Nafakalar daha önceki makalelerimizde de bahsettiğimiz üzere yoksulluk, iştirak, tedbir ve bakım nafakası olmak üzere dört çeşittir. Çocuklar için istenecek iştirak nafakası, dava esnasında istenecek tedbir nafakası, boşanılan eşten istenilen yoksulluk nafakası ve ana-babadan istenilen bakım nafakasının birçok detayı bulunmakla birlikte bu konuda nafaka alacakları ile ilgili açılacak davalarda mutlaka alanında uzman bir nafaka avukatıyla çalışılmasını tavsiye ederiz. Bunlar dışında eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi anlamda tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Bu ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa eşlerden birinin istemi üzerine hakim diğerine yapılacak parasal katkıya karar verebilir.

Tüm bu nafakanın çeşitlerinde herhangi bir ayrım olmaksızın nafakaya mutlaka dava tarihinden itibaren hükmedilmelidir. Gerek yargılama sürecinde hükmedilecek nafakaya gerekse sonradan nafakanın artırılması talepli davalarda nafaka karar tarihinden itibaren değil dava tarihinden itibaren bağlanır. Velayetin değiştirilmesi nedeniyle bağlanacak nafakalarda ise velayetin değiştirilmesi kararı kesinleşmeden infaz edilemeyeceğinden nafaka da kesinleşme ile birlikte bağlanır.

NAFAKA ALACAĞI İÇİN EMEKLİ MAAŞINA HACİZ KONULABİLİR Mİ?

Yüksek mahkemeye göre birikmiş nafaka adi alacak vasfında değildir. Bu sebeple birikmiş nafaka alacakları için de emekli maaşı üzerine haciz konulabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 23/09/2013 tarihli kararında da bu hükme değinilmiştir. Hükümde “ 5510 sayılı yasanın 93. Maddesi bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88. Maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ve nafaka borçları dışında haczedilemez.” Hükmüne göre nafaka borçları için haczedilmezlik kuralı uygulanmaz.Birikmiş nafaka alacağı için icra takibi.

Görüldüğü üzere birikmiş nafaka alacakları adi alacak vasfında olmadığından emekli maaşının en az ¼ ü oranında kesinti yapılabilir. Yani birikmiş nafaka alacağı için emekli maaşına haciz konulabilir.

2019 YILI NAFAKA DAVALARINDA İSTİNAF VE TEMYİZ SINIRI NEDİR?

Her yıl için ayrı olmakla birlikte 2019 yılı için istinaf sınırı 4.400 TL, temyiz sınırı ise 58.800 TL olarak belirlenmiştir. Nafaka davalarında bu sınırın belirlenmesinde 1 yıllık nafaka miktarının toplamı dikkate alınır. Ve gerek avukatlar gerekse dava açanlar açısından en önemli hususlardan bir tanesi de şudur ki; nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez. Yani talebinizden daha az nafaka bağlanması durumunda karşı taraf avukatına karşı vekalet ücreti ödemek durumunda kalınmaz.

Örneğin bir kişi Etimesgutta oturmakta ve Ankara Batı Aile Mahkemesi’nde açtığı davada aylık 2.000 TL nafaka bağlanmasına hükmedilmişse 1 yıllık nafaka miktarı 24.000 TL olarak hesaplanacağından temyiz alt sınırında kaldığından temyiz edilemeyecektir. Ancak İstinaf kanun yoluna başvurulabilecektir.

Bu içeriğimizde Yoksulluk Nafakası Şartları 2019 yılında nasıl , Yoksulluk nafakası alma koşulları nelerdir bilgilendireceğiz.

Yoksulluk Nafakası Şartları 2019

Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası hakkında kanun koyucu şu hükümlere yer vermiştir; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz ancak, lehine nafakaya hükmedilecek kişinin nafaka yükümlüsünden daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Örneğin bir kişi aldatmış ve boşanma davası açılmıştır. Burada adatan eşin aldattığı doğru bir hukuki süreç yürütülerek boşanma avukatları tarafından ispatlandıysa nafaka yükümlüsü, aldatan eşe nafaka ödemekten kurtulabilir. Eşinden boşanmak ve nafaka almak isteyen kişilerin bu gelirden mahrum kalmamaları açısından mutlaka alanında uzman avukatlar ile talepte bulunmalıdır.

Kimi zaman ise boşanma dosyalarında iki tarafta eşit kusurlu sayılmaktadır. Bu durumda hakim tarafların delillerini, beyanlarını ve sosyal kültürel ekonomik durum raporlarını tek tek inceleyecek ve fakirliğe düşen kişi lehine nafakaya hükmedebilecektir.

Yoksulluk nafakası boşanma sonrasında alınabilecek nafaka türlerinden bir tanesidir. Burada nafakanın bağlanmasının temel amacı şudur, evliyken eşinden dolayı belirli bir gelire ve hayat standartına sahip olan eşin boşanmayla bu gelirinin ve standartlarının düşecek olmasıdır. Bu sebeple bir kişinin maaş alıyor olması yoksulluk nafakası almasını engellemez. Örneğin kadın 3.000 TL maaş alıyordur, erkek ise bir şirkette genel müdürdür ve 15.000 TL maaş alıyordur. Bu durumda kadının boşanmakla fakirliğe düşeceği kabul edilir. Kusur durumu hakkında detaylı değerlendirme yapılmakla birlikte kadın için yoksulluk nafakası bağlanabilir.

Yoksulluk nafakası kadın yeniden evlenene ya da tarafların Yoksulluk Nafakası Şartları için ciddi bir değişim olana kadar devam etmektedir. Kısacası yoksulluk nafakası süresizdir. Ancak tasarıda olan bir görüşe ve değerlendirmeye göre yabancı ülkelerde olduğu gibi ne kadar süre evli kalındıysa o kadar süre nafaka borcunun doğmasıdır. Bu tasarıya göre kişiler 2 yıl evli kaldıysa nafaka yükümlülüğünün de boşanmanın gerçekleşmesi sonrasında 2 yılla sınırlı tutulması, 15 yıl evli kalındıysa nafaka yükümlülüğünün de 15 yılla sınırlı tutulması ile alakalıdır. Ancak henüz bu tasarıyla ilgili kesinleşmiş bir durum yoktur. O yüzden şuan için yoksulluk nafakalarının süresiz olduğu kabul edilmelidir.

Yoksulluk Nafakası Şartları ile ilgili içeriğimiz burada sonlanıyor. Yoksulluk Nafakası Şartları İlgili diğer içeriklerimiz :

Boşanma davalarının en fazla soru sorulan ve merak edilen konularından birisi de nafaka konularıdır. Nafaka alacak taraf için de , nafaka ödeyecek olan taraf için de önemli bir husus olan nafaka konusunda çok sayıda soru almaktayız. Bu yazımızda Çocuğa Nafaka Ne Kadar Ödenir 2019 konusunu işleyeceğiz. Çocuk Nafaka Miktarı 2019 yılında ne kadar oldu , Çocuğa nafaka ne kadar bağlanır , Çocuğun Nafaka Miktarı Ne Kadardır sorularınıza yanıtları bu yazımızda bulabileceksiniz.

Çocuğa Nafaka Ne Kadar Ödenir 

İştirak nafakası insanlar arasında çoğunlukla çocuk bakım nafakası olarak da bilinmektedir. İştirak nafakasının temelinde Türk Medenin Kanunu’nun 327.maddesinde düzenlenen “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” Hükmü yer almaktadır.

Çocuğa ödenen nafaka, boşanma sonrasında velayeti alan tarafın diğer taraftan çocuğun bakım ve giderlerine katılması amacıyla istediği nafaka türüdür. İştirak nafakasının tek şartı çocuğun velayetinin alınmış olmasıdır. Bu şartın sağlanması halinde hakim, eş lehine çocuk için iştirak nafakasına hükmedecektir.

Türk Medenin Kanunu’nun 182. Maddesinde düzenlenen iştirak nafakası hakkında “Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” Hükümlerine yer verilmiştir.

Aşağıda ayrıntılarıyla da değinilecektir ancak görüldüğü üzere kanun metninde irat şeklinde söylenen aylık yapılan nafaka ödemesidir. Hakim bunun aksine yıllık toplu olarak da nafaka miktarını tayin edebilecektir. Ancak bu nafaka türü sıklıkla aylık olarak ödenmektedir.

İştirak nafakasını çocuğun velayeti kendisinde olan eş, çocuğa atanan kayyım ya da vasi ya da reşit olmuş çocuk talep edebilecektir. Dava hakkı TMK’nın 329.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.”

Kural olarak çocuğun 18 yaşına gelmesiyle iştirak nafakası son bulacaktır. Ancak çocuk eğitim hayatına devam ediyorsa eğitim hayatının sonuna kadar çocuk adına nafakaya hükmedilebilir. Bu husus TMK’nın 328. maddesinde şu şekilde açıkca düzenlenmiştir; “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”

İştirak nafakası miktarının ne olacağı da müvekkillerimiz tarafından merak konusu olan bir husustur. Kanun koyucu nafaka miktarı ile genel bir açıklama yapmış ancak bu konuda sınırları kesin bir hüküm koymamıştır. TMK’nın 330. “Maddesinde Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hükümden de açıkça düzenlendiği üzere nafakanın miktarı hususundaki sınırlar açık bırakılmıştır. Bu hususta kesin ve net çizgiler bulunmamaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 331.maddesinde “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” Hükmüne yer verilmiştir. Yani mahkeme hakimi nafaka yükümlüsü eşin işten çıkması, başka bir işe girmesi, maaşının değişmesi, ekstra giderlerinin çıkması ve kimi zaman yeniden evlenip çocuk sahibi olması üzerine daha önceden hükmedilmiş olan nafaka miktarını değiştirebilir. Ancak önceden hükmedilmiş ve kesinleşmiş bir nafaka var ise nafaka miktarını değiştirmek için yeniden dava açmak gerekecektir.

Müvekkillerimiz tarafından sıklıkça karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi ise birden çok çocuğun olması durumunda belirlenecek nafaka miktarı ile ilgilidir. Birden çok çocuk olması halinde hakim her bir çocuğun eğitim, yaş, sosyal hayatları gibi değişen hususları ayrı ayrı değerlendirecek ve ona göre çocuklar lehine nafakaya karar vercektir.

Evlilik dışı doğan çocuklar için de iştirak nafakası talep edilebilir. Velayeti kendisinde olan kişi çocuğun eğitim, bakım, sağlık, barınma gibi giderleri için velayet kendisinde olmayan eşten nafaka talep edebilecektir.

Çocuğa ne kadar nafaka ödenir yazımızın burada sonuna geldik. Konu ile ilgili diğer yazılarımız :

KOCA ÇALIŞMIYOR OLSA DAHİ KADINA NAFAKA VERMEKLE YÜKÜMLÜ MÜDÜR?

KADININ ÇALIŞIYOR OLMASI TEDBİR NAFAKASI BAĞLANMASINA ENGEL MİDİR?

Müvekkillerimiz tarafından bu iki husus sıklıkla sorulmaktadır. Yargıtayın bu konuda verdiği 25/10/2018 tarihli karar çok önemli mahiyettedir. Anılan karara göre kocanın çalışmaması kadına nafaka vermesine engel olmayacağı gibi, kadının çalışıyor olması da erkekten nafaka almasını engellemez.

Anılan karar şu şekildedir:

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/2-1891
K. 2018/1577
T. 25.10.2018

* BOŞANMA( Erkeğin Gelirinin Bulunmamasının Kadının Çalışıyor Olması veya Kusurlu Olmasının Kadın Yararına Tedbir Nafakası Hükmedilmesine Engel Teşkil Eden Vakıalar Olmadığı )

* TEDBİR NAFAKASI( Boşanma – Kadının Tam Kusurlu Olduğu Gerekçesiyle Erkeğin Davasının Kabulüyle Tarafların Boşanmalarına Kadının Davasının İse Reddine Karar Verildiği/Kararın Sadece “Tedbir Nafakasına” Dair Olarak Bozulduğu ve Erkeğin Gelirinin Bulunmamasının Kadının Çalışıyor Olması veya Kusur Durumunun Kadın Yararına Tedbir Nafakası Hükmedilmesine Engel Teşkil Eden Vakıalar Olmayacağı )

* ERKEĞİN GELİRİNİN BULUNMAMASININ KADININ ÇALIŞIYOR OLMASI VEYA TAM KUSURLU OLMASININ KADIN YARARINA TEDBİR NAFAKASI HÜKMEDİLMESİNE ENGEL TEŞKİL ETMEYECEĞİ( Davacı Karşı Davalı Erkeğin Boşanmaya Yol Açan Olaylarda Bir Kusurunun Bulunmadığı Davalı Karşı Davacı Kadının İse Başkası İle Aşk ve Gönül İlişkisi İçerisine Girdiği Bu Sebeple Tam Kusurlu Olduğu Gerekçesiyle Erkeğin Davasının Kabulüyle Boşanmalarına Karar Verildiği/Kadın Yararına Tedbir Nafakasına Hükmedileceği )

4721/m.166,174

ÖZET : Tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki karşılıklı “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 4. Aile Mahkemesince “davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne, davalı-karşı davacı kadının davasının reddine” dair verilen 21.09.2012 tarihli ve 2011/1096 E., 2012/1186 K. sayılı karar davalı – karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/1834 E., 2013/26011 K. sayılı kararı ile:

“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Yerel mahkeme tarafından davalı-karşı davacı kadın yararına 23.11.2011 tarihli ara kararı ile aylık 500 TL. tedbir nafakası takdir edilmiş, ancak mahkemece 19.12.2011 tarihli ara kararı ile davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve hiçbir gelirinin bulunmadığı gerekçesiyle bu tarihten geçerli olarak tedbir nafakasının durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve gelirinin bulunmaması hükmedilen tedbir nafakasının tamamıyla kaldırılmasını gerektirmez. Bu durum ancak daha önce takdir edilen nafakanın indirilmesi için bir gerekçe olabilir. Bu durumda yargılama sırasında geçim için ihtiyaçları devam eden davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunun 169. maddesi gereğince 19.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir…”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Asıl ve karşı dava, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166/1. maddesi uyarınca açılan evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma isteklerine ilişkindir.

Davacı-karşı davalı (erkek) vekili, davalının müvekkiline güleryüz göstermediğini, tüm vaktini internette geçirdiğini, hakaret ettiğini, sadakatsiz davranışlar içine girdiğini, bu sebeple evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, kararın kesinleşmesinden itibaren 25.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı (kadın) vekili, erkek eşin birlik görevlerini yerine getirmediğini, her tartışmada müvekkilini evden kovduğunu, en son davacının agresifliğinden korkan müvekkilinin annesine sığındığını, bir süre sonra evin eşyalarının satıldığını öğrendiğini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini ve müvekkili yararına 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, boşanmaya sebep olaylarda erkek yönünden ispatlanmış bir kusur bulunmadığı, kadının ise evlilik birliğinin kutsallığı ile bağdaşmayacak şekilde üçüncü bir kişi ile aşk ve gönül ilişkisi içerisinde olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı kadının davasının reddine, davacı-karşı davalı (erkeğin) boşanma davasının kabulüne, erkek yararına 5.000,00 TL maddi tazminat (TMK m.174/1) ve 5.000,00 TL (TMK m.174/2) manevi tazminata karar verilmiş, kadının maddi ve manevi tazminat talepleri ise reddedilmiştir.

Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile tedbir nafakası yönünden bozulmuştur.

Mahkemece, davacı-karşı davalı erkeğin çalışmadığı, sabit bir gelirinin olmadığı, kadının da dava tarihinde çalışmadığı, bozmadan sonraki taraf anlatımına göre bir süre işe girip tekrar çıktığı, kadının duruşmada gözlenen görüntü ve yapısı itibariyle çalışıp kazanç elde edebilecek görüntüsü olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalı-karşı davacı (kadın) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı-karşı davacı kadın yararına ara kararla hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi:

“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına dair geçici önlemleri re’sen alır.” hükmünü içermektedir.

Bu madde, yasal gerekçesinde de işaret olunduğu üzere, yürürlükten kaldırılan 743 Sayılı Medeni Kanunu’nun 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, mahiyeti itibariyle herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Böylece, öteden beri uygulanagelen bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine dair geçici önlemleri resen alması gerekir.

Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır.

Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.

Dolayısıyla tedbir nafakası takdirine dair kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına dair araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir.

Boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Yine, her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hâl değildir. Ancak eşlerin ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir.

Ayrıca belirtilmelidir ki, Yargıtay içtihatları ile bir başkası ile evlilik dışı birliktelik yaşayan eşe tedbir nafakası verilmeyeceği hususu benimsenmiştir.

TMK’nın 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikteki bir önlem olarak hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer.

Bu ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca tebliğden itibaren on beş günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Çalışmayan Erkek Nafaka Öder mi , Çalışan Kadına Nafaka Ödenir mi ? Çalışmayan koca eşine nafaka bağlanır mı ? İşsizin Nafaka Ödemesi konulu makalemiz burada sona eriyor. İlgili diğer makalelerimiz için hukuk blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.

Nafaka, hukuki anlamda bir kimseye bağlanan geçimini sağlamaya yönelik aylık anlamına gelmektedir. Nafakanın ödenmemesi halinde ne olacağının tespitinden önce nafakanın türlerine değinmekte fayda vardır. Bakım nafakası ve yardım nafakası olmak üzere genel anlamda ikiye ayrılan nafakanın günümüzde en çok sorun teşkil eden bölümü bakım nafakalarıdır.Bu konu ile ilgili çok gelen sorular ise Nafaka Ödenmezse Ne Olur , nafaka ödenmezse cezası nedir  gibi sorulardır.

Bakım nafakası üç ayrı başlık altında incelenir.

  • Yoksulluk nafakası
  • İştirak nafakası
  • Tedbir nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanma için yoksulluğa düşen tarafın kusuru daha ağır olan taraftan geçimi için bağlanmasını istediği aylık anlamına gelmektedir. İştirak nafakası, müşterek çocukları olan taraflardan velayeti kendisinde olan tarafın velayet kendisinde olmayan taraftan çocukların tüm bakım ve giderleri için aldığı nafaka türüdür. Son olarak tedbir nafakası ise, boşanma davasının devamı süresince gerekli olan özellikle eşlerin ve çocukların bakımına, geçinmesine, barınmasına, çocukların korunmasına ilişkin geçici önlemlerin alınmasını sağlayan nafaka türüdür. Nafaka türleri ile ilgili olarak daha detaylı bilgi için nafaka konusunda yazılmış olan makalemize bakabilirsiniz.

Nafaka türlerine kısaca değinmiş olmakla birlikte nafakanın ödenmemesi sonuçları oldukça ağır olan bir konudur. Öncelikle şahıslar kendi arasında anlaşamıyor ve nafaka yükümlüsü bir türlü nafakayı ödemiyorsa, nafaka alacaklısının icra takibi başlatması gerekmektedir. Başlatılan icra takibine rağmen nafakanın ödenmemesi uzman bir avukat tarafından yapılacak şikayetle nafaka yükümlüsünün hapis cezası alması gibi ağır sonuçlar doğuracaktır.

Burada bahsi edilen hapis cezası tazyik hapsidir. Nafaka yükümlüsü tazyik hapsi ile cezalandırıldığında, nafakayı ödemesi akabinde bu hapis cezası kalkacaktır.

Bu hususta yapılacak icra ceza mahkemesine şikayetin nevi oldukça önemlidir. Her konuda olduğu gibi burada da eksik hukuki bilgi ile açılan bir davanın sonuçları nafaka alacaklısına oldukça ağır olabilmektedir. Zira yapılacak şikayetin süresi üç aydır. Bu sürenin kaçırılması halinde nafaka alacaklısının yaptığı şikayet reddedilebilecektir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2009/9630 E. 2010/426 K. 01/02/2010 tarihli kararında bu konu ile ilgili şu hükümlere yer verilmiştir: “nafaka borcu her ay işleyen cari alacak niteliğindedir. Müşteki vekili şikayet dilekçesiyle borçlunun, 2008 yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait nafaka borcunu ödememesi nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçede Temmuz ayındaki nafaka borcunun da ödenmediği belirtildiğine ve şikayetin de 23.09.2008 havale tarihi ile yapıldığı gözetildiğinde üç aylık hak düşürücü süre geçmeden şikayette bulunulduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

Aynı şekilde Yargıtay 17. HD. 7.10.2004 T. E:7137, K:10445 sayılı kararında “Şikayet tarihinden geriye doğru üç aylık nafaka borcunun ödenmiş olması halinde -ödenmeyen nafaka borcu daha fazla olsa ve bunlar ödenmemiş dahi olsa- “düşme kararı” verilmesi gerekeceği, nafaka borcu her ay tahakkuk eden ve ödenmesi gereken bir borç olup, Şikayet tarihinden geriye doğru 3 aylık ödenmemiş nafakanın da bulunmadığı gözetilmeden, suçun esastan incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde “müştekinin Şikayet hakkının düşürülmesine” karar verilmiş olması, bozmayı gerektirmiştir.” Hükümlerine yer verilmiştir.

Özetle nafakanın ödenmemesi halinde, usulüne uygun bir şikayet yapılmış ve tüm şikayet şartları var ise nafaka yükümlüsü tazyik hapsine mahkum edilecektir.

NAFAKA ARTIRIM DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Nafaka artırım davası boşanan çiftlerin zaman geçtikçe en çok açtığı ve merak ettiği davalardan bir tanesidir. Müvekkillerimiz tarafından sıklıkla karşılaştığımız sorun “nafakam yetmiyor, ne yapmalıyım” “nafakamın artırılmasını istiyorum” şeklinde olup bunun için mutlaka dava açılması gerekmektedir. Ancak gerek nafakanın artırılması gerekse nafakanın bağlanması evresinde titizlikle hukuki işlemler üzerinde çalışılması gerekmektedir. Aksi halde taraflar daha çok nafaka alabilecekken azıyla yetinmek zorunda kalacaktır. Aşağıda yardımcı olunması için bir nafaka artırım dava dilekçe örneği verilmiştir.

Ancak bilindiği üzere her davanın apayrı kendine has özellikleri bulunmaktadır. Bazı hususların varlığı nafakanın artırılmasına engel olduğu gibi bazı zamanlarda da nafakanın 2-3 katına çıkmasını sağlamaktadır. Anılan sebeplerle bu davaların açılmasından önce mutlaka kişiler kendilerine göre karar verdikleri en iyi nafaka avukatlarına ((Nafaka avukatı tabiri hukuken uzmanlaşmayı gösteren geçerli bir ibare olmayıp avukatlar yetkileri gereği her davaya bakabilmektedirler. Bu ibareye halk arasında kullanımı bu şekilde olduğu için makalemizde yer verilmiştir.) danışmalıdırlar.

(Yetkili Mahkeme) AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

DAVACI :Ad, Soyad, TC Kimlik numarası, Adres

DAVALI : Ad, Soyad, TC Kimlik numarası, Adres

KONU : … TL tutarındaki yoksulluk nafakasının … TL tutarına, … TL iştirak nafakasının … TL tutarına artırılması istemli davamızdır.

AÇIKLAMALAR :

(İlgili mahkeme bilgileri) kararında davalı ile boşanmamıza karar verilmiş olup, bu dava sonucunda tarafıma … TL tutarında, müşterek çocuklara ise aylık … TL tutarında nafaka bağlanmıştır. Anılan nafaka ile ilgili .. icra dairesinde takip başlatılmış durumdadır. Davalı aylık nafaka miktarını icra dairesi aracılığıyla yatırmaktadır.

Yaklaşık 5 yıl öncesinde karara çıkan dosyamızda hükmedilen nafaka miktarı yetersiz gelmektedir. Çalıştığım yer işime son vermiş olup kiramı ve çocuklarımın giderlerini dahi karşılayamayacak hale gelmiş bulunmaktayım. Çocuklarım ise bu süre zarfında büyümüşler ve okul, dersane, kitap masrafları çoğalmış, sosyal hayatları olmuştur. Bu şartlar içerisinde çocuklarıma ortalama seviyede bir hayat olanağı dahi sunamamaktayım.

Davalının ise bu süre zarfında maaş ve kira gelirlerinde artış olmuş, ekonomik durumu değişmiş, refah içerisinde yaşamaktadır. Çocukların hiçbir giderine karışmamakta ve aylık ödediği nafaka miktarı dışında hiçbir şekilde harçlık dahi vermemektedir.

Çocukların giderlerine ait son faturalar sayın mahkemeye sunulmaktadır.

Anılan sebeplerle nafaka artırım davası açma zarureti doğmuştur.

HUKUKİ DELİLLER : Ekte sunulan belgeler, keşif, bilirkişi, tanık, yemin ve her türlü delail

HUKUKİ SEBEPLER : TMK, BK her türlü sebep

TALEP VE SONUÇ : Yukarıda arz ve izah edilen ve de resen araştırılacak nedenlerle tarafım için … mahkemesince hükmedilen aylık … TL turarındaki yoksulluk nafakasının … TL ye çıkarılmasına, çocuklarım için hükmedilen aylık … TL tutarındaki iştirak nafakasının … TL ye çıkarılmasına, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. Tarih

İsim İmza

nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası cevap dilekçesi nafaka artırım davası itiraz dilekçe örneği iştirak nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası cevap dilekçe örneği avukatsız nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası itiraz dilekçesi nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası itiraz dilekçe örneği iştirak nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırımına itiraz davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artırım davası dilekçe örneği tedbir nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafakası artırım davası dilekçe örneği iştirak nafakası artırım dava dilekçesi nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası itiraz dilekçe örneği iştirak nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası cevap dilekçe örneği tedbir nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafakası artırım davası dilekçe örneği nafaka artırımına itiraz davası dilekçe örneği nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası itiraz dilekçe örneği iştirak nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası cevap dilekçe örneği tedbir nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafakası artırım davası dilekçe örneği nafaka artırımına itiraz davası dilekçe örneği nafaka artırım davası dava dilekçesi nafaka artırım davası temyiz dilekçesi tedbir nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası savunma dilekçesi nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası itiraz dilekçe örneği iştirak nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artırım davası dilekçe örneği nafaka artırım davası cevap dilekçe örneği tedbir nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafakası artırım davası dilekçe örneği nafaka artırımına itiraz davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafakası artırım davası dilekçe örneği yoksulluk nafaka artirimi davası dilekçesi yoksulluk nafakası artırım davası dilekçesi

Nafaka Davası Dilekçe Örneği

Tarafların boşanmaları esnasında kişiler birbirlerinden nafaka istemeyebilirler. Ancak boşanmanın kesinleşmesi ile şartlarında değişiklik olan her kişi nafaka bağlanması için dava açabilir. Kişi kendisine yoksulluk nafakası bağlanması için dava açabileceği gibi, velayeti kendisinde olan çocukları için iştirak nafakası talebinde de bulunabilir. Burada boşanma sonrası şartlarda değişiklik olması dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesidir. Ayrıca kişinin ileriye yönelik olarak yoksulluk nafakası talebinden vazgeçtiğine dair bir beyanının olmaması da önemlidir. Aksi halde dava reddedilecektir.

Aşağıda nafaka dava dilekçesi örneğini paylaşmaktayız. Bilinmelidir ki anılan örnek dava dilekçesi hem genel hatlarıyla hazırlanmış hem de esasına girilmemiştir. Her davanın kendine özel yanları bulunmaktadır. Davanızın reddedilmemesi ve en faydalı sonuçları alabilmeniz için mutlaka alanında uzman nafaka avukatı (Nafaka avukatı tabiri hukuken uzmanlaşmayı gösteren geçerli bir ibare olmayıp avukatlar yetkileri gereği her davaya bakabilmektedirler. Bu ibareye halk arasında kullanımı bu şekilde olduğu için makalemizde yer verilmiştir.) ile çalışmanızı tavsiye ederiz.

Nafaka Davası Dilekçe Örneği Word : İndir

Nafaka Davası Dilekçe Örneği Pdf : İndir

Nafaka Davası Dilekçe Örneği Doc : İndir

Devamını Oku

Nafaka, boşanma davalarında en çok merak edilen konulardandır. İki tarafı da ilgilendiren nafaka davaları ile alakalı çok sayıda soru almaktayız. Ankara nafaka avukatları listesinde yer alan Avukat Tülin Babaoğlan Yılmaz, sizler için Kadın evi terkederse nafaka alabilir mi sorusunu detaylı olarak anlattı.

Kadın evi terkederse nafaka alabilir mi ?

Nafaka ile ilgili genel bilgiler verdiğimiz yazımızda detaylarıyla anlattığımız üzere bakım nafakasının 3 türü bulunmaktadır. Bunlar içerisinde kadının isteyebileceği nafaka boşanmanın gerçekleşmesi öncesinde tedbir, boşanma gerçekleştikten sonra ise yoksulluk nafakasıdır. Konumuzla ilişkisi gereği bu ikisi hakkında açıklamalar yapılacaktır. İştirak nafakası ile ilgili açıklamalar ayrıca bu yazıda anlatılmayacak olup, gerekli açıklamalarımız için nafaka hakkındaki makalemizi inceleyebilirsiniz.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası hakkında kanun koyucu şu hükümlere yer vermiştir; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Yoksulluk nafakası boşanmadan önce eşinin maddi geliri nedeniyle refah içinde bulunan kişinin boşanmadan sonra bundan bu gelirden yoksun kalması nedeniyle isteyebileceği nafaka türüdür. Yoksulluk nafakası için kişinin nafaka istediği kişiden daha az kusurlu olması gerekmektedir. Örneğin “aldatan kişi nafaka alabilir mi” sorusu sıklıkla karşılaştığımız sorulardandır. Açılan boşanma davasında karşı tarafın aldattığı sabit ise ve hakim buna dosya münderecatında karar vermiş ve de aldatan kişi daha ağır kusurlu sayılmış ise karşı tarafa nafaka bağlamaz.

Kadın evi terkederse nafaka alabilir mi ? Yine sebepsiz yere evi terk eden kadın da nafaka alamaz. Burada önemli olan kadın evi terk eden haklı bir sebebi olup olmamasıdır. Eşinden psikolojik, fiziksel, cinsel şiddet görmüş bir kadının evi terk etmesinde kusurlu olması beklenemez. Bu sebeple bu kadınların nafaka alması mümkündür. Kimse kendisine şiddet uygulanan bir ev içerisinde yaşamaya zorunlu tutulamayacağından kadın evi terk etmekteki haklılığını ispat etmek şartı ve dava koşullarının sağlanması şartı ile nafakaya hak kazanabilir. Olayın titizlikle takip edilmesi gereken bir konu olması nedeniyle nafaka davalarının mutlaka alanında uzman kişilerin kendilerine göre karar verdikleri en iyi nafaka avukatları ile takip edilmesinde fayda vardır.

Türk Medeni Kanunu’nun 332. Maddesinde “Nafaka davası açılınca hâkim, davacının istemi üzerine dava süresince gerekli olan önlemleri alır.” Hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde ismi geçici önlemler olarak yazılmış ise de kastedilen tedbir nafakası vb önlemlerdir.

Tedbir nafakası şartlarının oluşması gereği ile kadının dava devam ederken isteyebileceği yahut evlilik devam ederken evi ve çocukları hakkında yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmeyen eşe karşı davası açılabilecek nafaka türüdür.

Tedbir nafakasında ise durum çok daha farklıdır. Bu nafaka türünde kimin haklı yada haksız, kimin kusurlu yada kusursuz olduğunun hiçbir önemi yoktur. Evi terk eden erkekse ve evin geçimini o kişi sağlıyorsa kadın her zaman tedbir nafakası istemli dava açabilir.

Tedbir nafakası kişilerin evliliklerinin getirdiği sorumlulukların bir sonucu olarak kanun koyucu tarafından özenle düzenlenmiştir. Bu yüzden bu nafaka türünde kadının evi terk etmiş olmasının bir önemi yoktur. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi tedbir nafakası boşanma davası süresince bağlanabilirken ayrılık davası gibi davalarda da bağlanabilir. Ancak bu davalarda nafaka talebinde bulunan kişi nafaka yükümlüsünden ayrı yaşamakta zorunda olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispat eden kişi lehine hakim tedbir nafakası ödenmesine karar verebilir. Burada hayati önem arz eden nokta bu tarz bir durumla karşılaşıldığından biran önce boşanma davasının kişilere göre en iyi boşanma avukatıyla, nafaka avukatıyla davanın açılmasıdır.

Kadın evi terkederse nafaka alabilir mi sorusunu da bu şekilde cevaplamış olduk. Buradan  Uyuşturucu cezaları ve etkin pişmanlık yazımızı okuyabilirsiniz.