.

Cebir Suçunun Manevi Unsuru nedir?

Cebir suçu ancak kasten işlenebilir. Fail cebire bilerek ve isteyerek başvurmalıdır. Dolayısıyla cebir suçunun manevi unsurunu kast oluşturmaktadır.

Cinsel Şantaj

ŞANTAJ SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

  • Cinsel ilişkiye ait görüntüleri internette ifşa edeceğini söylemek şantaj suçunu oluşturur. Buna ilişkin Yargıtay Kararından birkaçını sizlerle paylaşıyoruz.
Şantaj Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Şantaj Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

YARGITAY 4. Ceza Dairesi
Esas: 2013/39185
Karar: 2015/1243

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Sanık hakkında hakaret suçundan verilen beraat kararı yönünden;

Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan Tülin Kurutaş vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2-Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın katılan ve kızı P… ile rızaen girdiği cinsel ilişkiye ait görüntüleri gerek katılanın akrabalarına gerekse internet üzerinde ifşa edeceğini söyleyerek 2003 yılından şikayet tarihi olan 18.01.2008 tarihinde kadar olan süreç içerisinde önce küçük miktarlarda, daha sonra da katılanın banka kredisi çekip ziynet eşyalarını bozdurmasına sebep olacak şekilde büyük miktarda paraların kendisine verilmesini bilahare katılanın malvarlığını ele geçirmeye yönelik noterden adına kayıtlı gayrimenkullerin devri için vekaletname verilmesini sağladığı, katılanın ilk verdiği vekaletnameden bir saat sonra sanığı azletmesi sonrası ikinci ve üçüncü vekaletnameleri yine katılanı aynı şekilde zorlayarak aldığı, üçüncü vekaletmeyi aldığı gün katılana ait 800.000 tl değerindeki taşınmazların üçüncü bir şahsa gayrımenkul satış vaadi sözleşmesiyle noterden devrini vaaddettiği ve bu bedeli tahsil ettiği, katılanın Cumhuriyet Savcılığına şikayeti sonrası hukuk mahkemesine açtığı dava ile gayrımenkul satış sözleşmesini iptalini sağlamak zorunda kalması biçiminde gerçekleştiği mahkemece de kabul edilen olay bütünlüğü içerisinde sanığın;

Eylemini 5 yıl gibi bir süreç içerisinde ısrarla, yoğun kast altında herhangi bir pişmanlık sergilemeyerek gerçekleştirdiği, elde ettiği menfaatlerin miktarları da gözetildiğinde temel ceza ile TCK’nın 43. maddesi uyarınca yapılacak artırım miktarının üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan T… vekili ve sanık U… müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Ankara Ceza AvukatıTülin Babaoğlan Yılmaz Ankara’da Ceza Avukatı olarak faaliyet göstermektedir. Eğer Şantaj, Cinsel Suç ile ilgili Ankara’da Avukat ihtiyacınız var ise Tülin Babaoğlan’dan destek alabilirsiniz.

T.C
YARGITAY
12.CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2015 / 5128
KARAR NO: 2016 / 10207
KARAR TARİHİ: 15.06.2016

BİLGİ SAYAR TAMİRCİSİNİN, MÜŞTERİSİNİN BİLGİSAYARINDAKİ ÖZEL YAŞAM GÖRÜNTÜLERİNİ KOPYALAYIP ŞANTAJ YAPMASI.



Dava ve Karar: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve şantaj suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar ….ve …. müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ….. ve ….müdafii ile katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Oluşa ve dosya kapsamına göre; mağdurun, doktor olarak çalıştığı özel hastanede farklı kadınlarla cinsel ilişkiye girdiği esnada gizlice kaydettiği görüntüleri bilgisayarına depoladığı ve 2010 yılı içerisinde arızalanan bilgisayarının tamiri için sanık …’ın çalışmakta olduğu firmayla anlaştığı, sanık …’ın mağdura ait bilgisayarı tamir ederken, mağdurun cinsel içerikli görüntülerini fark edip, kişisel hard diskine bu görüntüleri kopyaladığı ve adı geçen sanığın firmadan ayrıldığı 2012 yılında, arkadaşları olan diğer sanıklar ….. ve ….ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, mağdurdan görüntüleri iade etme karşılığında para talep edip, aksi takdirde görüntüleri yayacakları tehdidiyle mağdura şantaj yaparak, söz konusu görüntüleri CD’ler halinde çoğalttıkları ve sanıkların 15.06.2012 günü kolluk görevlilerince yakalandıkları olayda,

Sanık …’ın mesleğinin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle ele geçirip, birlikte hareket eden sanıklar tarafından şantaj suçunda kullanılmak için çoğaltılan mağdurun cinsel mahremiyetine ilişkin görüntülerin, mağdurun özel yaşam alanı kapsamında bulunduğu gözetilerek ve TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler de nazara alınarak, görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı sanık …’ın TCK’nın 134/1-2, 137/1-b; TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 134/1-2; sanıklar …. ve ….i’nin TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 134/1-2. maddeleri gereğince ve anılan suç açısından 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 81. maddesi ile yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, şantaj suçundan dolayı sanıkların TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 107/2. maddesi atfıyla 107/1. maddesi uyarınca ve her iki suçtan temel cezalarda asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanıklar hakkında TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı mahkumiyet hükümleri kurulması ve gerek verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme gerek şantaj suçlarından hükmedilen temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi,

2- TCK’nın 51/1-(b) maddesi uyarınca, sanıkların suçları işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık duyup duymadığı irdelenip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen ve kanundaki ibarelerin tekrarına dayalı gerekçelerle sanıklara hükmolunan hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de:

Sanıklar hakkında şantaj ve sanıklar ….. ve …. hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından dolayı hükmedilen kısa süreli hapis cezalarının ertelenmiş olması karşısında TCK’nın 53/4. maddesi gereğince aynı maddenin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin ve sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı hükmedilen uzun süreli hapis cezasının ertelenmiş olması karşısında TCK’nın 53/3. maddesi gereğince sanık …’ın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksun bırakılamayacağının gözetilmemesi,

3- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4- Adli emanete alınan eşyalar hakkında bir karar verilmemesi,

SONUÇ: Kanuna aykırı olup, sanıklar ….. ve ….müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,15.06.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

 

ŞANTAJ

 Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj suçu nasıl düzenlenmiştir?

Türk Ceza Kanu’nun 107. maddede kanun şantaj suçunu düzenlemiştir. Madde hükmü şu şekildedir:

“Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj suçu nasıl düzenlenmiştir? | Şantaj suçunun unsurları nelerdir? Ankara Ceza Avukatı Avukat Tülin Babaoğlan Anlatıyor...

Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj suçu nasıl düzenlenmiştir? | Şantaj suçunun unsurları nelerdir? Ankara Ceza Avukatı Avukat Tülin Babaoğlan Anlatıyor…

Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre ceza hükmolunur.”

Kanun bir kimsenin bir başkasına şantaj yoluyla bir şeyi yapmaya veya yapmamasına yada haksız yere çıkar elde etmesini zorlamasını cezalandırmıştır. Suçu unsurları bakımından tehditten ayırt etmek gerekir. Tehditte failin yasal bir hakkı kullanması söz konusu değildir. Kendi istediklerine yönelik olarak bir harekete geçilmesi için davranır. Ancak temel ayırt edici husus şantaj da failin yasal haklarını kullanmak ya da kullanmamak için bu hareketi yapmasıdır. Bu husus oldukça önemlidir bu sebeple de bu konularda mutlaka alanında uzman ceza davaları ile ilgilenen sizlere göre belirlenen en iyi avukatlarla çalışmanız tavsiye edilir.

Failin kendisi veya bir başkası içinde çıkar elde ediyor olabilir. Mağdur failin zorlamaları sonucunda zarar görmek ikilemi ile  karşı karşıyadır bu ya failin istediğini yapmak veya yapmamak arasındadır. Söz konusu zarar mağdurun normalde yapma veya yapmama hakkı olan bir şeyin aksini yapması sonucu ortaya çıkar. Örneğin karşı taraf bulunduğu ve yaşadığı topluma göre uygunsuz bir harekette bulunmuştur, bu durumda o hareketi yapan kişi bu durumun ortaya çıkmasından ve resmi makamlar tarafından yargılanma ve ceza alma ihtimalinden korkmaktadır. Bu sebeple de şantaj suçunun faili bu korkuyu kullanarak istediklerini yaptırmaya çalışır.

Şantaj suçunda mağdur kişi ya failin istediğini yapmak ya da bir zarar alması durumunda olduğu için özgür değildir. Baskı ve tehdit altındadır. Fail bir kimseyi herhangi bi şeye zorunlu kılmaktadır. O kişiye bir şey yaptırmakta veya yaptırmamakta veya failin kendisine veya başkasına hukuka aykırı olarak haksız kazanç veya herhangi bir menfaat temin etmeye çalışmasıdır. Bu durumda mağdur ya başına gelecek zarara,kötülüğe razı olacaktır ya da istediği menfaati ona sağlayacaktır. Mağdurda özgür irade yoktur.

Fail eylemi uygularken yapacağı kötülüklerden mağdura söz etmekte, tersine hukuken hakkı olan, yetkisi dahilinde mağduru yapacağından veya yapmayacağından bahsederek zorlamaktadır. Örneğin şantaj suçunun faili bir kişiyi hırsızlık yaparken görmüştür. Bunu da normalde ihbar etme yükümlülüğü vardır. Ancak fail bunun yerine şantaj suçunun mağduruna “bana şunları verirsen, yahut yaparsan seni polise ihbar etmem” demektedir.

Hakkında yolsuzluk ile anılan siyasi bir kişiye, menfaat elde etmek için yolsuzlukları haber yapmama karşılığı bir iş yaptırılması gibi.

Mağdurdan istenilen eylem fiilen hukuka uygun da olabilir. Bir iş insanı hakkında ticari ünvanı’na zarar verecek haber yapılması karşılığında, iş insanından bir yardım kurumuna bağış yapmasını istemekte olduğu gibi.

Şantaj suçunun unsurları nelerdir?

Kişinin manevi özgürlüğü suçun koruduğu hukuki menfaatidir. Çoğu zaman kamu idaresine işlenen bir suç da olabilir. Bahsi geçen suç birçok hukuki menfaati ihlal eden suçlardandır.

Mağdur kişi gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de  olabilir. Yalnız bu tüzel kişinin mağdur olabilmesi için failin uyguladığı eyleme tüzel kişinin temsilcisi muhatap olarak istemi yerine getiren temsilci tüzel kişinin adına hareket etmelidir.

Suçun oluşumunda failin istediği menfaati elde etmesi şart değildir, failin mağduru zorlaması anı yeterlidir.

Suç unsuru manevi kasıttır kastetmesi yeterlidir. Fail mağdur kişiyi hakkı olan bir şeyi yapacağına veya bahisle kanuna uymayan veya yükümlü olmadığı her hangi bir şeyi yaptırmaya veya yapmamaya ya da haksız kazanç elde etmesine bilerek kasıtlı ve isteyerek zorlamalıdır.

 

Ankara Boşanma Avukatı Tülin Babaoğlan Yılmaz Ankara Boşanma Davalarına, Ankara Ceza Davalarına Bakan Avukatlardandır. Seçiminiz Doğrultusunda Avukat arayışındaysanız Ankara Ceza Avukatı Tülin Babaoğlan ile çalışabilirsiniz. Soru ve Önerileriniz için Online Chat’den yazabilirsiniz.

 

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDE YOKSUN KILMA SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel halinin cezası bir ile beş yıl arası hapis cezasıdır. Nitelikli halinin cezası ise iki yıldan yedi yıla kadardır. Suçun ve konunun önemine binaen Ankara avukatlarından ve Ankara ceza avukatlarından olan;

Av. Tülin Yılmaz bu yazısında sizler için önemli Yargıtay kararlarından bir tanesini derledi.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yargıtay kararı

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yargıtay kararı

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2011/850 E. 2011/2670 K. sayılı kararında şu hükümlere yer verilmiştir:

Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık N…… S……’in yapılan yargılanması sonunda; cinsel istismar eyleminin nitelikli cinsel istismara teşebbüs vasfında kabulüyle her iki suçtan mahkümiyetine dair, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2010 gün ve 2010/36 Esas, 2010/147 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer C.Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii taraflarından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak

Sanığın cinsel istismar eyleminin nitelikli mi, basit mi olduğu hususu hükümde açıkça belirtilmeden ve nitelikli cinsel istismara teşebbüs kastını ortaya koyan söz ve davranışlarının nelerden ibaret olduğu da kararda gerekçeleriyle birlikte gösterilmeden yazılı şekilde 103/2 ve 35. maddeler ile hüküm tesisi,

Cinsel istismar eylemi neticesinde 5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesi anlamında mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması,

Oluş ve dosya kapsamına nazaran, sanığın mağdureyi bakkala götüreceğim diye kolundan tutarak olay mahalline getirmek suretiyle TCK.nun 109/2. maddesinde belirtildiği şekilde hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği nazara alınmadan 109/1. maddesi ile uygulama yapılarak eksik ceza tayini,

Kanuna aykırı, O Yer C.Savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Anılan karar bu doğrultuda olmakla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla alakalı detaylı bilgiler için Ankara ceza avukatı, Sincan ceza avukatlarından, Etimesgut ceza avukatlarından birisi olan Ankara avukatı Av. Tülin Yılmaz ın diğer yazılarına da göz gezdirebilirsiniz.