Size bir telefon kadar yakınız
+90 546 646 70 14

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

04.12.2019
118 görüntülenme
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİ

Türk Ceza Kanunu’nun 308. Maddesi hükmüne göre;

“Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.

İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.

Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”

Hükümleri düzenlenmiştir.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİ

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİ

Maddede olağanüstü kanun yollarından olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi düzenlenmiştir. Çoğu kişinin bilmediği bu yol özellikle yanlış verildiğine inanılan bir karara karşı oldukça iyi bir kanun yoludur.

Bilindiği üzere olağan kanun yolu ile olağan üstü kanun yolunun ayrımında önemli olan kararın kesinleşip kesinleşmediğidir. Kesinleşmemiş kararlara karşı bir üst merciye başvuru yaparak olağan kanun yolları kullanılır iken, kesinleşmiş kararlara karşı bu şekilde olağanüstü kanun yollarına başvurulur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi de olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yol Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından resen kullanılabileceği gibi sanık yahut müştekinin talebi üzerine de kullanılabilir.

Bilinmelidir ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sadece Yargıtay ceza dairelerinin verdiği kesinleşmiş kararlara karşı olağanüstü kanun yoluna başvurabilir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verilen kararlara karşı bu itiraz yolu kullanılamaz.

Burada önemli olan olağanüstü itiraz yoluna başvurma süresinin ne kadar olduğudur. Olağanüstü itiraza başvurma süresi kural olarak ilamın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren otuz gündür. Ancak bu itiraz yoluna sanık lehine başvurulacak ise herhangi bir süre aranmaz. Yani aleyhine karar verilmiş ve kararı Yargıtay Ceza Daireleri tarafından kesinleşmiş olan her sanık, süre aranmaksızın her zaman bu olağanüstü itiraz yoluna başvurabilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu olağanüstü itiraz hakkını kullanması için kanunlarda belirlenmiş tadadi sebepler yoktur.Maddi ya da yargılama hukukuna ilişkin bir kuralın uygulanmamış olması, yahut eksik ve yanlış uygulanması gibi sebeplerle bu yola başvurulabilir. Yine yargılamanın yenilenmesi sebeplerini oluşturan nedenlerle olağanüstü itiraz yoluna başvurulamaz.

Olağanüstü itiraz yoluna başvurulması halinde dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.Daire mümkün olan en kısa süre içerisinde itirazı inceler ve yerinde görürse kararı düzeltir.Daire kararı yerinde görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu itiraz hakkında son kararını verir.

Bu konuya örnek olmak üzere Yargıtay’ın vermiş olduğu şu kararları söyleyebiliriz:

“İçtihat Metni”
Mahkemesi : TARSUS 1. Sulh Ceza
Günü : 23.06.2008
Sayısı : 572-450

6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanık A.. Ö..’in aynı kanunun 13/1 ve 5237 sayılı TCK’nun 54. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 450 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye ilişkin, Tarsus 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 23.06.2008 gün ve 572-450 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 10.05.2012 gün ve 3825-15991 sayı ile;
“Sanığın 23.06.2008 tarihli ifadesinde verilecek cezanın ertelenmesini talep ettiği halde, mahkemece bu hususta bir karar verilmemesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 04.07.2012 gün ve 146463 sayı ile;
“Sanığın incelenen sabıka kaydına göre, mahkumiyete konu 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan önce 08.09.2006 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu madde ticareti suçundan 5 yıl hapis ve 1000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm infaz aşamasındadır.
Bu sebeple TCK’nun 51. maddesinin uygulanmasına ilişkin kanuni şartların sanık hakkında tatbiki mümkün görülmemektedir.

Hakkında uygulanma şartları oluşmayan kanun hükmünün karar yerinde tartışılmasının hukuki fayda taşımadığı aşikardır. Çünkü erteleme hususunun tartışılması sonucunda neticenin değişmesi mümkün değildir.
Öte yandan sanık 23.06.2008 tarihli celsede ‘şu anda cezaevinde hükümlü olarak yattığını, tarafına ceza verilecekse bu hükümden sonraya ertelenmesini talep ettiğini’ beyan etmiştir. Burada kararın ertelenmesini istediği hususu da açıkça anlaşılamamaktadır.

Bu itibarla hakkında ertelemeye ilişkin kanuni şartların sabıka kayıtlarında bulunan ve silinme koşulları oluşmayan üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza sebebiyle mevcut olmadığı anlaşılan sanık hakkında yeniden ertelemeye ilişkin hususların karar yerinde tartışılması, davayı uzatmaya matuf, neticeyi değiştirmesi mümkün bulunmayan bir işlem olarak tarafımızdan görülmektedir” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, YTL olarak hükmolunan adli para cezasının TL’ye dönüştürülmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 03.12.2012 gün ve 4371-8922 sayı ile, itirazın süresinde yapılmadığından bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nun 51. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın süresinde olup olmadığı hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından; yerel mahkeme hükmünün Özel Daire tarafından 10.05.2012 gün ve 3825-15991 sayı ile bozulduğu, Özel Daire bozma ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 05.06.2012 tarihinde teslim edildiği, Özel Daire bozma ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 06.07.2012 tarihinde itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 sayılı CMK’nun olağanüstü kanun yollarının yeraldığı “Altıncı Kitap”, “Üçüncü Kısım”, “Birinci Bölüm”de 308. maddede;
“(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.

(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu düzenleme ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ceza daireleri kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği öngörülmüş, ancak sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı benimsenmiştir. Buna göre, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde belirlenen aykırılıklarla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan ve olağanüstü bir kanun yolu olan itiraz 30 günlük bir süre ile sınırlandırılmış olup, bu süre Özel Daire kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Süre geçtikten sonra sanık aleyhine itiraz yoluna gidilemeyecektir.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Özel Dairece, sanığın cezasının ertelenmesini talep ettiği halde bu konuda bir karar verilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmesinden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, ertelemenin kanunen mümkün olmaması ve sanığın da erteleme konusunda bir talebinin bulunmaması nedeniyle YTL olarak hükmolunan adli para cezasının TL olarak düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Sanık lehine bozulan hükmün onanmasına ilişkin olan ve sanık aleyhine olduğunda şüphe bulunmayan bu itirazın 5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca 30 günlük süreye tâbi olduğu, dosya içeriğine göre 06.06.2012 tarihinde başlayan itiraz süresi 05.07.2012 tarihinde sona erdiği halde, itiraz kanun yoluna Özel Daire ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiinden 31 gün sonra olacak şekilde 06.07.2012 tarihinde başvurulduğu görülmektedir.

Bu nedenle 30 günlük kanuni süreden sonra yapılan sanık aleyhindeki itirazın Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kanunun öngördüğü 30 günlük süre içinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmelidir.

SONUÇ :Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının süre yönünden REDDİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2014 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

Summary
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
Article Name
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
Description
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
Author
Publisher Name
Tülin Babaoğlan Yılmaz
Publisher Logo
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Enter Captcha Here : *

Reload Image

Bizi Arayın
Yol Tarifi