Evlilik birliğini sonlandırmanın hukuki yollarından biri olan boşanma, taraflar için genellikle zorlu, uzun ve karmaşık bir süreçtir. Çiftler, duygusal bir çalkantının yanı sıra, mal paylaşımı, velayet ve nafaka gibi birçok hukuki konuyla da yüzleşmek zorunda kalırlar. Ancak, eşler boşanmanın tüm sonuçları üzerinde ortak bir iradeye sahipse ve bu konuda tam bir mutabakata varmışlarsa, bu süreci “anlaşmalı boşanma” yoluyla tamamlamak mümkündür. Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların bir protokol üzerinde uzlaşarak mahkemeye başvurmasına dayanan, Türk Medeni Hukuku’nun sunduğu en işlevsel, en hızlı ve en medeni mekanizmalardan biridir.
Bu kapsamlı rehber, anlaşmalı boşanma sürecinin A’dan Z’ye tüm detaylarını, kanunun aradığı katı yasal şartlarını, sürecin temeli olan ve geri dönülemez sonuçlar doğuran protokolün nasıl hazırlanacağını ve bu süreçte çocukların durumu ile mal paylaşımı gibi hayati konuların nasıl ele alınacağını detaylandırmak için hazırlanmıştır. Bu sürecin en ufak bir hukuki hata olmadan, doğru yönetilmesi, özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde, hak kayıplarının önlenmesi ve gelecekte yeni davalarla karşılaşılmaması için bir Ankara boşanma avukatı desteği ile ilerlemeyi kritik hale getirebilir. Zira protokoldeki küçük bir eksiklik, yıllar sonra büyük bir mağduriyete yol açabilir.
Anlaşmalı Boşanma Şartları ve Dava Süreci
Anlaşmalı boşanma davaları açabilmek için kanunun aradığı belirli şartların eksiksiz olarak sağlanması gerekir. Bu şartlar “şekil şartı” olup, biri bile eksik olsa, taraflar her konuda anlaşmış olsalar dahi davanın bu usulle görülmesi mümkün değildir. Bu durumda dava ya reddedilir ya da çekişmeli davaya dönüşür.
Yasal Şartlar ve Başvuru Usulü
Anlaşmalı boşanmanın temel yasal çerçevesi, “evlilik birliğinin temelden sarsılması” ilkesinin özel bir hali olarak Türk Medeni Kanunu Madde 166 hükmünün üçüncü fıkrasında net bir şekilde çizilmiştir.
Madde 166- …
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Bu kanun maddesi, hâkimin rolünü ve tarafların yükümlülüklerini net bir şekilde ayırır. Temel şartlar şunlardır:
- En Az 1 Yıl Evlilik: Resmi nikah tarihinden itibaren en az bir yıl geçmiş olmalıdır. Bir yılı doldurmamış evliliklerde (örn: 11 aylık evlilik) bu yola başvurulamaz.
- Ortak İrade (Başvuru veya Kabul): Eşler ya birlikte ortak bir dilekçe ile dava açmalı ya da bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eş duruşmada veya dilekçe ile açıkça kabul etmelidir.
- Hâkimin Tarafları Bizzat Dinlemesi: Bu, en önemli ve atlanamayan şarttır. Hâkim, her iki tarafı da duruşmada bizzat dinlemek zorundadır. Tarafların avukatlarının beyanı yeterli değildir. Hâkim bu görüşmede, tarafların protokoldeki iradelerinin serbestçe (baskı, tehdit veya hile olmadan) açıklandığına kanaat getirmek zorundadır.
- Protokolün Hâkim Tarafından Uygun Bulunması: Tarafların hazırladığı protokolün (özellikle mali sonuçlar ve çocukların durumu) hâkim tarafından hukuka, ahlaka ve en önemlisi çocuğun üstün yararına “uygun bulunması” şarttır.
Tüm bu şartlar sağlandığında, anlaşmalı boşanma süreci ve aşamaları başlar. Bu sürecin ilk adımı, yetkili Aile Mahkemesi’ne bir dava dilekçesi ve ıslak imzalı protokol ile başvurmaktır. Tarafların sıkça merak ettiği anlaşmalı boşanma davasının nasıl açılacağı gibi usuli işlemler, bu yasal şartların sağlanmasına ve eksiksiz bir başvuru yapılmasına bağlıdır.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü: Sürecin Temel Taşı
Anlaşmalı boşanma davaları sürecinin bel kemiği, tarafların imzaladığı protokoldür. Bu belge, boşanmanın tüm hukuki, mali ve sosyal sonuçlarını düzenleyen, taraflar arasında adeta yeni bir “sözleşme” niteliğindedir. Hâkimin onayıyla birlikte bu protokol, bir mahkeme kararı (ilam) gücüne kavuşur ve icra edilebilir hale gelir. Bu nedenle hazırlanması, kelime kelime büyük bir titizlik ve geleceği öngören bir hukuki vizyon gerektirir.
Bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken, hiçbir konunun belirsiz, eksik veya yoruma açık bırakılmaması gerekir. “Taraflar anlaştı” gibi genel ifadeler geçersizdir. Protokolde velayet, nafaka (iştirak ve yoksulluk), maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı konularının tamamı, rakamları ve koşullarıyla net bir dille karara bağlanmalıdır. Tarafların, haklarını tam olarak bilerek hazırlayacakları detaylı bir anlaşmalı boşanma protokolü örneği incelemesi, nelerin düzenlenmesi gerektiği konusunda fikir verebilir. Muğlak ifadeler içeren bir protokol, hâkim tarafından reddedilebileceği gibi, boşanma sonrasında yeni ve çok daha masraflı davalara kapı aralayabilir.
Süreçteki Değişimler: Davanın Çekişmeliye Dönüşmesi
Anlaşmalı olarak başlayan her dava, anlaşmalı olarak sonuçlanmak zorunda değildir. Tarafların iradelerinde veya şartlarda meydana gelen değişiklikler (örn: son anda bir mal paylaşımında fikir değiştirme), davanın seyrini tamamen değiştirebilir. Bu nedenle, anlaşmalı boşanmada dönüşümler ve sonuçlar hakkında bilgi sahibi olmak, sürecin risklerini yönetebilmek açısından önemlidir.
En sık karşılaşılan durum, taraflardan birinin duruşma gününe kadar protokoldeki imzasından veya anlaşma maddelerinden vazgeçmesidir. Örneğin, taraflardan biri duruşmada hâkime “Protokoldeki nafaka miktarını kabul etmiyorum” derse, hâkim anlaşmayı onaylamaz ve taraflar arasındaki “anlaşma” bozulmuş sayılır. Bu durumda, eğer taraflar hâkimin verdiği sürede yeni bir protokol üzerinde uzlaşamazsa, davanın çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi kaçınılmaz hale gelir. Dava çekişmeliye döndüğünde, süreç en başa döner; aylar, hatta yıllarca uzar, maliyet artar ve tarafların artık iddialarını delillerle (tanık, mesaj kayıtları vb.) ispat etme yükümlülüğü başlar.
Anlaşmalı Boşanmada Çocukların Durumu
Müşterek çocukların varlığı halinde, anlaşmalı boşanma davaları sürecinde hâkimin en hassas olduğu ve en titiz denetimi yaptığı konu budur. Hâkim burada tarafların avukatı değil, doğrudan “çocuğun avukatı” gibi davranır. Hâkim, tarafların anlaşmasını onaylarken “çocuğun üstün yararı” ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Bu nedenle, anlaşmalı boşanmada çocukların durumu hakkında hazırlanan protokol maddeleri, çocuğun bugünkü ve gelecekteki fiziksel, zihinsel, sosyal ve eğitim gelişimini eksiksiz güvence altına almalıdır.
Velayet, Nafaka ve Kişisel İlişki
Protokolde üç ana başlık hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirilmelidir:
- Velayet: Çocuğun velayetinin hangi tarafta kalacağı (veya son dönemde Yargıtay’ın da kabul ettiği ortak velayet olup olmayacağı). Hâkim, çocuğun velayetinin nasıl belirleneceği konusunda tarafların anlaşmasını incelerken, çocuğun kimin yanında daha sağlıklı büyüyeceğine kanaat getirmelidir.
- İştirak Nafakası: Velayeti almayan ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve giyim gibi temel giderleri için ödeyeceği aylık nafaka miktarı. Bu miktarın çocuğun ihtiyaçlarına yetersiz olması (örn: çok komik bir rakam belirlenmesi) hâkimin müdahale sebebidir. Ayrıca, enflasyon karşısında bu paranın erimemesi için mutlaka “yıllık artış oranı” (genellikle TÜİK ÜFE/TÜFE ortalaması) protokole eklenmelidir.
- Kişisel İlişki: Velayeti almayan ebeveynin çocukla hangi günler, saatler ve tatillerde (hafta sonları, yaz tatili, bayramlar, sömestr, doğum günleri) görüşeceğine dair net, icra edilebilir bir takvim. “İstediği zaman görebilir” gibi muğlak ifadeler hâkim tarafından reddedilecektir.
Hâkim, tarafların bu konulardaki anlaşmasını çocuğun menfaatine aykırı bulursa (örn: yetersiz nafaka, çocuğun okul düzenini bozan görüşme takvimi) protokole müdahale edebilir ve düzeltilmesini isteyebilir.
Anlaşmalı Boşanmanın Mali Yönü
Boşanmanın bir diğer önemli ve genellikle en tartışmalı sonucu da mali düzenlemelerdir. Protokol, tarafların evlilik birliği boyunca oluşturdukları ekonomik düzeni de net bir şekilde sonlandırmalıdır. Anlaşmalı boşanma maliyeti ve süreç iptali konuları, sürecin finansal planlaması için temel unsurlardır ve genellikle birbiriyle bağlantılıdır.
Mal Paylaşımı ve Dava Giderleri
Anlaşmalı boşanmanın en büyük avantajlarından biri, tarafların yasal mal rejiminin (edinilmiş mallara katılma) karmaşık hesaplamalarına (artık değer, katkı payı vs.) girmeden, kendi adil paylaşımlarını belirleyebilmeleridir. Protokolde, anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı konusunun (ev, araba, banka hesapları, ziynet eşyaları vb.) nasıl yapılacağı açıkça belirtilmelidir. “Taraflar mal paylaşımı konusunda anlaştı” demek yetmez; hangi malın kimde kalacağı, kimin kime ne ödeyeceği tek tek yazılmalıdır. Bunun yanı sıra, dava açılırken ödenen harç ve masrafların kim tarafından karşılanacağı da protokole yazılmalıdır. Karar kesinleştikten sonra bu mali anlaşmalardan dönmek neredeyse imkansızdır.
Soru–Cevap
Anlaşmalı boşanma davası en hızlı ne kadar sürer?
Şartlar tamamsa (1 yıl evlilik, eksiksiz ve hukuka uygun protokol) ve mahkemenin iş yükü azsa, dava genellikle tek celsede sonuçlanır. Bu süreç, dava açıldıktan sonra duruşma gününün verilmesine bağlı olarak birkaç haftadan birkaç aya kadar (ortalama 2-4 ay) değişebilir. Ancak çekişmeli davaların yıllarca sürebildiği düşünüldüğünde, bu son derece hızlı bir yoldur.
Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)
Eğer evliliğiniz 1 yılını doldurmadıysa, kanunen anlaşmalı boşanma davaları açamazsınız. Taraflar boşanma konusunda anlaşsalar bile, dava “çekişmeli boşanma davası” olarak açılmak zorundadır. Ancak bu davada, bir tarafın iddialarını (örn: evlilik birliğinin temelden sarsılması) diğer taraf kabul ederse ve hâkim de bu konuda tam bir kanaat getirirse süreç yine hızlı sonuçlanabilir, ancak bu “anlaşmalı boşanma” statüsünde olmaz.
Hayır, zorunda değildir. Hâkim pasif bir onay makamı değildir. Hâkim, tarafların iradelerinin serbest olup olmadığını denetler. En önemlisi de, çocukların durumu (velayet, nafaka, kişisel ilişki) ve mali konulardaki anlaşmanın “uygun olup olmadığını” denetler. Özellikle çocuğun üstün yararına (örn: çok düşük nafaka) veya kamu düzenine aykırı bir madde varsa, hâkim bu maddeyi düzeltmenizi isteyebilir veya protokolü tamamen onaylamayarak davanın çekişmeliye dönmesine karar verebilir.
Hayır, yasal bir zorunluluk yoktur. Taraflar süreci kendileri yürütebilir. Ancak, anlaşmalı boşanma protokolü hukuki açıdan çok teknik bir belgedir ve geri dönülemez sonuçlar doğurur. Protokoldeki küçük bir hata veya eksiklik (örn: mal paylaşımında unutulan bir mal varlığı, nafaka artış oranının yazılmaması, “feragat” kelimesinin yanlış kullanılması) gelecekte büyük hak kayıplarına ve yeni, çok daha masraflı davalara yol açabilir. Bu nedenle, hak kaybı yaşamamak için avukat desteği alınması “zorunlu” olmasa da şiddetle tavsiye edilir.
Duruşmada hâkime “protokolü kabul etmiyorum” veya “boşanmak istemiyorum” derseniz, anlaşma bozulmuş sayılır. Hâkim davayı reddetmez, ancak sizden neden vazgeçtiğinizi sorar ve davaya “çekişmeli boşanma” olarak devam etmek isteyip istemediğinizi sorar. Dava çekişmeliye dönerse, delil ve tanık listelerinizi sunmanız için size yeni süreler verilir ve süreç en başından başlar.
Duruşma gününe kadar davadan feragat edebilir veya davayı geri çekebilirsiniz. En sık kullanılan yöntem, duruşmaya katılmayarak dosyanın “müracaata bırakılmasını” (işlemden kaldırılmasını) sağlamaktır. Eğer dosya 3 ay içinde (taraflardan birince) yenilenmezse, dava yasal olarak “açılmamış sayılır”. Bu durumda ödediğiniz harçlar iade edilmez, ancak ileride tekrar dava açma hakkınız saklı kalır.
Evet. Taraflar protokolde maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası (eş için ödenen) konularında serbestçe anlaşabilirler. Bir tarafın diğerine belirli bir miktar tazminat ödemesi veya yoksulluk nafakası vermesi kararlaştırılabileceği gibi, tarafların birbirlerinden bu kalemleri (tazminat ve yoksulluk nafakası) talep etmediklerini, yani karşılıklı olarak “feragat ettiklerini” de belirtebilirler. Bu anlaşma, hâkimin onayıyla kesinleşir ve sonradan dava açılamaz. (Not: İştirak nafakası çocuk içindir, bundan feragat edilemez).
Kural olarak, karar kesinleştikten (istinaf edilmeyip nüfusa işlendikten) sonra dönülemez. Tek istisna, protokolü imzalarken iradenizin hile (aldatma), tehdit (korkutma) veya ağır yanılgı ile sakatlandığını (irade fesadı) ispatlamaktır. Bu, “pişman olmaktan” tamamen farklı, çok ağır ispat koşulları (somut deliller) gerektiren “yargılamanın iadesi” davasıdır ve son derece zordur.
Anlaşmalı boşanmanın temeli, hâkimin her iki tarafı da “bizzat” dinlemesidir (TMK 166). Eğer taraflardan biri (geçerli bir mazeret sunmadan) duruşmaya gelmezse, hâkim anlaşmayı onaylayamaz. Bu durumda dava ya müracaata bırakılır (düşer) ya da davaya çekişmeli olarak devam edilmesine karar verilir.
Erkek için bir bekleme süresi yoktur; karar kesinleştiği an evlenebilir. Ancak kadın için, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 300 günlük “iddet müddeti” (bekleme süresi) başlar. Kadın, bu süre içinde evlenmek isterse, Aile Mahkemesi’nden “iddet müddetinin kaldırılması” davası açarak (hamile olmadığını ispatlayan bir sağlık raporu ile) bu süreyi kaldırabilir.
Evet, mümkündür. Ancak süreç biraz daha tekniktir. Yurt dışındaki eş, bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğu’na giderek, avukatına “anlaşmalı boşanma protokolünü kabul ettiğine” dair özel yetkili bir vekaletname vermelidir. Ancak hâkimin “bizzat dinleme” şartı nedeniyle, bazı hâkimler bu vekaletnameyi yeterli görmeyip, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile duruşmaya katılımı zorunlu tutabilir.
Sonuç
Görüldüğü üzere, anlaşmalı boşanma davaları, doğru yönetildiğinde taraflar için en avantajlı, en hızlı ve en az maliyetli boşanma yoludur. Ancak bu sürecin temeli, hukuki açıdan sağlam, her detayı düşünülmüş, açık ve adil bir protokole dayanır. Protokoldeki her bir madde, tarafların gelecekteki yaşamlarını doğrudan etkileyecek yasal birer taahhüttür. Çocukların velayetinden mal rejimleri ve mal paylaşımı konularına kadar her detay, bu protokolde eksiksiz ve yoruma yer bırakmayacak şekilde netleştirilmelidir.
Anlaşmalı başlayan bir sürecin, protokoldeki teknik bir hata, eksik bir madde veya muğlak bir ifade yüzünden tarafların istemediği halde çekişmeli boşanma davaları ve sebepleri sürecine evrilmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu, hem zaman hem de para kaybı anlamına gelir. Bu nedenle, sürecin başından sonuna kadar hukuki öngörüyle hareket etmek, anlaşmalı boşanmanın sunduğu hız ve kolaylık avantajlarından tam olarak faydalanabilmek ve en önemlisi gelecekte yeni davalarla karşılaşmamak için şarttır.
İletişim
Anlaşmalı boşanma davaları süreci, protokolün hazırlanması ve davanızın en hızlı şekilde, hak kaybı yaşamadan sonuçlanması için deneyimli ekibimizle yanınızdayız. Avukat Tülin Babaoğlan Yılmaz’dan profesyonel hukuki danışmanlık ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Adres: Maidan İş ve Yaşam Merkezi C-112, Eskişehir Yolu Bilkent Kavşağı No: 4, Çankaya / Ankara, 06800
Telefon: 0546 646 70 14
WhatsApp: https://wa.me/905466467014