Velayet davaları, bir evliliğin sona ermesi veya ayrılık durumunda, müşterek çocuğun geleceği hakkında verilecek en önemli ve hassas kararları içerir. Bu süreç, sadece çocuğun hangi ebeveynle kalacağını belirlemekle kalmaz, aynı zamanda çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı, malvarlığının yönetimi ve temsili gibi hayati konularda tüm hak ve yükümlülükleri düzenler. Türk hukuk sistemi, bu kararların merkezine her zaman “çocuğun üstün yararı” ilkesini koyar.

Boşanma süreçlerinde velayet, Aile Mahkemesi tarafından karara bağlanır ve bu karar, ebeveynlerin yaşam koşullarına veya çocuğun ihtiyaçlarına göre zaman içinde değişebilir. Bu kapsamlı rehber, velayet davaları sürecinin tüm yönlerini, yasal temellerini ve alt başlıklarını detaylandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Konuyla ilgili profesyonel hukuki destek almak, bu karmaşık süreçlerin en doğru şekilde yönetilmesi için kritik öneme sahiptir. Bu noktada deneyimli bir Ankara boşanma avukatı ile çalışmak, hak kayıplarını önleyecektir.

Velayet Kararlarının Yasal Dayanağı

Velayet davaları konusundaki tüm kararlar, öncelikli olarak Türk Medeni Kanunu çerçevesinde şekillenir. Kanun, mahkemenin takdir yetkisini kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğini açıkça belirtir. Bu konudaki en temel düzenleme Türk Medeni Kanunu Madde 182 hükmüdür:

Madde 182 – Mahkeme, boşanma veya ayrılık kararı verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Bu kanun maddesi, velayet kararının bir keyfiyet değil, çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki gelişimi gibi temel yararları gözetilerek verilmesi gereken bir zorunluluk olduğunu vurgular. Mahkeme, bu değerlendirmeyi yaparken ebeveynlerin sosyal ve ekonomik durumlarını, yaşam tarzlarını ve çocuğa sunabilecekleri imkanları titizlikle inceler.

Velayet Davası ve Değiştirilmesi Süreci

Velayet hakkının tesisi veya mevcut durumun değiştirilmesi, bu konunun temelini oluşturur. Bu süreçler, davanın açılmasından kararın kesinleşmesine kadar belirli usullere tabidir. Detaylı bilgi için velayet davası ve değiştirilmesi konulu ana başlığımızı inceleyebilirsiniz.

Velayet Konusunda Temel Kriterler

Mahkemenin velayet kararını verirken baktığı pek çok kriter vardır. Ebeveynlerin çocuğa ayırabileceği zaman, sunabileceği maddi olanaklar, çocuğun alıştığı sosyal çevre ve kardeşlerin ayrılmaması gibi ilkeler bu kararı doğrudan etkiler. Ebeveynlerin yaşam tarzı veya ahlaki durumu, ancak çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa bir kriter olarak değerlendirilir. En çok merak edilen konulardan biri olan velayet kime verilir? sorusunun yanıtı, her somut olayın kendi koşullarına göre bu kriterler ışığında belirlenir.

Velayetin Değiştirilmesi ve Ortak Velayet

Velayet kararları, kesin ve değişmez hükümler değildir. Ebeveynlerin hayat koşullarının (örn: başka bir şehre taşınma, yeniden evlenme, sağlık durumu) veya çocuğun ihtiyaçlarının (örn: özel eğitim gereksinimi) değişmesi halinde, velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.

Ayrıca, modern hukuk uygulamalarında “ortak velayet” de giderek daha fazla uygulama alanı bulmaktadır. Boşanmış olsalar dahi ebeveynlerin çocukla ilgili kararları birlikte almasını sağlayan bu model, tarafların anlaşması ve çocuğun menfaatine uygun olması halinde mahkemece tercih edilebilir.

Çocukla Kişisel İlişki Tesisi ve İhlali

Velayet hakkını alamayan ebeveynin çocukla olan bağının korunması, en az velayet kararı kadar önemlidir. Kişisel ilişki tesisi ve ihlali, mahkemenin belirlediği takvim uyarınca diğer ebeveynin çocukla görüşme hakkını ve bu hakkın ihlal edilmesi durumundaki yaptırımları düzenler.

Mahkeme, çocuğun yaşını ve okul durumunu dikkate alarak hafta sonları, resmi tatiller ve yaz tatilleri için bir görüşme planı belirler. Bu plan, velayet sahibi ebeveyn için bir yükümlülük, diğer ebeveyn için ise bir hak teşkil eder. Özellikle boşanan baba çocuğunu ne zaman görebilir gibi soruların yanıtı, bu mahkeme kararıyla netleşir. Bu karara uymamak, velayet hakkının kötüye kullanılması anlamına gelebilir ve ciddi yasal sonuçlar doğurur.

Soybağı, Babalık ve Evlat Edinme

Velayet, ebeveyn ile çocuk arasındaki yasal bağ olan “soybağı” üzerine kuruludur. Soybağı, babalık ve evlat edinme, bu yasal bağın nasıl kurulduğunu veya bazı durumlarda nasıl reddedildiğini inceler. Evlilik içinde doğan çocuk ile evlilik dışında doğan çocuğun babasıyla soybağı kurma süreçleri farklılık gösterir.

Evlilik dışı bir ilişkiden doğan çocuğun babasıyla yasal bağ kurması için babalık davası açılması gerekir. Bu dava sonucunda kurulan soybağı, çocuğa nafaka ve miras gibi haklar tanırken, babaya da velayet veya kişisel ilişki talep etme hakkı verebilir. Benzer şekilde, evlat edinme yoluyla da hukuki bir soybağı kurulur ve bu durum, evlat edinen ebeveyne tam velayet hakkı tanır.

Velayet Kararının Uygulanması ve İhlali

Mahkemeden bir velayet kararı almak, sürecin sadece ilk adımıdır. Ne yazık ki bazı durumlarda, velayet hakkı sahibi ebeveyn, diğer ebeveynin kişisel ilişki kurmasını engeller veya çocuğu teslim etmez. Velayet kararının uygulanması ve ihlali, bu tür durumlarda başvurulacak hukuki yolları kapsar.

Çocuk teslimi, 2021 yılındaki yasal değişiklikle icra dairelerinden alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine verilmiştir. Bu değişiklik, sürecin çocuğun psikolojisi gözetilerek uzmanlar (pedagog, sosyal çalışmacı) eşliğinde yürütülmesini amaçlar. Velayet kararı uygulanmazsa ne olur? sorusunun yanıtı, bu yeni prosedürde gizlidir. Karara uymamakta ısrar eden ebeveyn, disiplin hapsi gibi cezai yaptırımlarla karşılaşabilir.

Uluslararası Velayet Kaçırma (Lahey Sözleşmesi)

Velayet ihlallerinin en ağır ve karmaşık şekli, çocuğun bir ebeveyn tarafından yasa dışı olarak başka bir ülkeye götürülmesidir. Uluslararası velayet kaçırma ve iadesi, Lahey Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde çözümlenir.

Bu sözleşme, çocuğun velayet davasının kaçırıldığı ülkede değil, asıl “mutat meskeni” (daimi ikametgahı) olan ülkede görülmesini sağlamayı amaçlar. Bu nedenle, sözleşmenin temel amacı “velayeti belirlemek” değil, çocuğu derhal “iade” etmektir. Uluslararası çocuk kaçırma ve Lahey Sözleşmesine göre iade davası, çok teknik ve aciliyet gerektiren, Adalet Bakanlığı’nın da dahil olduğu özel bir yargılama usulüdür.

Soru–Cevap

Velayet davalarında çocuğun fikri ne zaman alınır?

Hukuk sistemimiz, idrak çağında olan çocukların kendilerini doğrudan ilgilendiren konularda fikrinin alınmasını önemser. Yargıtay içtihatlarına göre, genellikle 8 yaş ve üzeri çocukların mahkemede pedagog eşliğinde dinlenmesi ve velayet konusundaki tercihinin sorulması beklenir. Ancak bu tercih, tek başına belirleyici değildir; mahkeme, çocuğun bu fikri baskı altında verip vermediğini ve asıl menfaatinin nerede olduğunu yine de denetler.

Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)

Boşanma davası sürerken velayet kimde kalır?

Boşanma davası açıldığında, mahkeme davanın başında “geçici velayet” kararı verir. Bu karar, dava süresince çocuğun hangi ebeveynde kalacağını belirler. Hâkim, bu kararı tarafların talepleri ve çocuğun menfaatine göre belirler.

Çalışmayan anneye velayet verilir mi?

Evet, verilir. Velayette temel kriter ebeveynin gelir düzeyi değil, çocuğa sağlayacağı bakım ve şefkattir. Annenin çalışmıyor olması, velayeti almasına engel değildir. Bu durumda, anne çocuk için iştirak nafakası ve kendisi için yoksulluk nafakası talep edebilir.

Velayet davası ne kadar sürer?

Velayet davasının süresi, davanın “anlaşmalı” veya “çekişmeli” olmasına göre değişir. Anlaşmalı boşanma ile birlikte verilen velayet kararları tek celsede sonuçlanabilir. Ancak çekişmeli velayet davaları veya velayetin değiştirilmesi davaları, delillerin toplanması, sosyal inceleme raporu ve tanıkların dinlenmesi gibi süreçler nedeniyle 1 ila 2 yıl arasında sürebilir.

Velayet sahibi ebeveyn yeniden evlenirse velayet değişir mi?

Tek başına yeniden evlenmek, velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep değildir. Ancak, yeni evlilik durumunun (örn: üvey ebeveynin tutumu veya yeni yaşam koşulları) çocuğun menfaatlerini olumsuz etkilediği ispatlanırsa, velayet değiştirilebilir.

Velayeti alan taraf nafaka alır mı?

Evet. Velayeti alan taraf, diğer ebeveynden çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine katılmasını talep edebilir. Bu talebe “iştirak nafakası” denir ve miktarı, diğer ebeveynin ekonomik gücüne ve çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir.

Sosyal İnceleme Raporu (SİR) nedir?

Çekişmeli velayet davalarında, mahkeme pedagog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan bir rapor ister. Bu uzmanlar, ebeveynlerin ev ortamlarını inceler, taraflarla ve çocukla görüşür. Hazırlanan bu “Sosyal İnceleme Raporu” (SİR), çocuğun menfaatinin hangi ebeveynde olduğuna dair mahkemeye tavsiye niteliğinde bir görüş sunar ve karar üzerinde büyük etkisi olur.

Ebeveynin kötü alışkanlıkları velayeti etkiler mi?

Kesinlikle etkiler. Ebeveynin alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kumar alışkanlığı, suça eğilimli bir yaşam tarzı veya çocuğa karşı şiddet uygulaması gibi durumlar, çocuğun fiziksel ve ahlaki gelişimini tehlikeye attığı için velayetin o ebeveyne verilmemesi, hatta mevcutsa kaldırılması için yeterli bir sebeptir.

Çocuk istemezse diğer ebeveyni görmek zorunda mı?

Mahkeme tarafından kişisel ilişki tesisi kararı verilmişse, çocuk (özellikle küçük yaştaysa) bu görüşmeye katılmak durumundadır. Velayet sahibi ebeveynin çocuğu bu görüşmeye hazırlaması ve teşvik etmesi beklenir. Ancak çocuk idrak çağındaysa ve görüşmeme konusunda haklı, geçerli ve kendi iradesine dayanan sebepler sunuyorsa, mahkeme bu durumu yeniden değerlendirebilir.

Velayet davası devam ederken çocuk yurt dışına çıkarılabilir mi?

Hayır, kural olarak çıkarılamaz. Çekişmeli bir velayet davası başladığında, taraflardan birinin talebi üzerine veya mahkemece re’sen (kendiliğinden), çocuğun yurt dışına çıkarılmasının engellenmesi için “yurt dışı çıkış yasağı” tedbiri konulur. Bu, davanın amacının boşa çıkmasını engellemek ve uluslararası çocuk kaçırma riskini ortadan kaldırmak için alınan standart bir önlemdir.

Velayet hakkı sahibi, çocuğun soyadını değiştirebilir mi?

Evet, ancak bu otomatik bir hak değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, velayeti alan ebeveyn (genellikle anne), çocuğun soyadının kendi soyadıyla değiştirilmesi için dava açabilir. Bu davada, çocuğun soyadının değişmesinde “üstün yararı” olduğunu (örn: sosyal çevrede yaşadığı karışıklıklar) ispatlaması gerekir. Mahkeme, çocuğun menfaatine karar verirse soyadı değişikliği yapılır.

Sonuç

Görüldüğü üzere velayet davaları, aile hukukunun en teknik ve duygusal açıdan en yoğun konularından biridir. Süreç, sadece davanın açılmasından ibaret olmayıp, soybağı, kişisel ilişki tesisi, kararların icrası ve hatta uluslararası kaçırma gibi birçok alt disiplini içermektedir.

Tüm bu süreçlerde verilecek kararlar, bir çocuğun tüm geleceğini etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, velayet davaları sürecinde atılacak her adımın, çocuğun üstün yararı gözetilerek ve yasalara tam uyumla atılması zorunludur. Bu süreçler, boşanmanın diğer mali sonuçları olan nafaka davaları veya mal rejimleri ile de sıklıkla birlikte yürütülür.

İletişim

Velayet davaları, geçici velayet, velayetin değiştirilmesi ve çocukla kişisel ilişki kurulması gibi hassas süreçlerde, deneyimli ekibimizle yanınızdayız. Avukat Tülin Babaoğlan Yılmaz’dan profesyonel hukuki danışmanlık ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Adres: Maidan İş ve Yaşam Merkezi C-112, Eskişehir Yolu Bilkent Kavşağı No: 4, Çankaya / Ankara, 06800

Telefon: 0546 646 70 14

WhatsApp: https://wa.me/905466467014