KİŞİYİ HÜRRİYETİNDE YOKSUN KILMA SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel halinin cezası bir ile beş yıl arası hapis cezasıdır. Nitelikli halinin cezası ise iki yıldan yedi yıla kadardır. Suçun ve konunun önemine binaen Ankara avukatlarından ve Ankara ceza avukatlarından olan;

Av. Tülin Yılmaz bu yazısında sizler için önemli Yargıtay kararlarından bir tanesini derledi.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yargıtay kararı

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yargıtay kararı

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2011/850 E. 2011/2670 K. sayılı kararında şu hükümlere yer verilmiştir:

Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık N…… S……’in yapılan yargılanması sonunda; cinsel istismar eyleminin nitelikli cinsel istismara teşebbüs vasfında kabulüyle her iki suçtan mahkümiyetine dair, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2010 gün ve 2010/36 Esas, 2010/147 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer C.Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii taraflarından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak

Sanığın cinsel istismar eyleminin nitelikli mi, basit mi olduğu hususu hükümde açıkça belirtilmeden ve nitelikli cinsel istismara teşebbüs kastını ortaya koyan söz ve davranışlarının nelerden ibaret olduğu da kararda gerekçeleriyle birlikte gösterilmeden yazılı şekilde 103/2 ve 35. maddeler ile hüküm tesisi,

Cinsel istismar eylemi neticesinde 5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesi anlamında mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması,

Oluş ve dosya kapsamına nazaran, sanığın mağdureyi bakkala götüreceğim diye kolundan tutarak olay mahalline getirmek suretiyle TCK.nun 109/2. maddesinde belirtildiği şekilde hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği nazara alınmadan 109/1. maddesi ile uygulama yapılarak eksik ceza tayini,

Kanuna aykırı, O Yer C.Savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Anılan karar bu doğrultuda olmakla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla alakalı detaylı bilgiler için Ankara ceza avukatı, Sincan ceza avukatlarından, Etimesgut ceza avukatlarından birisi olan Ankara avukatı Av. Tülin Yılmaz ın diğer yazılarına da göz gezdirebilirsiniz.

HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun temel halinin cezası bir ile üç yıl arası hapis cezasıdır. Nitelikli halinin cezasında bir kat arttırılır.

Suçun ve konunun önemine binaen Ankara avukatlarından ve Ankara ceza avukatlarından olan Av. Tülin Yılmaz bu yazısında sizler için önemli Yargıtay kararlarından bir tanesini derledi.

T.C
YARGITAY
12.CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2014/1714
KARAR NO: 2014/18859
KARAR TARİHİ:29.09.2014

>HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL İLE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ ARASINDAKİ FARK– BEKARLIKTA ARKADAŞ TELEFON GÖRÜŞMELERİNİ KAYDEDİLİP, AYRI KİŞİLER İLE EVLENDİKTEN SONRA BU KAYITLARI EŞLERE GÖNDERİLMESİ HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİ SUÇUNU OLUŞTURUR. 

TCK 134,136,132 

haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkin yargıtay kararları

haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkin yargıtay kararları

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince;

Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6352 sayılı Kanunun 81. maddesiyle değişik TCK ın 134/1. maddesinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup cezanın seçenek olarak düzenlenmemesi karşısında, uygulamada bu yönden isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bu konudaki eleştiriye iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, eksik inceleme ve araştırmaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine,

ancak; 1- Sanığın, yaklaşık 5 yıldır gönül ilişkisi yaşadığı katılan Selvi ile yaptığı özel bir telefon konuşmasını kaydederek, rıza olmaksızın katılan Selvin eşi katılan Murataya göndermek suretiyle ifşa ettiği olayda; sanığın, tarafı olduğu haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın açıklaması nedeniyle, eylemin

TCK ın 132/3. maddesine uyan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanunun 134/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,Kanuna aykırı olup,

Sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUKun 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca, hükmün ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Anılan karar bu doğrultuda olmakla birlikte haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuyla alakalı detaylı bilgiler için Ankara ceza avukatlarından birisi olan Ankara avukatı Av. Tülin Yılmaz ın diğer yazılarına da göz gezdirebilirsiniz.

 

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇLARI

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçları ; Türk Ceza Kanunu’nun 109. Maddesi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu düzenlemiştir. Anılan maddeye göre; Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

“Görüldüğü üzere bu suçun cezası hapis cezasıdır. Temel halinde ayrıca para cezası öngörülmemiştir. “

Kişiyi Hürrüyetinden Yoksun Kılma

Kişiyi Hürrüyetinden Yoksun Kılma

Bu suçun maddi unsuru kişiyi hürriyetinden mahrum bırakmaktır. Bu mahrumiyet maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Ancak kişinin maddi hürriyeti ile manevi hürriyeti arasında ciddi farklar vardır. Bu hususun alanında uzman Avukat aracılığıyla tespit edilmesi şarttır. Suçun cezasının ağırlığı da düşünüldüğünde bu tarz dosyalarda tarafınızca belirleyeceğiniz en iyi ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Ulaşımınızın kolaylığı ve olası bir tutuklanma durumunda hemen erişebilmeniz adına Ankara’da ceza avukatları arıyor iseniz  Tülin Babaoğlan ile çalışmanızı öneririz.

Hürriyeti yoksun kılma suçu müspet bir hareketle işlenebileceği gibi menfi hareketlerle de işlenebilir. Bir kişiyi odaya kapatarak kilitlemek müspat fiille işlenebilen bir suç iken, daha önceden odada kapalı kalmış bir kişinin dışarı çıkmasını engellemek suretiyle de menfi hareketle işlenen suç haline gelir.

Kişi hürriyetinden tamamen mahrum edilebileceği gibi kısmen de mahrum bırakılabilir. Mesela kaçma imkânı ortadan kaldırılan mağdur kısmen mahrum bırakılmış sayılır. Ceza Genel Kurulu’nu bu anlamda önemli kararları da bulunmaktadır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma esnasında yaralama da meydana gelmiş ve bu durum nitelikli halleri oluşturmuyorsa kişi ayrıca yaralamadan dolayı yargılanmayacaktır. Ancak olayda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama mevcut ise bu durumda sanık yahut şüpheli o suçtan da yargılanacaktır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun en önemli unsurlarından birisi de bu yoksunluğun bir süre devam etmesi zorunluluğudur. Yargıtay ceza daireleri kişiyi iki saat dahi zorla yanlarında tutulması durumunu bu suç kapsamında kabul etmektedir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halleri de Türk Ceza Kanunu’nun 109/2. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir;

Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Bu suçun;

  • Silahla,
  • Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  • Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
  • Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

Görüldüğü üzere ağırlatıcı sebeplerin cezaları çok daha ağırdır. Bu suçlarda mutlaka alanında uzman ve kendinize göre belirleyeceğiniz en iyi ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Zira cezanın ağırlığı itibari ile seçimlik cezalara da çevrilmeme olasılığının oluşu geri dönüşü imkânsız zararlara yol açabilecektir.

Cezaların türleri ile ilgili (Ankara’daki avukatlardan birisi olan Av. Tülin Yılmaz’ın diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaz Suçlarından Etkin Pişmanlık konusunu Ankara ceza avukatlarından birisi olan Av. Tülin Yılmaz sizler için anlatıyor:

Kanunun bu suçtan dolayı pişman olmayı mükâfatlandırmıştır. Fail mağdurun şahsına herhangi bir zarar vermeden yoksun bıraktığı kişiyi, hakkında soruşturma başlamadan serbest bırakırsa cezasında indirim olacaktır. Üstelik bu indirim toplam cezanın üçte ikisine kadar olacaktır.

Bu indirimin olabilmesi için ilk şart mağdurun bedeni ve manevi bütünlüğünde en ufak bir zararın gelmemiş olmasıdır. Bu durumda hafif de olsa bir zararın geldiğinin ispatlanması halinde fail etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacaktır.

İkinci şart ise mağdur soruşturma başlamadan güvenli bir yere teslim edilmiş ve serbest bırakılmış olması gerekir. Örneğin mağdurun aile bireyleri şikâyet te bulunmuş ve sonrasında fail mağduru serbest bırakmış ise etkin pişmanlık hükümlerinden yine yararlanamayacaktır.

CEZA DAVALARINDA TUTUKLAMA KARARI

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı Türk Ceza Kanunu’nun 101. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu hususa ayrıntılı değinmeden önce tutuklamanın sadece bir koruma tedbiri olarak verildiği ve suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin bulunması halinde verildiğini söylemek gerekir. Bu sebeple tutuklama kararı verilsin ya da verilmesin ceza dosyaları her şeyden önce kişinin hürriyetini etkileyen davalar olduğu için ciddi olarak savunmaların yapılması gerekli dosyalardır. Özellikle hapis cezasının öngörüldüğü suçlar da dahil olmak üzere bu dosyalar için mutlaka alanında uzman ve Ankara da iseniz Avukat Tülin Babaoğlan ‘a danışarak yardım alabilirsiniz.

 

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı

Ceza Davalarında Tutuklama Kararını Kim Verir?

Tutuklama kararlarını sadece hakim ve mahkeme verebilir. Bunun dışında Cumhuriyet savcılarının tutuklama kararı verebilme yetkisi bulunmamaktadır. Soruşturma evresinde cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tarafından tutuklama kararı verilebilir. Yine aynı şekilde suça sürüklenen çocuklar hakkında da tutuklama kararını Sulh Ceza Mahkemesi hakimleri verecektir. Bu evrede Cumhuriyet savcısı tutuklama yerine adli kontrol istemişse hakim artık tutuklama kararı veremeyecektir. Ya adli kontrole karar verecek ya da adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verecektir. Bu aşamada dahi bulunduğunuz il gibi Ankara da iseniz Ankara’da ceza avukatları ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Zira bir anlık kararla verilecek tutuklama kararları kişilerin uzun sürelerini hapiste geçirmelerine, evlerinden, işlerinden ailelerinden ayrı kalmalarına yol açacaktır.

Ceza Davalarında Tutuklama Kararı Verilebilmesi İçin Hangi Şartlar Gereklidir?

Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedenlerinin varlığının, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun delillerle ve somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi gerekir. Kararın içeriği şüpheli ve sanığa sözlü olarak bildirilir. Ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir bu husus kararda belirtilir.

Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır. Tutuklama istenildiğind, şüpheli veya sanık ya kendisi bir müdafii  seçmeli ya da barodan kendisine müdafi tayini istenmelidir.

 

Bu makalemizde çok sorulardan biri olan Beraat kararı hangi hallerde verilir sorusuna değineceğiz. Cmk 223/2 beraat kararı nedir ,  hangi hallerde cmk 223/2 beraat kararı verilir inceleyeceğiz.

Cmk 223/2 Beraat Kararı Hangi Hallerde Verilir ?

CMK 223/2. Maddesinde beraat kararının;

  1. Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması

  2. Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

  3. Yüklenen suç açısından failin kast ve taksinin bulunmaması,

  4. Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

  5. Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması

Hallerinde verileceği hükme bağlanmıştır. Bu halleri detaylı bir şekilde inceleyecek olursak:

  1. Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması

Yapılan yargılama sonucu sanığın üzerine atılı veya gerçekleştirdiği eylemin, TCK veya ceza hükmü taşıyan özel yasalarda, cezasının ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis, hapis veya adli para cezası olarak öngörülmek sureti ile suç haline getirilmiş bir eylem niteliğinde değil ise, CMK nın 223/2 bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilir. Yine sanığın üzerine atılı suçun yasal öğelerinin oluşmaması halinde de sanığın beraatine karar verilir. Sanık hakkında kamu davası açıldığı anda suç olup da, daha sonradan kanunun değişmesi vs sebeple bu eylem suç olmaktan çıkarılırsa bu bent uyarınca beraat kararı verilmesi gerekir.

İlginizi çekebilir :

  1. Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

Yapılan yargılama sonucunda suç olan bir eylemin gerçekleştiği ancak bu eylemi sanığın yapmadığı yahut başka kimse veya kişilerin gerçekleştirdiği, sanığın bu eylemi gerçekleştirmesinin imkansız olduğu hallerde de bu madde hükmünce beraat kararı verilmesi gerekir.

Örneğin cinsel istismarla yargılanan bir kişi, suç tarihi olan olay da şehir dışında yahut ülke dışında ise o kişinin o suçu işlemesinin imkansız olduğundan bahisle bu madde uyarınca beraat kararı verilmesi gerekir.

  1. Yüklenen suç açısından failin kast ve taksinin bulunmaması,

Yapılan yargılama sonunda sanığın eylemini kasıtlı gerçekleştirmediği ve bu suçun taksirle işlenen halinin de cezalandırılmadığında beraat kararı verilir. Bununla birlikte suçun taksirle işlenmesinin de cezalandırıldığı ancak sanığın olayda taksir düzeyinde dahi kusurunun olmadığı kesinleştiğinde de beraat kararı verilmesi gerekir.

  1. Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

Bu durumda sanık suçu işlemiştir. Üzerine atılı bu eylemi gerçekleştirdiği hususunda bir tereddüt yoktur ancak TCK’nun 24 vd. maddelerinde düzenlenen bir hukuka uygunluk hali vardır. Bu durumda da suçun hukuka aykırılık unsuru ortadan kalkacağından sanığa beraat kararı verilecektir. TCK’da düzenlenen ve bu madde kapsamında uygulanacak hukuka uygunluk sebepleri şunlardır.

  • Görevin ifası

  • Meşru müdafaa

  • Hakkın kullanılması

  • İlgilinin rızası

  1. Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması

Burada anlatılmak istenen şudur, burada suçun bir şekilde işlendiği belirlenmiştir ancak bunu sanığın işlediği kesinleşememiştir. Bu durumlarda önceki kanun döneminde delil yetersizliğinden beraat kararı verilirken artık bu hususta beraat kararının gerekçesi yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması olacaktır.

Ceza davaları ile ilgili diğer yazılarımıza Blog sayfamızda ulaşabilirsiniz.

Ceza Davalarında Tanıklık ; Müvekkillerimiz ve danışanlarımız tarafından sıklıkla karşılaştığımız endişelerden birisi tanıkların mahkemede ceza alıp, almayacağı hususudur. Tanık yapan kişiler sırf bu endişeden dolayı isimlerinin herhangi adli olguda geçmesinden oldukça korkmaktadırlar. Mahkemede tanık ceza alır mı ,  sadece tanık beyanı ile ceza verilir mi , Mahkemede tanık olmak istemiyorum , Tanık ifadelerinin çelişkili olması, Tanık mahkemeye gitmezse ne olur ,  Mahkemede tanık olmak sicile işler mi , Tanık kaç defa dinlenir , Tanık olduğum davayı nasıl öğrenirim gibi sorular tarafımıza çok sayıda iletilmektedir. Bu endişelerin doğrusunu yazımızda detaylıca açıklayacağız.

Ceza Davalarında Tanıklık

Ceza Davalarında Tanıklık

Tanık Mahkemeye Gitmek Zorunda mıdır ?

Öncelikle tanıklar mahkemeye çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır. Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz. Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.  Madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.

Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.

Kimler Tanık Olabilir ?

Kural olarak herkes tanık olarak dinlenebilir. Tanıklık bir kamu görevidir, bu nedenle tanıklıkta yaşın, cinsiyetin, eğitimin bir önemi yoktur. Mesela hakimler dahi tanık olabilir. Tanıklık öyle bir kurumdur ki tanıklık hakimlikten önce gelir. Aynı şekilde dosyanın avukatları da tanık olarak dinlenebilir

Usulüne uygun olarak çağrılıp da gelmeyen tanıklar hakkında zorla getirme kararı uygulanır. Ayrıca gelmemelerinin sebep olduğu giderler belirlenerek kamu alacaklarının tahsili usulüne göre kendisinden tahsil edilir. Tanıkların duruşmaya gelmezsem ceza alır mıyım sorusunun cevabı budur. Bir tanık zorla getirilme işleminde dahi orantılılık ilkesine dikkat edilerek işleme tabi tutulur. Zorla getirme ile amaçlanan yapılan çağrıya rağmen gelmeyen tanığın beyanının tespit edilmesidir. Yoksa tanığın çağrıya uymadığından bahisle salt cezalandırılması amacı güdülemez.

Tanık Kaç Defa Dinlenir ?

Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir. Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler. Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak; Mağdur çocukların, Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında bu kayıt zorunludur.

Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir. Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce “Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.” ve 54 üncü Maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde “Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.” biçiminde olur. Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.

Tanıklıktan çekilme hallerini ayrı bir yazımızda inceleyeceğiz.

Ankara Boşanma Avukatı ve Ceza Avukatı olarak danışmak istediğiniz sorularınız olur ise sitemizde online chat bölümünden bizlere ulaşabilirsiniz.

ADLİ SİCİL KAYDI SİLME DİLEKÇESİ

Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi için gerekli sürelerin tamamlandığından emin olunduğunda dilekçe aşağıda örnekte verdiğimiz gibi oluşturulabilir.

T.C. ADALET BAKANLIĞI

ANKARA ADLİ SİCİL İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

ADLİ SİCİL VE ARŞİV KAYDININ

SİLİNMESİNİ TALEP EDEN : Ad, Soyad, TC Kimlik No, Adres

TALEP : Tarafım hakkında verilmiş olan … Mahkemesinin … E …K… tarihli kararı ile almış olduğum mahkumiyet kararının adli sicil ve arşiv kayıtlarından gerekli yasal süresi dolmuş olduğundan silinmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR :

Ekte sunduğum sicilimde görünen tüm cezaların infazı tamamlanmış olmakla birlikte sicil ve arşiv kayıtlarından silinmesine ilişkin gerekli yasal süreler de geçmiş bulunmaktadır. … Sicilinizle ilgili detaylı bilgileri giriniz…

Adli sicil ve arşiv kayıtlarında bu bilgilerin görünmesi iş ve özel hayatımızdaki tüm ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Anılan sebeğle mağduriyetimin giderilmesi amacıyla adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.

HUKUKİ DELİLLER : Adli sicil ve arşiv kaydı, mahkeme kararları, nüfus cizdanı fotokopisi ve her türlü delil

TALEP VE SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle adli sicil ve arşiv kaydımda yer alan tüm kayıtların, kişisel mağduriyetim de göz önünde bulundurularak ivedilikle silinmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. Tarih.

Ad, Soyad, İmza


(Bu dilekçeler örnek amaçlı hazırlanmış, matbu dilekçelerdir. Bu dilekçeyi kişisel durumuna göre uygun şekilde düzenlemenizi tavsiye ederiz.)

Adli Sicil Kaydı Sildirme Dilekçesi | Adli Sicil Kaydı Sildirme 2019 | Adli sicil kaydının silinmesi dilekçesi word | Sabıka Kaydı Sildirme Dilekçe Örneği

Asliye Ceza Mahkemesi Görevine Giren Suçlar Hangileridir | Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Davalara Bakar | Asliye Ceza Görevleri Nelerdir

Genel kanunlarla kurulan ceza mahkemelerimiz Asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleridir. Bunun dışında çocuk mahkemeleri, fikri ve sinai haklar ceza mahkemeleri, icra ceza mahkemeleri gibi ceza mahkemeleri özel kanunlarla kurulan mahkemelerdir. Sulh ceza mahkemesi ise bazı özel başvurularla birlikte savcılık evresinde verilmesi gereken ivedi kararlara bakan mahkemedir.

Asliye ceza mahkemelerinin hangi davalara bakmakla yetkili olduğunu gösteren kurallara görev kuralları denilmektedir. Genel anlamda görev kuralları şu şekildedir: 10 yıl ve daha az hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara asliye ceza mahkemeleri, 10 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere ise ağır ceza mahkemeleri bakmakla yetkilidir.

Bu anlamda sıklıkla karşılaştığımız sorulardan birisi, suçun basit halinin 10 yıldan az olmasına rağmen nitelikli halinin 10 yıl hapis cezasını geçmesi halinde hangi mahkemenin görevli olacağıdır. Bu aşamada suçun ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri dikkate alınmadan sadece üst sınırından hareket edilmesi gerekir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’un 14. Maddesinde bu durum açıkça düzenlenmiştir. Anılan madde de “Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.” İfadesine yer verilmiştir.

Kanunlarımız bir suça ilgili olarak yargılamayı yapma konusunda özellikle bir mahkemeyi yetkili kılmışsa yargılamayı o mahkeme yapar. Bu durumda genel kural geçerli olmaz. Özel kanunlarla belirtilmeyen tüm dava ve işlere bakma yetkisi ise asliye ceza mahkemesindedir. Ancak özel kanunlar suç vasfına, hapis gün sayısına vs. ye bakmadan asliye ceza mahkemesini yetkili kılmışsa o durumda görev araştırılması yapılmadan asliye ceza mahkemesi davaya bakmakla görevlidir.

Asliye ceza mahkemelerinde heyet halinde değil tek hakim bulunmaktadır. Şuanki yargı sistemimizde birçok ilçede birden çok asliye ceza mahkemesi bulunmaktadır. Ceza davası ve sayıları düşünüldüğünde numaralandırılarak birden fazla asliye ceza mahkemesi açılabilir. Örneğin Ankara Batı Adliyesinde 2019 yılı itibariyle 11 asliye ceza mahkemesi bulunmaktadır. Ankara Adliyesinde ise toplamda 37 asliye ceza mahkemesi vardır. Görüldüğü üzere işlerin yoğunluğu, asliye ceza mahkemelerinin bakmakla yükümlü olduğu suçların ve dosyaların fazlalığı nedeniyle her ilçede birden çok mahkeme kurulmaktadır.

Bildirdiğimiz gibi üst sınırı 10 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili dosyalara asliye ceza mahkemeleri bakmaktadır. Bu suçlara örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Uyuşturucu kullanmasını kolaylaştırma suçu

  • Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu

  • İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu

  • Suçu bildirmeme suçu

  • Yalan yere yemin suçu

  • Suç uydurma suçu

  • Suçluyu kayırma suçu

  • Yalan tanıklık suçu

  • Başkasına ait kimlik veya kimlik belgelerinin kullanılması suçu

  • İftira suçu

  • Fuhuş suçu

  • Dilencilik suçu

  • Aynı konutta birlikte oturduğu kişilere kötü davranma suçu

  • Cumhurbaşkanına hakaret suçu

  • Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu

  • Tefecilik suçu

  • Çocuğun kaçırılması alıkonulması suçu

  • Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme suçu

  • Hayasızca hareketler suçu

  • Gürültüye neden olma suçu

  • İmar kirliliğine neden olma suçu

  • Çevrenin kasten ve taksirle kirletilmesi suçu

  • Usulsüz ölü gömülmesi suçu

  • Parada sahtecilik suçu

  • Özel belgede sahtecilik suçu

  • Suç işlemeye tahrik suçu

  • Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu

  • Kanunlara uymamaya tahrik suçu

  • Kasten adam yaralama suçu

  • Taksirle adam yaralama suçu

  • Cinsel taciz suçu

  • Cinsel saldırı suçu

  • Tehdit suçu

  • Şantaj suçu

  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu

  • Konut dokunulmazlığını ihlal suçu

  • Hakaret suçu

  • Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu

  • Basit dolandırıcılık suçu

  • Ve diğerleri…

Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçeklere ulaşmaktır. Maddi gerçeklere nasıl ulaşıldığı ise dava esnasında delillerin ortaya konması, tartışılması ve sonucunda verilen kararla ortaya konmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. Maddesinde düzenlenen ceza verilmesine yer olmadığı kararı belirli hallerin varlığına tabi tutulmuştur.

Anahtar Sözcükler: Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı, Kusurluluk, Yaş Küçüklüğü, Akıl Hastalığı, Sağır ve Dilsizlik, Etkin Pişmanlık, Karşılıklı Hakaret.

Bunlar şu şekildedir:

  • Yaş küçüklüğü,

  • Akıl hastalığı

  • Sağır ve dilsizlik gibi geçici nedenlerin bulunması (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

Kusur yeteneğini etkileyen yaş küçüklüğü TCK da üç halde sayılmıştır. Kişinin 0-12 yaş, 12-15 yaş, 15-18 yaş arasında olmasına göre alacağı ceza miktarı da değişebilecektir. Yaşın hesabında hüküm zamanı değil, fiilin işlendiği zaman dikkata alınacaktır. 12-15 yaş aralığında olup, işlediği fiilin hüküm ve sonuçlarını anlayamayacak, algılama yeteneği düşük çocuklar hakkında hakim ceza verilmesine yer olmadığı kararı verecektir.

Aynı şekilde akıl hastalığında da hastalığın kişinin gerçekleştirdiği fiililerin sonuçlarını anlayabilme yeteneğini etkiliyorsa yine ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilecektir.

15-18 yaş arasındaki sağır ve dilsizler 12-15 yaş arasındaki çocukların uygulandığı hükümlere tabi tutulacak ve bu çocuklar hakkında da ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilecektir.

  • Emrin yerine getirilmesi gibi bağlayıcı halin varlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Suçun zorunluluk halinde, tehdit veya cebirle işlenmesi halinde (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Meşru müdafaanın sınırlarının aşılması (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Kusurluluğu ortadan kaldıran hata hallerinin varlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/3)

  • Etkin pişmanlık (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

  • Şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

  • Karşılıklı hakaret (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

  • İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı (Ceza Muhakemesi Kanunu 223/4)

Mahkeme tarafından ceza verilmesine yer olmadığı kararı veriliyorsa eğer, mutlaka 223. Maddenin hangi halinden dolayı bu kararın verildiği gerekçeli olarak yazılmalıdır. Zira kusurun olmadığı durumlarda bu karar sicile işlemeyecektir.

Hüküm evresi bir ceza yargılamasının en önemli evrelerinden birisidir. Kişilerin özgürlüğünün ellerinden alınabileceği durumlarla karşılaşılma olasılığına karşın bu durum oldukça ehemmiyetli bir şekilde Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiştir. Hüküm çeşitleri olarak beraat, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararlarının yanında ceza verilmesine yer olmadığı kararının ne derece önemli olduğu ortadadır.

Ceza Muhakemesinde tüm deliller incelenip, yargılamanın bittiği anlaşıldığında hükümden önce son sanığa verilir. Duruşmanın tefhim olduğu açıklandıktan sonra mahkemenin artık maddi gerçeğe ulaşmak için yapacağı bir şey kalmadığından hüküm vermesi gerekir. Duruşmanın sona erdiği tefhim edilmeden hüküm kurulması Yargıtay tarafından bozma sebebi yapılmıştır.

Eski ceza kanunumuz döneminde verilen beraat kararının gerekçesi olarak kabul edilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar hukukumuza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile girmiştir.

Bu karar sonuçları açısından oldukça önemli bir karardır Bu durumların varlığı halinde delillerin dikkatlice sunulması ve detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Anılan sebeple ceza dosyalarınızda en verimli sonuçların alınması için mutlaka bir ankara ceza avukatıyla çalışmanızı tavsiye ederiz.

Önce değinmek gerekir ki en iyi ceza avukatı yahut sadece ceza avukatı, ağır ceza avukatı, en iyi ağır ceza avukatı kavramları müvekkillerimizin çalışılma alanını anlaması yahut bir avukatın en çok hangi konuda dosyalarının olduğunun, kendini en iyi hangi konuda ifade ettiğinin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Zira bir avukatın, avukatlık ruhsatnamesini aldıktan sonra her davaya bakmakla yetkili olduğu, ceza avukatı, en iyi ceza avukatı, en iyi ağır ceza avukatı gibi alanların olmadığı, bu kelimelerin sadece belirttiğimiz sebeplerle kullanıldığı bilinen bir gerçektir.

Yargıda açılmış açılacak bütün davalar oldukça önemlidir ve titizlikle takip edilmesi gerekir ancak bunlar içerisinde ceza davalarının ayrı bir yeri vardır. Zira ceza davaları kişilerin özgürlüklerini kısıtlayacak ve ciddi para cezaları alabilecekleri cezalarla sonuçlanabilecek olan davalardır. Sonunda kişilerin hürriyetlerini kaybedebilecekleri, hapis cezası alabilecekleri davaların yükü ve sorumluluğu çok daha fazladır. Bu davalarda en ufak bir yanlışlık kişilerin hürriyetlerine mal olacak olduğundan kişiler bu davaları mutlaka alanında uzman en iyi ceza avukatlarıyla takip etmelidirler. Bu anlamda “nasıl olsa suçsuzum” diyerek dava esnasında kendini yeterince savunmayan kişilerin dava sonunda ciddi cezalar aldıklarına sıklıkla şahit olduğumuzdan davanın en başında avukatlarla çalışmak oldukça büyük önem arzetmektedir.

Elbette ki bir avukatın müvekkilleri tarafından en iyi ceza avukatı olarak anılması için sağlaması gereken, her müvekkilin birbirinden ayrı ayrı beklediği hususlar vardır. Kimi müvekkil ceza dava süresinde avukatından en hızlı adımları atmasını beklerken kimisi her aradığında ulaşmayı bekler. Bu nedenlerle de kişilerin belirleyecekleri en iyi ağır ceza avukatı tabiri kişiden kişiye değişmektedir. Bu anlamda hukuk büromuzun ve kurucu avukatımızın temel hedefi müvekkilleri gözünde en iyi ceza avukatı Av. Tülin Babaoğlan Yılmaz olabilmektir. Bu tabiri hak etmek için profesyonel, disiplinli bir çalışma gerektiği kadar müvekkillerimizle aramızda samimiyetin ve güvenin de farkında olarak çalışmaktayız.

En iyi ceza avukatı ne yapar sorularıyla sıklıkla karşılaşmakta olup kişilerin kendilerine göre belirledikleri en iyi avukat, müvekkilin tüm beklentilerine cevap veren avukattır. Ceza dava sürecindeki tüm karmaşayı ve stresi en aza indirmeyi amaçlayan avukatlar, işlerini doğru ve ahlaki olarak da sorumluluk içerisinde yapmakla yükümlüdürler. Bu anlamda müvekkillerin en doğru seçimi yapması için en iyi ceza avukatları müvekkillerine doğru adımlar da attırabilecektir. Bu sebeplerle mutlaka kişilere ceza davalarını takip etmeden önce bir ceza avukatıyla görüşmelerini tavsiye ederiz. Görüştükleri avukatlar arasından en iyi ceza avukatına karar verip, davalarını avukatla beraber yürütmeleri davadan en karlı şekilde çıkmalarını sağlayacaktır.

Ayrıca ceza davaları baştan sona kişisel konuları içerdiğinden ve kişilerin sonunda ciddi ceza alabilecekleri durumlar olduğundan oldukça gerginlik ve stres içeren davalardır. Avukatlar sizin duruşmaya dahi katılmanıza gerek olmadan bu stres ve yorgunluğu üzerinizden alacaklardır. Zira tecrübeli ceza avukatı, ceza davası esnasında karşılaşacağı her şeye hazırlıklıdır ve sizi en iyi şekilde savunur. Sonuç olarak her müvekkil gözünde kendini başarıyla savunan , sonuca ulaşan avukat en iyi ceza avukatları arasında yer almaktadır. En iyi ceza avukatı ankara içerisinde de farklı şehirlerde de bu şekildedir.