Müvekkillerimiz ve de hakkında ceza dosyası açılan kişiler tarafından sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan bir kaçı mahkemelerin görevleridir. Sulh ceza mahkemesi nedir, Asliye ceza mahkemesi nedir, Ağır Ceza mahkemesi nedir soruları ve bu mahkemelerin görev alanları ile ilgili konulara bu yazımızda değineceğiz.

Asliye ceza mahkemesi nedir?

Ceza mahkemeleri asliye ceza mahkemeleri ve ağır ceza mahkemeleri ve de diğer özel kanunlarla kurulan ceza mahkemeleri olmak üzere ayrıma tabi tutulmuştur. Ceza mahkemelerinin kuruluşları kanunla olup her il merkezi ile ilin iş ve nüfus yoğunluğu da göz önüne alınarak kurulur. Bu mahkemeler Hakimler ve Savcılar Kurulunun da olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

Asliye Ceza Mahkemesi hangi davalara bakar?

Kanunumuz Sulh Ceza Mahkemesinin ve Ağır Ceza Mahkemesinin görevlerini ayrıntılarıyla düzenlemiştir. Sulh ceza ve ağır ceza mahkemeleri dışında kalan suçlarla ilgili dosyalara bakma görevi asliye ceza mahkemelerinindir. Bunun dışında görevli mahkemelerin belirlenmesi hususunda birçok etken olmasına rağmen temel prensip on yıl ve daha az hapis cezası gerektiren dava ve işlere bakmakla görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi oluşudur. 10 yıldan fazla hapis cezası gerektiren dava ve işlere de ağır ceza mahkemeleri bakmakla yükümlüdür. Bu anlamda kanunda suçun cezasının belirli bir aralıkta verilmesi halinde hangi sınırın alınacağını ayrıca düzenlenmiştir. Bir suçun cezası kanunda alt ve üst aralıkta hapis cezası gerektiriyorsa üst sınır gözetilerek mahkemenin görev alanı belirlenecektir. Üst sınırı 10 yıldan az olan suçlarla ilgili olarak Asliye Ceza Mahkemeleri görevli olacaktır.

Asliye ceza mahkemeleri tek hakimle görev yapar. Birçok ilçede ve il merkezinde asliye ceza mahkemesi bulunmaktadır. Örneğin Etimesgut ceza davası, Sincan ceza davası, Eryaman ceza davası söz konusu olduğundan hapis cezasının üst sınırı 10 yıldan az ise Ankara Batı Adliyesi Asliye ceza mahkemesi görevli sayılacaktır.

Asliye ceza mahkemesi görevine giren suçlar nelerdir?

Asliye ceza mahkemesi görevine giren suçlar da ayrıca merak edilen konulardan bir tanesidir. Kasten adam yaralama suçu, taksirle adam yaralama suçu, uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma suçu, tehdit suçu, hırsızlık suçu, şantaj suçu, hakaret suçu, mala zarar verme suçu, basit dolandırıcılık suçu, güveni kötüye kullanma suçu, uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçu, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, konut dokunulmazlığını ihlal suçu, iftira suçu, özel belgede sahtecilik suçu, suç uydurma suçu, yalan tanıklık suçu, suçluyu kayırma suçu, cumhurbaşkanına hakaret suçu gibi suçlar üst sınırı itibariyle asliye ceza mahkemelerinde yargılaması yapılacak olan suçlardan sayılabilir. Bu suçlar açıkça asliye ceza mahkemesi görevine giren suçlardandır. Asliye ceza mahkemesi hangi davalara bakar sorusu ile sıklıkla karşılaşmamız gereğince bu konuya da ayrıntılarıyla değinmeyi uygun gördük.

Asliye ceza mahkemesi ne karar verir? Asliye ceza mahkemesi ne ceza verir?

Her dosyaya göre asliye ceza mahkemesi ne karar verir sorusunun da cevabı değişecektir. Her suçun alt ve üst sınırından değerlendirme yapılacak ve hakim arttırıcı ve azaltıcı nedenlere bakarak dosya hakkında karar verecektir. Asliye ceza mahkemesi karar örnekleri oldukça çoktur. Kimi istinafta bozulmuş kimisi ise onanıp gelmiştir. Çok çeşitli olan bu karar örneklerine her suç başlığı ile ilgili olarak yazdığımız yazılarda detaylıca değineceğiz.

5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU NEDİR?

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu , genel olarak ceza hukuku hangi davranışların suç teşkil ettiği hangilerinin yaptırıma bağlandığı ve bu cezalarla yaptırımların neler olduğunu düzenleyen hukuk disiplinidir. Bütün bu esaslar ise suç ve ceza siyaseti ile belirlenmektedir. Kamu hukuku alanını ilgilendiren ceza hukuku devletle bu haksızlığı teşkil eden kişi arasında bir ilişki tesis eder. Cezalandırılan kişiler bir nevi devlete karşı da sorumludur.

Türk Ceza Hukuku’nun Anayasamızdan sonra en önemli kaynağı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunudur. Türkiye Cumhuriyeti’nde kabul edilen ilk ceza kanunu 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilen 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunudur. 765 sayılı mülga kanun 1 Haziran 2005 tarihinde değiştirilmiş ve kanunumuz 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu olarak belirlenmiştir.

Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun,Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, Çocuk Koruma Kanunu, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu gibi birçok kanun 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’na kaynaklık etmekte ve yardımcı olmaktadır.

Ceza Kanunumuzda özellikle kişinin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması amaçlanmıştır. İnsanların bir hukuk düzeninde yaşamalarının gereği olarak, kamu düzeninin, kamu güvenliğinin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, işlenen suçların cezaya tabi tutulması ceza hukukunun temel prensipleri arasında sayılmıştır.

Anayasamıza göre hangi fiillerin suç olduğunun kanunlarla açıkça belirlenmesi gerekmektedir. Anılan ilke olan kanunilik ilkesi gereğince de kıyas yasağı kanun metinlerinde açıkça vurgulanmıştır. Her suçun ve cezanın açıkça atıf yapılmayan maddeler haricinde sadece o suç ile ilgili uygulanması gerekmektedir. Bu anlamda ceza kanunun diğer kanunlarla ilişkisi hukuk devleti, adalet ve eşitlik ilkeleriyle güvence altına alınmıştır. Anlaşıldığı üzere ceza hukuku ile ilgili hükümler sadece TCK da değil diğer kanunlarda da bulunmaktadır. Ceza hukukunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.

Ceza hukuku, kişi hak ve özgürlükleri üzerinde en güçlü ve en fazla etkisi olan bir alandır. Bu nedenledir ki ceza hukukunun uygulamasında kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bazı prensipler kabul edilmiştir. Suçta ve cezada kanunilik, belirlilik, kıyas yasağı gibi birçok ilke bu prensiplere örnek teşkil etmektedir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceğini gösterir ilkedir. Keza kanunda düzenlenmeyen hallerde kimsenin cezası arttırılamaz, kimseye kanunda öngörülenden fazla ceza verilemez. Bu ilke gereğince hangi fiillerin kanunda suç olarak tanımlandığı da açıkça yazılmalıdır. Anayasamız bu prensibi ceza hukuku yaptırımı olan güvenlik tedbirleri açısından da geçerli kılmıştır. Buradan da açıkça anlaşılmaktadır ki idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. Belirlilik ilkesi ise kanunda yer alan suç tanımlarının açık ve seçik olmasını ifade etmektedir. Yani hangi insan davranışları suç hangileri değil bunun açık bir şekilde belirli olması gerekmektedir. Bu da kanun metinlerinin anlaşılabilir olmasının önemini bir kez daha göstermektedir. Kıyas yasağı ise ceza hukuku açısından oldukça önemli prensiplerden bir tanesidir. Kanunların suç ve ceza hükümlerinin uygulanmasında asla kıyas yapılamaz, kıyasa başvurulamaz. Bu kural, kişilerin hak ve özgürlerini koruyan en önemli kurallardan bir tanesidir.

Tüm bu açıklamalarla genel olarak ceza hukukunun nelerden ibaret olduğuna değindik. Görüldüğü üzere bu kısa yazıda bile ceza hukuku oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla kişilerin hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı bu alanda olan dosyalarıyla ilgili mutlaka alanında uzman kendilerine göre belirledikleri en iyi ceza avukatı ile çalışmalıdırlar.