Boşanma davaları, hukuki teknik açısından birer “kusur savaşı”dır. Mahkeme, evlilik birliğinin sona ermesine kimin sebep olduğunu ve hangi tarafın olaylarda daha fazla sorumluluğu bulunduğunu belirlemeden, davanın mali sonuçlarına (tazminat ve nafaka) karar veremez. Boşanmada kusur tespiti, davanın omurgasını oluşturur. Çünkü Türk Medeni Kanunu’na göre, tazminat ödeme yükümlülüğü veya tazminat alma hakkı, tamamen tarafların kusur oranlarına endekslenmiştir. Kusurlu bulunan eş, sadece evliliğini değil, ciddi bir ekonomik bedeli de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.
Kusur, soyut bir kavram değil, mahkemeye sunulan delillerle somutlaştırılan hukuki bir statüdür. Hangi davranışların kusur sayıldığı, kusur oranlarının (ağır, tam, eşit, az) nasıl belirlendiği ve bu tespitin tazminat miktarını nasıl değiştirdiği, davanın stratejik planlamasını gerektirir. Genel çatı olan boşanmada maddi ve manevi tazminat davaları rehberimizdeki temel prensipler ışığında, kusur mekanizmasının detaylarını bu makalede inceleyeceğiz.
Kusur İlkesi ve Yasal Dayanak
Türk boşanma hukukunda “Kusur İlkesi” geçerlidir. Bu ilke, bir kimsenin kendi haksız eyleminden menfaat sağlayamayacağı ve başkasına verdiği zararı tazmin etmek zorunda olduğu görüşüne dayanır. Boşanmada kusur, evlilik birliğinin gerektirdiği yükümlülükleri (sadakat, yardım, sevgi, saygı) ihlal etmektir.
Kusur tespitinin en temel yasal dayanağı, genel boşanma sebebi olan “Evlilik Birliğinin Sarsılması” maddesidir. Türk Medeni Kanunu Madde 166, konuyu şu şekilde düzenler:
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. … Davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.”
Maddenin hukuki yorumuna göre; hakim boşanmaya karar verirken mutlaka olayların gelişimine bakarak kimin kusurlu olduğunu gerekçeli kararında yazar. Eğer davacı tamamen kusurlu ise (ve davalı itiraz ederse) dava reddedilebilir. Ancak dava kabul edilirse, tazminatın varlığı ve miktarı, tespit edilen bu kusur oranına göre şekillenir.
Kusur Sayılan Davranışlar (Neler Kusurdur?)
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, evlilik birliğini temelden sarsan ve kusur olarak kabul edilen yüzlerce farklı davranış modeli vardır. Bunlar genel olarak üç ana başlıkta toplanabilir:
- Sadakat Yükümlülüğüne Aykırılık: Zina (cinsel birliktelik), flörtöz davranışlar, sosyal medyada başkalarıyla duygusal yazışmalar, “güven sarsıcı davranış” olarak nitelendirilir ve ağır kusurdur.
- Birlik Görevlerini İhmal: Evi terk etmek, evin giderlerine katılmamak, eşin hastalığıyla ilgilenmemek, sebepsiz yere cinsel ilişkiden kaçınmak.
- Kişilik Haklarına Saldırı: Fiziksel şiddet uygulamak, hakaret etmek, aşağılamak, eşini ailesiyle görüştürmemek, iftira atmak.
Özellikle fiziksel şiddet, Yargıtay nezdinde en ağır kusurlardan biri olarak kabul edilir. Şiddetin varlığı halinde kusur dengesinin nasıl değiştiğini eşe şiddet uygulanması halinde manevi tazminat yazımızda detaylandırdık.
Kusur Tespiti Nasıl Yapılır? (İspat)
Mahkeme, tarafların “Ben haklıyım” beyanına değil, dosyaya sundukları delillere bakar. Boşanmada kusur tespiti, iddia edilen olayların hukuka uygun delillerle ispatlanmasıyla yapılır. İspatlanamayan iddialar, kusur belirlemesinde dikkate alınmaz.
İspat sürecinde kullanılan başlıca araçlar şunlardır:
- Tanık Beyanları: Olayları bizzat gören veya duyan kişilerin (akraba, komşu, arkadaş) anlatımları. Ancak “duyum”a dayalı (başkalarından duydum diyen) tanıklar değil, görgü tanıkları önemlidir.
- Dijital Kayıtlar: WhatsApp mesajları, SMS’ler, e-postalar, otel kayıtları, uçak biletleri, HTS (arama) kayıtları.
- Resmi Belgeler: Darp raporları, savcılık şikayetleri, uzaklaştırma kararları.
- Sosyal Medya: Facebook, Instagram gibi platformlardaki paylaşımlar ve yer bildirimleri.
Hakim, tüm bu delilleri “vicdani kanaati” ile değerlendirir ve taraflara birer “kusur sıfatı” (tam kusurlu, ağır kusurlu vb.) yapıştırır.
Kusur Oranları ve Tazminata Etkisi
Kusur tespiti yapıldıktan sonra, bu tespitin maddi ve manevi tazminata etkisi matematiksel bir mantıkla işler. Dört temel senaryo vardır:
- Tam Kusurlu Eş: Karşı tarafın hiçbir kusuru yoktur, tüm olaylara tek bir eş sebep olmuştur. Tam kusurlu eş tazminat alamaz, aksine karşı tarafın tüm zararlarını tazmin eder.
- Ağır (Baskın) Kusurlu Eş: Her iki tarafın da hatası vardır ama birininki daha ağırdır (Örn: Biri hakaret etmiş, diğeri aldatmıştır). Ağır kusurlu olan (aldatan) tazminat öder.
- Az Kusurlu Eş: Diğerine göre daha az hatası olan eş, tazminat alma hakkına sahiptir. Kusuru oranında alacağı tazminattan indirim yapılabilir ama hakkı kaybolmaz.
- Eşit Kusurlu Eşler: Tarafların kusurları birbirine denkse (Örn: Karşılıklı hakaret veya karşılıklı şiddet), hiçbiri diğerinden tazminat alamaz. Tazminat talepleri reddedilir.
Kusurun derecesi, sadece tazminatın “varlığını” değil, “miktarını” da belirler. Hakimin bu miktarı nasıl hesapladığını ve hangi kriterleri kullandığını boşanmada manevi tazminat miktarını belirleyen kriterler makalemizden inceleyebilirsiniz.
Soru-Cevap
Kusur tespiti olmadan boşanma ve tazminat kararı verilebilir mi?
Hayır. Çekişmeli boşanma davalarında hakim, taraflardan hangisinin kusurlu olduğunu tespit etmek zorundadır. Kusur tespiti yapılmadan verilen boşanma kararları ve buna bağlı tazminat hükümleri, Yargıtay tarafından “yetersiz gerekçe” ve “eksik inceleme” nedeniyle bozulur. Sadece “Anlaşmalı Boşanma” davalarında kusur tespiti yapılmaz, tarafların protokoldeki beyanları esas alınır.
Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)
Kural olarak hayır. Hukuka aykırı elde edilen deliller (gizli kamera, izinsiz ses kaydı) mahkemede kullanılamaz ve kusur ispatına yaramaz. Hatta bu kayıtları alan kişi hakkında suç duyurusunda bulunulabilir. Ancak Yargıtay, “ani gelişen olaylarda” ve “başka türlü ispat imkanı olmayan durumlarda” alınan bazı kayıtları istisnai olarak kabul edebilmektedir.
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, eşit kusur halinde taraflar birbirine maddi veya manevi tazminat ödemez. Herkesin tazminat talebi reddedilir.
Tedbir ve iştirak nafakasını etkilemez ancak “Yoksulluk Nafakası”nı etkiler. Kanuna göre yoksulluk nafakası alabilmek için “boşanmada kusuru daha ağır olmamak” gerekir. Yani ağır kusurlu eş, tazminat alamadığı gibi yoksulluk nafakası da alamaz.
Boşanma davalarında tanık en önemli delildir ama tek delil değildir. Mesajlaşmalar, otel kayıtları, banka dekontları, sosyal medya paylaşımları veya eşin mahkeme huzurundaki ikrarları (kabulleri) ile de kusur ispatlanabilir.
Sonuç
Boşanma sürecinin en kritik aşaması, olayların mahkemeye nasıl aktarıldığı ve kusur isnatlarının nasıl ispatlandığıdır. Boşanmada kusur tespiti, davanın kazananını ve mali sonuçlarını belirleyen anahtardır. Yanlış bir strateji veya eksik delil, haklıyken haksız (kusurlu) duruma düşmenize ve ciddi tazminatlar ödemenize neden olabilir. Kusur, ispat ve Yargıtay’ın bakış açısı hakkındaki tüm teknik detaylara ve diğer ilgili makalelere tazminat davalarında kusur, ispat yükü ve yargıtay uygulamaları sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İletişim
Kusur durumunuzun doğru tespiti, delillerinizin hukuka uygun toplanması ve tazminat haklarınızın savunulması için deneyimli kadromuzla yanınızdayız.
Avukat Tülin Babaoğlan Yılmaz’dan profesyonel hukuki danışmanlık ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Adres: Maidan İş ve Yaşam Merkezi C-112, Eskişehir Yolu Bilkent Kavşağı No: 4, Çankaya / Ankara, 06800
Telefon: 0546 646 70 14
WhatsApp: https://wa.me/905466467014